<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kanber KILINÇ Serbest Muhasebeci Mali Müşavir &#187; kurumlar vergisi</title>
	<atom:link href="http://www.kanberkilinc.com.tr/tag/kurumlar-vergisi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kanberkilinc.com.tr</link>
	<description>Ankara&#039;da Serbest Muhasebeci Mali Müşavir</description>
	<lastBuildDate>Fri, 12 Mar 2010 04:41:01 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>TÜRKİYE&#8217;DE YABANCI ŞİRKET KURULUŞU VE VERGİLENDİRİLMESİ</title>
		<link>http://www.kanberkilinc.com.tr/turkiyede-yabanci-sirket-kurulusu-ve-vergilendirilmesi.htm</link>
		<comments>http://www.kanberkilinc.com.tr/turkiyede-yabanci-sirket-kurulusu-ve-vergilendirilmesi.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 26 Jul 2009 21:55:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel Konular]]></category>
		<category><![CDATA[Borçlar Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[finansal kiralama]]></category>
		<category><![CDATA[gelir vergisi kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[kurumlar vergisi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Ticaret Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[TÜRKİYE'DE YABANCI ŞİRKET]]></category>
		<category><![CDATA[Vergi Usul Kanunu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kanberkilinc.com/?p=206</guid>
		<description><![CDATA[A- İŞLEMLER
1- TÜRKİYE&#8217;DE, YABANCILAR TARAFINDAN ŞİRKET KURULMASI
Kuruluş İşlemlerinde Gerekli Olan Belgeler Yabancı Uyruklu Ortağı Olan Limited Şirket Kuruluşunda İstenilen Belgeler 1. Dilekçe (yetkili tarafından veya vekaleten imzalanmalı, vekaletin aslı veya onaylı sureti eklenmelidir) 2. Kuruluş bildirim formu (ilgili yerler doldurularak yetkili tarafından imzalanmalıdır 5 nüsha)
3. Noter tasdikli ana sözleşme (3 nüsha)4. Kurucular ve müdürlerin fotoğraflı nüfus [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>A- İŞLEMLER<br />
1- TÜRKİYE&#8217;DE, YABANCILAR TARAFINDAN ŞİRKET KURULMASI<br />
Kuruluş İşlemlerinde Gerekli Olan Belgeler Yabancı Uyruklu Ortağı Olan Limited Şirket Kuruluşunda İstenilen Belgeler 1. Dilekçe (yetkili tarafından veya vekaleten imzalanmalı, vekaletin aslı veya onaylı sureti eklenmelidir) 2. Kuruluş bildirim formu (ilgili yerler doldurularak yetkili tarafından imzalanmalıdır 5 nüsha)</p>
<p>3. Noter tasdikli ana sözleşme (3 nüsha)4. Kurucular ve müdürlerin fotoğraflı nüfus sureti (noter veya muhtar onaylı &#8211; 2 nüsha)</p>
<p>5. Tercüme edilmiş pasaport sureti (noter onaylı &#8211; 2 nüsha)</p>
<p>6. Müdürlerin şirket unvanı altında imza beyannamesi (2 nüsha)</p>
<p>7. Tahsil edildi kaşeli ve imzalı banka dekontları (sermayenin onbinde dördünün rekabet kurumunun Ziraat Bankası Bilkent Plaza Şubesinde bulunan 5383761-5016 nolu hesaba yatırıldığını gösteren banka dekontu veya bankadan onaylı EFT makbuzu)</p>
<p>8. Oda kayıt beyannamesi (yetkililer tarafından imzalanmalı ortakların resimleri bulunmalıdır)</p>
<p>9. Taahhütname (yetkililer tarafından imzalanmış olmalı.)</p>
<p>10. İşyeri Bildirgesi</p>
<p>Yabancı uyruklu ortak gerçek kişi ise tercüme edilmiş noter onaylı pasaport sureti, yurt dışında ikamet eden Türk vatandaşı için çalışma veya ikamet izni, yabancı ortak tüzel kişi ise; tercüme edilmiş apostil veya konsolosluk onaylı faaliyet belgesi aslı ve noter onaylı tercümesi, tercüme edilmiş apostil veya konsolosluk onaylı sicil özeti, kuruluş işlemlerini yürütecek kişiye verilen tercüme edilmiş apostil veya konsolosluk onaylı vekaletname (vekaletnamede ortak olunacak şirkete iştirak ve bu şirkette kendilerini temsile yetkili kişi belirtilecektir.)</p>
<p>• Kurulacak şirkete yabancı ortaklarca yabancı ülkelerde kurulu bulunan şirketlerin menkul kıymetlerinin sermaye olarak konulması halinde; menşe ülke mevzuatına göre değer tespitine yetkili makamların veya menşe ülke mahkemelerince tespit edilecek bilirkişilerin yada uluslar arası değerlendirme kuruluşlarınca düzenlenecek, Türk Konsolosluğundan veya Lahey Devletler Özel Hukuku Konferansı Çerçevesinde hazırlanan &#8220;Yabancı Resmi Belgelerin Tasdiki Mecburiyetinin Kaldırılması Sözleşmesi&#8221; hükümlerine göre tasdik edilmiş belgenin aslı ve Türkçe tercümesi</p>
<p>• Türkiye&#8217;de ikamet eden yabancı uyruklu kişi için ikamet izni ibraz edilmelidir.</p>
<p>• Ortak yurt dışında ikamet eden Türk vatandaşı ise; çalışma veya ikamet izni eklenmelidir.</p>
<p>Bakanlık İznine Tabi Olmayan Yabancı Ortaklı Anonim Şirketin Kuruluşu Sırasında İstenilen Belgeler</p>
<p>1. Dilekçe (yetkili tarafından veya vekaleten imzalanmalı, vekaletin aslı veya onaylı sureti eklenmelidir)</p>
<p>2. Kuruluş bildirim formu (ilgili yerler doldurularak yetkili tarafından imzalanmalıdır &#8211; 5 nüsha)</p>
<p>3. Noter tasdikli ana sözleşme (3 nüsha)</p>
<p>4. Kurucuların ve yetkililerin fotoğraflı nüfus sureti (noter veya muhtar onaylı-2 nüsha)</p>
<p>Yabancı ortak gerçek kişi ise tercüme edilmiş noter onaylı pasaport sureti (2 nüsha), yurt dışında ikamet eden Türk Vatandaşı için çalışma veya ikamet izni yabancı ortak tüzel kişi ise; tercüme edilmiş apostil veya konsolosluk onaylı faaliyet belgesi aslı ve noter onaylı tercümesi, tercüme edilmiş apostil veya Konsolosluk onaylı sicil özeti; kuruluş işlemlerini yürütecek kişiye verilecek apostil veya konsolosluk onaylı tercüme edilmiş vekaletname (vekaletnamede ortak olunacak şirkete iştirak ve bu şirkette kendilerini temsile yetkili kişi belirtilmelidir)</p>
<p>5. Yetkililerinin şirket unvanı altında imza beyannamesi (2 nüsha)</p>
<p>6. Tahsil edildi kaşeli ve imzalı banka dekontları (sermayenin onbinde dördünün rekabet kurumunun Ziraat Bankası Bilkent Plaza Şubesinde bulunan 5383761-5016 nolu hesaba yatırıldığını gösteren banka dekontu veya bankadan onaylı EFT makbuzu)</p>
<p>7. Oda kayıt beyannamesi (daktilo ile doldurulmalı, ortakların resimleri bulunmalıdır)</p>
<p>8. Taahhütname (yetkili tarafından imzalanmış olmalı)</p>
<p>9. İşyeri Bildirgesi</p>
<p>• Kurulacak şirkete yabancı ortaklarca yabancı ülkelerde kurulu bulunan şirketlerin menkul kıymetlerinin sermaye olarak konulması halinde menşe ülke mevzuatına göre değer tespitine yetkili makamların veya menşe ülke mahkemelerince tespit edilecek bilirkişilerin yada uluslar arası değerlendirme kuruluşlarınca düzenlenecek, Türk Konsolosluğundan veya Lahey Devletler Özel Hukuku Konferansı Çerçevesinde hazırlanan &#8220;Yabancı Resmi Belgelerin Tasdiki Mecburiyetinin Kaldırılması Sözleşmesi&#8221;hükümlerine göre tasdik edilmiş belgenin aslı ve Türkçe tercümesi</p>
<p>• Türkiye&#8217;de ikamet eden yabancı uyruklu kişi için ikamet izni ibraz edilmelidir.(onaylı)</p>
<p>• Ortak yurt dışında ikamet eden Türk vatandaşı ise; çalışma veya ikamet izni eklenmelidir.(onaylı)</p>
<p>Bakanlık İznine Tabi Yabancı Ortaklı Anonim Şirketin Kuruluşu Sırasında İstenilen Belgeler</p>
<p>Özel finans kurumları, bankalar, holdingler, sigorta şirketleri, finansal kiralama şirketleri, factoring şirketleri, döviz büfesi işleten şirketler, SPK &#8216;ya tabi olan şirketler, umumi mağazacılıkla uğraşanlar, serbest bölge kurucusu ve işleticisi şirketlerin kuruluş ve ana sözleşme değişikliği bakanlık iznine tabidir.</p>
<p>1. Dilekçe (yetkili tarafından veya vekaleten imzalanmalı, vekaletin aslı veya onaylı sureti eklenmelidir)</p>
<p>2. Kuruluş bildirim formu (ilgili yerler doldurulup yetkili tarafından imzalanmalıdır &#8211; 5 nüsha)<br />
3. Noter tasdikli Ana Sözleşme (3 nüsha)</p>
<p>4. Kurucu ve yetkililerin fotoğraflı nüfus sureti(noter veya muhtar onaylı-2 nüsha)</p>
<p>Yabancı ortak gerçek kişi ise tercüme edilmiş noter onaylı pasaport sureti (2 nüsha), yurt dışında ikamet eden Türk vatandaşı ortak için çalışma ve ikamet izni yabancı ortak tüzel kişi ise; tercüme edilmiş apostil veya konsolosluk onaylı faaliyet belgesi aslı ve noter onaylı tercümesi, tercüme edilmiş apostil veya konsolosluk onaylı sicil özeti; kuruluş işlemlerini yürütecek kişiye verilen apostil veya konsolosluk onaylı tercüme edilmiş vekaletname (vekaletnamede ortak olunacak şirkete iştirak ve bu şirkette kendilerini temsile yetkili kişi belirtilmelidir)</p>
<p>5. Yetkililerin unvan altında imza beyannamesi (2 adet)</p>
<p>6. Bakanlık izin yazısı</p>
<p>7. Tahsil edildi kaşeli ve imzalı banka dekontları (sermayenin onbinde dördünün rekabet kurumunun Ziraat Bankası Bilkent Plaza Şubesinde bulunan 5383761-5016 nolu hesaba yatırıldığını gösteren banka dekontu veya bankadan onaylı EFT makbuzu)</p>
<p>8. Oda kayıt beyannamesi (daktilo ile doldurulmalı, ortakların resimleri bulunmalıdır)</p>
<p>9. Taahhütname (yetkili tarafından imzalanmış olmalı)</p>
<p>• Türkiye&#8217;de ikamet eden yabancı uyruklu kişi için ikamet izni ibraz edilmelidir.(onaylı)</p>
<p>• Ortak yurt dışında ikamet eden Türk vatandaşı ise; çalışma veya ikamet izni eklenmelidir.(onaylı)</p>
<p>Hisse Devri Yolu İle Yabancı Uyruklu Gerçek Veya Tüzel Kişinin Şirkete Ortak Olması Durumunda İstenilen Belgeler</p>
<p>1. Dilekçe (yetkili tarafından veya vekaleten imzalanmalı, vekaletin aslı veya onaylı sureti eklenmelidir)</p>
<p>2. Limited şirkette noter onaylı ortaklar kurulu kararı (kararda ortakların adres ve uyruğu belirtilmelidir &#8211; 2 nüsha) kolektif ve komandit şirkette ana sözleşmenin ilgili maddelerinde değişikliğe ilişkin imzaları noter onaylı tadil tasarısı (2 nüsha)</p>
<p>3. Noterde düzenlenen hisse devir sözleşmesi (1 nüsha)</p>
<p>4. Yabancı ortak gerçek kişi ise tercüme edilmiş noter onaylı pasaport sureti (2 nüsha), yurt dışında ikamet eden T.C uyruklu ortak için çalışma ve ikamet izni yabancı ortak tüzel kişi ise; tercüme edilmiş apostil veya konsolosluk onaylı faaliyet belgesi aslı ve noter onaylı tercümesi, tercüme edilmiş apostil veya konsolosluk onaylı sicil özeti, hisse devir işlemlerini yürütecek kişiye ortaklarca verilecek tercüme edilmiş apostil veya konsolosluk onaylı vekaletname. (Ortak olunacak şirkete iştirak ve bu şirkete kendilerine temsile yetkili kişi vekaletname de belirtilmelidir)</p>
<p>5. Yeni ortağın fotoğraflı nüfus sureti (noter veya muhtar onaylı 1 nüsha)</p>
<p>• Türkiye&#8217;de ikamet eden yabancı uyruklu kişi için ikamet izni ibraz edilmelidir.(onaylı)</p>
<p>• Ortak yurt dışında ikamet eden Türk vatandaşı ise; çalışma veya ikamet izni eklenmelidir.(onaylı)</p>
<p>• Hisse devir kararlarında sermayenin kısmen veya tamamen ödendiğinin beyan edilmesi zorunlu değildir; ancak kararda belirtilmesi durumunda sermayenin ödendiğinin ve öz varlık içinde sermayenin korunduğunun tespit edildiği SMMM/YMM raporunun ve müşavire ait faaliyet belgesinin ibrazı gerekmektedir.</p>
<p>YABANCI ŞİRKETLERİN HAZİNEYE YAPMALARI GEREKEN BİLGİLENDİRMELER</p>
<p>Ticaret Sicili Tarafından Yapılacak Bildirimler</p>
<p>4875 Sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu Yönetmeliği&#8217;nin 4&#8242;ncü maddesine göre, ilgili Ticaret Sicil Memurlukları,</p>
<p>· Kanun kapsamındaki şirket ve şubelerin kuruluş aşamasında ilgililerce doldurulacak &#8220;Şirket ve Şube Kuruluş Bildirim Formu ve Dilekçesi&#8221;nin bir nüshasını,</p>
<p>· Bu şirketlerin tescil ve ilana tabi her türlü ana sözleşme değişikliklerinin bir nüshasını,</p>
<p>· Bu şirketlerce ilgili Ticaret Sicil Memurluğuna iletilen &#8220;Ortaklar Listesi&#8221; veya &#8220;Hazirun Cetveli&#8221;nin bir nüshasını,</p>
<p>Müsteşarlığa gönderirler.</p>
<p>Bizzat Şirket Tarafından Yapılacak Bildirimler</p>
<p>4875 Sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu Yönetmeliği&#8217;nin 5&#8242;nci maddesine göre, Kanun kapsamındaki şirket (ve şubeler);</p>
<p>· Sermayelerine ve faaliyetlerine ilişkin bilgileri Yönetmelik ekinde (EK-1) yer alan &#8220;Doğrudan Yabancı Yatırımlar İçin Faaliyet Bilgi Formu&#8221; çerçevesinde yıllık bazda ve her yıl en geç Mayıs ayı sonuna kadar,</p>
<p>· Sermaye hesabına yapılan ödemelere ilişkin bilgileri Yönetmelik ekinde (EK-2) yer alan &#8220;Doğrudan Yabancı Yatırımlar İçin Sermaye Bilgi Formu&#8221; çerçevesinde, ödemeyi takip eden 1 ay içinde,</p>
<p>· Mevcut yerli veya yabancı ortakların kendi aralarındaki veya şirket dışındaki herhangi bir yerli veya yabancı yatırımcıya yaptıkları hisse devirlerine ilişkin bilgileri Yönetmelik ekinde (EK-3) yer alan &#8220;Doğrudan Yabancı Yatırımlar İçin Hisse Devri Bilgi Formu&#8221; çerçevesinde ve hisse devrinin gerçekleşmesini müteakip en geç 1 ay içinde,</p>
<p>Genel Müdürlüğe bildirirler.</p>
<p>· Tamamen yerli sermayeli şirketler;</p>
<p>· Şirkete yabancı bir yatırımcının iştirak etmesi veya</p>
<p>· Şirketin yaptığı sermaye artışına şirket dışındaki bir yabancı yatırımcının iştirak etmesi suretiyle hisse devrinin gerçekleşmesi halinde,</p>
<p>Hisse devirlerine ilişkin bilgileri Yönetmelik ekinde (EK-3) yer alan &#8220;Doğrudan Yabancı Yatırımlar İçin Hisse Devri Bilgi Formu&#8221; çerçevesinde ve hisse devrinin gerçekleşmesini müteakip en geç 1 ay içinde Genel Müdürlüğe bildirirler.</p>
<p>Yabancı Personel İstihdamında Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar</p>
<p>Türk Ticaret Kanunu hükümleri çerçevesinde şahıs ya da sermaye şirketi olarak ya da Borçlar Kanunu hükümlerine göre adi şirket kurmak mümkündür. Bu şirket özellikli olmayan doğrudan yabancı yatırımlar statüsünde hizmet verebilir.</p>
<p>Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanunun Uygulama Yönetmeliği&#8217;nin 4&#8242;ncü maddesine göre, yabancı personelin çalışma başvuruları, yurt dışında Türkiye Cumhuriyeti temsilciliklerine, yurt içinde doğrudan Bakanlığa yapılabilir.</p>
<p>5&#8242;nci maddeye göre, tüm başvuruların yazılı olarak Yönetmelikte belirlenen mercie dilekçe ile yapılması, yYönetmelik eki form ve belgelerin formun açıklama bölümünde belirtilen şekilde doldurulması ve yine form ekinde belirlenen tüm belgelerin başvuru dilekçesine eklenmesi gerekmektedir.</p>
<p>Bakanlık tarafından, bu Yönetmelikte istenilen belgeler dışında istenilecek belgeler, ulusal mevzuat ve değişen sosyo &#8211; ekonomik konjonktüre göre belirlenir.</p>
<p>Çalışma izinleri, Bakanlıkça yazılı olarak verilir. Çalışma izni verilen veya izni uzatılan yabancı mesleki hizmet sunucusuna verilecek ikamet izninde, ilgili meslek odasına geçici üyelik koşulu aranır.</p>
<p>6&#8242;ncı maddeye göre, yabancılar, yurt dışından çalışma izni için başvurularını, uyruğunda bulundukları veya daimi ikamet ettikleri ülkedeki Türkiye Cumhuriyeti temsilciliklerine yaparlar. Temsilcilikler, çalışma izin talebine ilişkin olabilecek değerlendirmeleri ile birlikte bu başvuruları doğrudan Bakanlığa iletirler.</p>
<p>28&#8242;nci maddeye göre, Türkiye&#8217;ye çalışmak üzere gelen bir yabancının eş ve bakmakla yükümlü olduğu çocuklarına da; yabancının kendisi ile birlikte en az beş yıl kanuni ve kesintisiz ikamet etmiş olmaları koşulu ile Kanun ve Yönetmelik hükümlerine göre süreli çalışma izni verilebilir. 29&#8242;ncu madde uyarınca, az beş yıllık kanuni ve kesintisiz ikamet koşulunun yerine getirildiği emniyet makamlarından alınacak belge ile kanıtlanır. Bu belge diğer belgelerle birlikte Bakanlığa süreli çalışma izni başvurusu sırasında iletilir.</p>
<p>Belli aşamadan sonra süresiz çalışma izni hakkına ulaşılır. 32&#8242;nc maddeye göre, yabancının en az sekiz yıl kanuni ve kesintisiz ikamet etmiş olması koşulunun yerine getirildiği emniyet makamlarından alınacak belge ile kanıtlanır. Bu belge diğer belgelerle birlikte Bakanlığa süresiz çalışma izni başvurusu sırasında iletilir.</p>
<p>Yabancı çalışanın bağımsız çalışma izni alması da söz konusu olabilir. 36&#8242;ncı maddeye göre, bağımsız çalışma izni; yabancıların, Türkiye&#8217;de en az beş yıl kanuni ve kesintisiz olarak ikamet etmiş olmaları, çalışmalarının, ekonomik kalkınma açısından katma değer yaratması ve istihdam üzerinde olumlu etki yapacak olması koşuluyla verilebilir.</p>
<p>37&#8242;nci maddeye göre, 7 nci maddesinde öngörülen, yabancının en az beş yıl kanuni ve kesintisiz ikamet etmiş olması koşulunun yerine getirildiği emniyet makamlarından alınacak belge ile kanıtlanır. Bu belge diğer belgelerle birlikte Bakanlığa bağımsız çalışma izni başvurusu sırasında iletilir.</p>
<p>40&#8242;ncı maddeye göre, bağımsız çalışma izninin değerlendirilmesinde dikkate alınmak üzere; yabancının faaliyetinin, ulusal ekonomiye sağlayacağı katkı ve yabancının icra edeceği faaliyet için yeterli miktarda gelire sahip olduğunu kanıtlayan belgeler, diğer belgelerle birlikte Bakanlığa iletilmesi istenebilir.</p>
<p>41&#8242;nci maddeye göre, bağımsız çalışma izni verilmesi uygun bulunan yabancıya, bağımsız çalışabileceğine ilişkin &#8220;Bağımsız Çalışma İzni Müracaat Belgesi&#8221; verilir.</p>
<p>Bazı yabancı çalışanların çalışma izni almalarına gerek bulunmamaktadır. Bunlar;</p>
<p>· Türkiye&#8217;nin taraf olduğu ikili ya da çok taraflı sözleşmelerle çalışma izninden muaf tutulanlar,</p>
<p>· Daimi ikametgahları yurt dışında olup bilimsel, kültürel ve sanatsal faaliyetler amacıyla bir aydan az, sportif faaliyetler amacıyla dört aydan az süre için geçici olarak Türkiye&#8217;ye gelen yabancılar,</p>
<p>· Sosyo-kültürel ve teknolojik alanlar ile eğitim konularında bir ayı aşmayan bir sürede Türkiye&#8217;ye önemli hizmet ve katkı sağlayabilecekleri ilgili mercilerce bildirilenler,</p>
<p>Muafiyet süreleri uzatılamaz. Ayrıca, son iki sıradakiler muafiyet hükümlerinden aynı yıl içinde sadece bir kez yararlanır.</p>
<p>Bu maddede sayılan yabancılar, geliş amaçlarını, ne kadar süre ile ve nerede kalacaklarına ilişkin bilgileri, bulundukları yerin emniyet makamlarına bildirirler. Bu bildirimlerde şahsi başvuru zorunluluğu yoktur.2- YABANCI ŞİRKETİN TÜRKİYE&#8217;DE ŞUBE AÇMASI</p>
<p>Yabancı Uyruklu Bir Şirketin Türkiye&#8217;de Şubesinin Tescili İçin Gerekli Belgeler</p>
<p>30 Kasım 1330 tarihli Ecnebi Anonim ve Sermayesi Eshama Münkasim Şirketler Kanununa göre yabancı uyruklu bir şirketin Türkiye İstanbul şubesinin kuruluşu için Sanayi ve Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel müdürlüğünden izin alınması gerekmektedir.</p>
<p>• Dilekçe (yetkili tarafından veya vekaleten imzalanmalı, vekaletin aslı veya onaylı sureti eklenmelidir)</p>
<p>• Türkiye vekili için düzenlenen noter onaylı 2 nüsha vekaletname sureti.</p>
<p>• Sanayi ve Ticaret Bakanlığı izin yazısı.</p>
<p>• Sanayi ve Ticaret Bakanlığı onaylı 1 nüsha müzeyyel beyanname ve 2 nüsha ilanı.</p>
<p>• Şube yetkilisi TC uyruklu ise fotoğraflı nüfus cüzdanı sureti yabancı uyruklu ise tercüme edilmiş noter onaylı pasaport sureti.</p>
<p>• Şube temsilcisinin şube unvanı ile düzenlenen imza beyannamesi</p>
<p>• Taahhütname (yetkili tarafından imzalanmış olmalı)</p>
<p>• Oda kayıt beyannamesi (Daktilo ile doldurulmalı, şube temsilcilerinin resimleri bulunmalıdır)</p>
<p>Hazine Müsteşarlığına Yapılacak Bildirim:</p>
<p>Yukarıda Açıkladığımız Üzere, DYYKY&#8217;nin 5&#8242;nci Maddesine Göre, Yabancı Şubelerin Hazineye Yapacakları Bildirim Şirketlerin Bildirimlerinde Olduğu gibi;</p>
<p>· Sermayelerine ve faaliyetlerine ilişkin bilgileri Yönetmelik ekinde (EK-1) yer alan &#8220;Doğrudan Yabancı Yatırımlar İçin Faaliyet Bilgi Formu&#8221; çerçevesinde yıllık bazda ve her yıl en geç Mayıs ayı sonuna kadar,</p>
<p>· Sermaye hesabına yapılan ödemelere ilişkin bilgileri Yönetmelik ekinde (EK-2) yer alan &#8220;Doğrudan Yabancı Yatırımlar İçin Sermaye Bilgi Formu&#8221; çerçevesinde, ödemeyi takip eden 1 ay içinde,</p>
<p>· Mevcut yerli veya yabancı ortakların kendi aralarındaki veya şirket dışındaki herhangi bir yerli veya yabancı yatırımcıya yaptıkları hisse devirlerine ilişkin bilgileri Yönetmelik ekinde (EK-3) yer alan &#8220;Doğrudan Yabancı Yatırımlar İçin Hisse Devri Bilgi Formu&#8221; çerçevesinde ve hisse devrinin gerçekleşmesini müteakip en geç 1 ay içinde,</p>
<p>Genel Müdürlüğe bildirirler.</p>
<p>3- TÜRKİYE&#8217;DE İRTİBAT BÜROSU AÇMAK</p>
<p>4875 Sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu Yönetmeliğinin(4875 Sayılı DYYKY) 6&#8242;ncı maddesine göre, Türkiye&#8217;de ticari faaliyette bulunmamak kaydıyla irtibat bürosu açılmasına ve verilen sürelerin uzatılmasına Hazine Müsteşarlığı yetkilidir.</p>
<p>Yabancı şirketlerin para ve sermaye piyasaları, sigortacılık gibi özel mevzuatı bulunan alanlarda faaliyette bulunmak amacıyla irtibat bürosu açma talepleri. İlgili özel mevzuat çerçevesinde yetkili kılınan kurum ve kuruluşlarca değerlendirilir.</p>
<p>Kuruluş başvurma tarihinden itibaren 5 iş günü içinde sonuçlandırılmaktadır.</p>
<p>İrtibat Bürolarının Müracaatında Aranan Belgeler</p>
<p>4875 Sayılı DYYKY&#8217;in 7&#8242;nci maddesine göre;</p>
<p>· Ana şirkete ait ve ilgili Türk Konsolosluğunca veya Lahey Devletler Özel Hukuku Konferansı çerçevesinde hazırlanan Yabancı Resmi Belgelerin Tasdiki Mecburiyetinin Kaldırılması sözleşmesi hükümlerine göre tasdik edilmiş Faaliyet Belgesi aslı</p>
<p>· Ana şirket hakkında hazırlanmış Faaliyet Raporu veya bilanço ve gelir tablosu</p>
<p>· İrtibat bürosunun faaliyetlerini yürütmekle görevli olarak atanacak kişiye verilecek yetki belgesi aslı</p>
<p>· İrtibat bürosunun kuruluş işlemlerinin başka bir kimse aracılığı ile yürütülmesi durumunda vekaletname aslı</p>
<p>İrtibat Bürolarının İşleyişi Esnasında Hazine Müsteşarlığına Yapılması Gereken Bildirimler</p>
<p>Yönetmeliğin 8&#8242;nci maddesine göre, irtibat bürolarının işleyişinde aşağıdaki esaslar geçerlidir:</p>
<p>· Kuruluş izni alan irtibat büroları, vergi dairesine kayıt belgesinin bir örneğini en geç 1 ay içinde Genel Müdürlüğe gönderirler. Bürolar, adres değişikliği durumunda yeni adreslerini en geç 1 ay içinde Genel Müdürlüğe bildirirler.</p>
<p>· İrtibat bürolarınca, her yıl en geç Mayıs ayı sonuna kadar, büronun geçmiş yıl faaliyetleri hakkında, Yönetmelik ekinde (EK-4) yer alan &#8220;İrtibat Bürolarının Faaliyetlerine İlişkin Bilgi Formu&#8221; doldurularak Müsteşarlığa gönderilir. Bu müracaatlara, büronun geçmiş yıl harcamalarının yurt dışından gönderilen dövizlerle karşılandığına ilişkin belgeler eklenir.</p>
<p>· İrtibat bürolarına azami 3 yıllık süre ile faaliyet izni verilir. İrtibat bürolarının süre uzatımlarında, geçmiş yıl faaliyetleri ile geleceğe yönelik plan ve hedefleri dikkate alınarak, her defasında azami 3 yıl olmak üzere süre uzatımı verilebilir.</p>
<p>· İrtibat bürolarının faaliyetlerini sona erdirmesi durumunda kapatma işlemi için, ilgili vergi dairesinden alınacak iş bırakma-yoklama fişi Genel Müdürlüğe gönderilir. Bürolar, kapanış ve tasfiye sonucunda oluşan bakiye haricinde, transfer talebinde bulunamazlar.</p>
<p>· Müsteşarlık, mevzuata aykırı davrandığı tespit olunan irtibat bürolarının kuruluş izinlerini iptal edebilir ve iptal kararını ilgili mercilere bildirir.</p>
<p>Doğrudan Yabancı Yatırımlarda Yabancı Uyruklu Personel İstihdamı Hakkında Yönetmelik&#8217;in 5-14&#8242;ncü maddelerine göre, irtibat Bürolarında İstihdam Edilecek Yabancı Personel İle İlgili Şu Hususlara Dikkat Edilmesi Gerekmektedir:</p>
<p>İrtibat bürolarında istihdam edilecek kilit yabancı personel aşağıdaki koşullarda çalıştırılabilecektir.</p>
<p>Kilit personel olarak adlandırılabilmek için; aşağıda listelenen, alanlarından en az bir tanesinde görev alan veya bu konularda yetki sahibi; şirket ortağı, yönetim kurulu başkanı, yönetim kurulu üyesi, genel müdür, genel müdür yardımcısı, şirket müdürü, şirket müdür yardımcısı ve benzeri mevkilerde görev yapan kişilerden birisi olmak gerekmektedir:</p>
<p>· Şirketin üst yönetiminde ya da yürütme pozisyonunda çalışmak,</p>
<p>· Şirketin tamamını veya bir bölümünü yönetmek,</p>
<p>· Şirketin denetçilerinin, idari veya teknik personelinin işlerini denetlemek veya kontrol etmek,</p>
<p>· Şirkete yeni personel almak ya da mevcut personelin işine son vermek veya bu konularda teklif yapmak,</p>
<p>Ayrıca aşağıdaki personel kilit personel konumundadır:</p>
<p>· Şirketin hizmetleri, araştırma cihazları, teknikleri ya da yönetimi için temel sayılan bilgiye sahip kişi,</p>
<p>· İrtibat bürolarında, yurt dışındaki ana şirket tarafından adına yetki belgesi düzenlenen en fazla bir kişi.</p>
<p>Yabancı personelin çalıştırılabilmesi için yurt dışından ve yurt içinden başvurulması mümkündür.</p>
<p>Yurt içinden yapılacak başvurularda sadece en az altı ay süreli ikamet tezkeresi almış ve bu süresi sona ermemiş olan yabancılar veya bunların işverenleri, başvurularını doğrudan Bakanlığa yapabilirler.</p>
<p>Türkiye&#8217;de öğrenim amacıyla verilen ikamet izinleri hariç, herhangi bir sebebe istinaden en az altı ay süreli ikamet izni almış olup da bu izin süresi içerisinde çalışma izni verilmiş yabancılardan, Türkiye&#8217;nin dış temsilcilikleri kanalı ile çalışma vizesi alması koşulu aranmaz. Ancak, insan ticaretine konu olan veya olabilecek alanlarda çalışacak yabancılar için altı ay süreyle ikamet etmiş olması konusu dikkate alınmayarak, her defasında dış temsilciliklerimizden çalışma vizesi almaları koşulu aranır.</p>
<p>Turistik vize ya da çalışma amacı dışındaki vizelerle veya iki ülke arasındaki vize muafiyeti programı ve diğer vize kolaylıklarından yararlanarak Türkiye&#8217;ye gelmiş olan ve ikamet tezkeresi olmayan yabancıların, çalışma izni için yurt içinden başvuruları alınmaz.</p>
<p>Yurt dışından yapılan başvurular, uyruğunda bulundukları veya daimi ikamet ettikleri ülkedeki Türkiye Cumhuriyeti temsilciliklerine yapılır. Temsilcilikler, çalışma izin talebine ilişkin olabilecek değerlendirmeleri ile birlikte bu başvuruları doğrudan Bakanlığa iletirler. Türkiye Cumhuriyeti temsilcilikleri ile Bakanlık, yurt dışından yapılacak çalışma izni başvuruları ile ilgili işlemleri, elektronik posta yolu ile yürütür. Başvuru sırasında istenilen belgeler ise, yabancının temsilciliğe başvurduğu tarihten itibaren en geç üç iş günü içerisinde yabancının işverenince Bakanlığa intikal ettirilir. Bütün belgeler teslim edildikten sonra doksan günlük süre içinde sonuç alınır.</p>
<p>B- VERGİSEL AÇIKLAMA</p>
<p>İRTİBAT BÜROLARINDA VERGİLENDİRME</p>
<p>Mevcut yasal düzenlemelere göre irtibat büroları Türkiye&#8217;de ticari faaliyette bulunamamakta, kar elde edip transfer edememekte ve bütün masrafların yurt dışından getirecekleri dövizlerle karşılamak zorunda bulunmaktadır. İrtibat bürosunun iş yeri, buranın işlerini yürütmekle görevli kişileri de daimi temsilci olarak kabul etmek mümkün değildir.</p>
<p>İrtibat bürolarının ticari faaliyette bulunmaması halinde,</p>
<p>· Mükellefiyet tesisine,</p>
<p>· İşe başlama bildiriminde bulunulmasına,</p>
<p>· Kurumlar vergisi beyannamesi verilmesine,</p>
<p>· Vergi Usul Kanunu hükümleri çerçevesinde defter tutulmasına,</p>
<p>gerek bulunmamaktadır.</p>
<p>193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu&#8217;nun 23.maddesinin 14 numaralı bendinde; Kanuni ve iş merkezi Türkiye&#8217;de bulunmayan dar mükellefiyete tabi işverenlerin yanında çalışan hizmet erbabına işverenin Türkiye dışında elde ettiği kazançları üzerinden döviz olarak ödediği ücretlerin vergiden müstesna olduğu hükme bağlanmıştır.</p>
<p>Bu hükme göre merkezi Tunus&#8217;ta bulunan firmanın İstanbul&#8217;da bulunan irtibat bürosunun Türkiye&#8217;de hiçbir şekilde ticari faaliyette bulunmaması ve hizmet erbabının ücretlerinin yurt dışından gönderilen dövizlerden sağlanması şartıyla Gelir Vergisi&#8217;nden istisna edilmesi gerekmektedir. Ayrıca hizmet erbabının Türkiye&#8217;de tam mükellef veya dar mükellef (Türk veya yabancı uyruklu) statüsünde olması, istisna uygulanması bakımından bir farklılık yaratmayacaktır.</p>
<p>Öte yandan, hizmet erbabının ücretlerinin yurt dışından gönderilen dövizlerin Merkez Bankası veya diğer bankalarda bozdurularak, bu ödemeye ilişkin dövizlerin Türk parasına çevrildiğini gösteren belgenin bordroya eklenmesi halinde de bu ücretlere istisna uygulanacaktır.</p>
<p>Ancak, herhangi bir</p>
<p>şekilde ticari faaliyette bulunduğunun tespiti halinde, Gelir Vergisi Kanunu&#8217;nun 23/14. maddesi uyarınca istisna uygulanmayacak dolayısıyla alınmayan vergilerin Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre cezalı olarak tahsil edilmesi söz konusu olacaktır.</p>
<p>Aynı Kanun&#8217;un 94.maddesinde, &#8220;Kamu idare ve müesseseleri, iktisadi kamu müesseseleri, sair kurumlar, ticaret şirketleri, iş ortaklıkları, dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadi işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler, gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı, zirai kazançlarını bilanço veya zirai işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler aşağıdaki bentlerde sayılan ödemeleri (avans olarak ödenenler dahil) nakden veya hesaben yaptıkları sırada, istihkak sahiplerinin gelir vergilerine mahsuben tevkifat yapmaya mecburdurlar.&#8221; hükmü yer almaktadır.</p>
<p>Söz konusu Kanun maddesinin 5/a alt bendinde de anılan Kanun&#8217;un 70.maddesinde yazılı mal ve hakların kiralanması karşılığında yapılan ödemelerden % 20, vergi tevkifatı yapılacağı hükme bağlanmıştır.</p>
<p>Bu durumda, Türkiye&#8217;de açılan irtibat bürosunun Gelir Vergisi Kanunu&#8217;nun 94.maddesinde tevkifat yapmak zorunda olduğu belirtilen kurumlardan olması ve kira ödemelerinin elde eden yönünden gayrimenkul sermaye iradı mahiyetinde olması halinde aynı Kanun&#8217;un 94-5/a maddesine göre tevkifat yapması ve muhtasar beyanname ile beyan etmesi gerekmektedir.</p>
<p>ŞUBELERDE VERGİLENDİRME</p>
<p>Kurumlar Vergisi Kurumlar Vergisi Yasası&#8217;nın 22&#8242;nci maddesi uyarınca &#8220;dar mükellef kurumların işyeri veya daimi temsilcisi vasıtasıyla elde edilen kazançların tespitinde, aksi belirtilmediği takdirde tam mükellef kurumlar için geçerli olan hükümler uygulanır.</p>
<p>Yasal düzenleme gereği olarak dar mükellefiyete tabi kurumların ticari veya zirai kazançlar dışında kalan kazanç ve iratları hakkında Gelir Vergisi Yasası&#8217;nın bu kazanç ve iratların tespitine ilişkin hükümleri uygulanacaktır. Ancak, bu kazanç ve iratların Türkiye&#8217;de yapılmakta olan ticari veya zirai faaliyetler kapsamında elde edilmesi halinde, kazanç, kurum kazancının tespitine ilişkin esaslar çerçevesinde hesaplanacaktır.</p>
<p>Dar mükellef kurum kazançları aşağıdaki kazanç ve iratlardan oluşur.</p>
<p>Vergi Usul Yasası hükümlerine göre Türkiye&#8217;de işyeri olan veya daimi temsilci bulunduran yabancı kurumlar tarafından bu yerlerde veya temsilciler vasıtasıyla yapılan işlerden elde edilen ticari kazançlar kurumlar vergisine tabidir. Ancak bu şartları taşısalar dahi dar mükellef kurumların ihraç edilmek üzere Türkiye&#8217;de satın aldıkları malları Türkiye&#8217;de satmaksızın yabancı ülkelere göndermelerinden doğan kazançlar, Türkiye&#8217;de elde edilmiş sayılmamaktadır. Bu bağlamda Türkiye&#8217;de satmaktan maksat, alıcı veya satıcının ya da her ikisinin Türkiye&#8217;de olması veya satış sözleşmesinin Türkiye&#8217;de yapılmasıdır.</p>
<p>· Türkiye&#8217;de bulunan zirai işletmelerden elde edilen kazançlar,</p>
<p>· Türkiye&#8217;de elde edilen serbest meslek kazançları,</p>
<p>· Taşınır ve taşınmazlar ile hakların Türkiye&#8217;de kiralanmasından elde edilen iratlar,</p>
<p>· Türkiye&#8217;de elde edilen menkul sermaye iratları,</p>
<p>· Türkiye&#8217;de elde edilen diğer kazanç ve iratlar,</p>
<p>Yukarıda sayılmak suretiyle belirtilen kazanç ve iratlardan ticari ve zirai kazançlar dışında kalanların vergilendirilmesinde geçerli olan ilkeler ise aşağıda açıklanmış bulunmaktadır.</p>
<p>Dar mükellef kurumların serbest meslek kazancı elde etmeleri, istihdam ettikleri personelleri aracılığı ile olmaktadır.</p>
<p>Serbest meslek kazançlarının Türkiye&#8217;de elde edilmiş sayılması için serbest meslek faaliyetinin Türkiye&#8217;de icra edilmesi veya Türkiye&#8217;de değerlendirilmesi gerekir.</p>
<p>Türkiye&#8217;de değerlendirmeden anlaşılması gereken, ödemenin Türkiye&#8217;de yapılması veya ödeme yabancı ülkede yapılmışsa Türkiye&#8217;de ödeyenin nam ve hesabına ödeme yapılanın hesaplarına intikal ettirilmesi veya kârından ayrılmasıdır.</p>
<p>Dar mükellef kurumların Türkiye&#8217;de elde ettikleri serbest meslek kazançları Kurumlar Vergisi Yasası&#8217;nın 30&#8242;uncu maddesi uyarınca vergi tevkifatına tabi tutulacaktır. Ancak serbest meslek kazancının dar mükellefin Türkiye&#8217;de yapmakta bulunduğu ticari faaliyet kapsamında ise, bu takdirde elde edilen serbest meslek kazancı ticari kazanç içersinde mütalaa edilecektir. Bu nedenle de ticari faaliyet kapsamında gerçekleşen serbest meslek kazancı ödeme aşamasında vergi tevkifatına tabi tutulmayacaktır.</p>
<p>Dar mükellef kurumların Türkiye&#8217;de taşınır ve taşınmazlar (gayrimenkul) ile hakların kiralanmasından elde edilen kazançlar eğer söz konusu kurumların ticari kazancı ile bağlantılı değilse bu takdirde bu gelirler (iratlar) gayrimenkul sermaye iradı olarak kabul edilecektir.</p>
<p>Dar mükellef kurumların Türkiye&#8217;de menkul sermaye iradı elde edebilmeleri için, yatırımlarını menkul kıymet olarak kabul edilen değerler üzerine yapmaları gerekmektedir.</p>
<p>Türkiye&#8217;de işyeri ve daimi temsilcisi bulunmayan dar mükellef bir kurumun menkul sermaye iradı elde etmesi halinde bu kazançların vergilendirilmesinde, yabancı kuruma söz konusu iradı sağlayanlar ile bu tür iratların sağlanmasına aracılık edenler sorumlu olmaktadır.</p>
<p>Diğer kazanç ve iratların Türkiye&#8217;de elde edilmiş sayılması için kazanç ve iradı doğuran kıymetin Türkiye&#8217;de bulunması, iş veya işlemlerin Türkiye&#8217;de yapılması veya Türkiye&#8217;de değerlendirilmesi gerekmektedir.</p>
<p>Kurumlar Vergisi Yasası&#8217;nın 30&#8242;uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca dar mükellefiyete tabi kurumların;</p>
<p>· Gelir Vergisi Yasası&#8217;nda belirtilen ilkeler çerçevesinde birden fazla takvim yılına yaygın inşaat ve onarım işleri ile uğraşan kurumlara bu işleri ile ilgili olarak yapılan hakediş ödemeleri,</p>
<p>· Serbest meslek kazançları,</p>
<p>· Gayrimenkul sermaye iratları,</p>
<p>· Gelir vergisi kesintisine tabidir.</p>
<p>Bu gelirler dışında dar mükellefiyete tabi kurumların elde ettikleri menkul sermaye iratlarının vergilendirilmesinde geçerli olan genel ilke tevkifat yolu ile vergilendirme olup, dar mükelleflere Gelir Vergisi Yasası&#8217;nın geçici 67&#8242;nci maddesi kapsamında sağlanan gelir ve iratlar sıfır oranında tevkifata tabi tutulmaktadır.</p>
<p>Tunus Türkiye Vergi Anlaşmasında, faiz ve g.maddi hak ödemeleri üzerinden %10, temettü gelirleri üzerinden(%25 den fazla sermaye payı varsa) %12 oranında stopaj hesaplanacaktır.</p>
<p>TÜRKİYE&#8217;DE TAM MÜKELLEFİYET TESİSİNDE VERGİLENDİRME</p>
<p>Türk ortaklar tarafından kurulan tam mükellef şirketlerle aynı esaslar çerçevesinde vergilendirme yapılacaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kanberkilinc.com.tr/turkiyede-yabanci-sirket-kurulusu-ve-vergilendirilmesi.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Avusturya&#8217;da Şirket Kurmak</title>
		<link>http://www.kanberkilinc.com.tr/avusturyada-sirket-kurmak.htm</link>
		<comments>http://www.kanberkilinc.com.tr/avusturyada-sirket-kurmak.htm#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 11 Nov 2008 20:49:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel Konular]]></category>
		<category><![CDATA[Katma Değer Vergisi]]></category>
		<category><![CDATA[kurumlar vergisi]]></category>
		<category><![CDATA[limited şirketler]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal sigortalar kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[yatırım teşvik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kanberkilinc.com.tr/?p=1087</guid>
		<description><![CDATA[İŞLETME KURMANIN ADIMLARI:Tek kişilik şirketinizin kuruluşunda atılması gereken 7 adım
1. Kuruluş, finansman ve hukuk danışmanlığıTicaret odanızın girişimci servisi ve/veya ilgili servisleri ya da uzman gruplarında yapılmaktadır.
Çevrimiçi ticaret kaydı: Çevrimiçi ticaret kaydı için lütfen ticaret odanızın girişimci servisi ile bağlantıya geçin.
2. Yeni şirket kuruluşuna veya işletme devrine ilişkin beyan
Yeni şirket kuruluşunda veya mevcut bir işletmenin (bedelli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İŞLETME KURMANIN ADIMLARI:Tek kişilik şirketinizin kuruluşunda atılması gereken 7 adım<br />
1. Kuruluş, finansman ve hukuk danışmanlığıTicaret odanızın girişimci servisi ve/veya ilgili servisleri ya da uzman gruplarında yapılmaktadır.<br />
Çevrimiçi ticaret kaydı: Çevrimiçi ticaret kaydı için lütfen ticaret odanızın girişimci servisi ile bağlantıya geçin.</p>
<p>2. Yeni şirket kuruluşuna veya işletme devrine ilişkin beyan<br />
Yeni şirket kuruluşunda veya mevcut bir işletmenin (bedelli veya bedelsiz) devrinde belirli vergiler, primler ve<br />
harçlar alınmaz. Bunun ön koşulu ise, yeni şirket kuruluşunun veya mevcut bir işletmenin devrinin bunun için öngörülmüş olan formlarla beyan edilmesidir (yeni kuruluşta NeuFö 1; işletme devrinde NeuFö 3). Lütfen bu beyanı ticaret odanıza düzenlettirin. Bunun için muhatap merciler, ticaret odanızın girişimci servisi, uzman grupları veya esnaf birlikleri ve bölge daireleridir.<br />
Formları da buralardan alırsınız.</p>
<p>3. Ticaret kaydı?<br />
Ticaret kaydı için aşağıdaki evraklara ihtiyacınız vardır:</p>
<p>3.1 Vasıf belgesini (örneğin ustalık imtihanı v.b.) kendiniz ibraz etmeniz halinde:</p>
<p>Pasaport</p>
<p>Avusturya’da ikamet etmeyen veya 5 yıldan daha az süredir ikamet eden kişilerde, geldikleri ülkeden iyi hal kağıdı.</p>
<p>Vasıf belgesi (örneğin ustalık veya vasıf imtihan diploması, okul diplomaları veya bonservisler) veya bireysel vasfın tesbitini gösteren belge (serbest sanayi ve ticaret kolları hariç – bunlarda vasıf belgesine gerek yoktur)</p>
<p>AB vatandaşı olmayanlarda serbest çalışmayı mümkün kılan yerleşme belgesi veya oturma izni</p>
<p>3.2 Vasıf belgesini kendiniz ibraz etmediğiniz, bunun yerine ticari faaliyet izni olan (işletmede haftalık asgari 20 saat çalışacak) bir genel müdür istihdam ettiğiniz takdirde:<br />
Ticaret kaydı için şunlara ihtiyacınız vardır:</p>
<p>Pasaport</p>
<p>Avusturya’da ikamet etmeyen veya 5 yıldan daha az süredir ikamet eden kişilerde, geldikleri ülkeden iyi hal kağıdı.</p>
<p>AB vatandaşı olmayanlarda yerleşme belgesi gereklidir<br />
Sınai hukuka dayalı genel müdürde arananlar:</p>
<p>Pasaport</p>
<p>Avusturya’da ikamet etmeyen veya 5 yıldan daha az süredir ikamet eden kişilerde, geldikleri ülkeden iyi hal kağıdı.</p>
<p>Ticaret kaydı sahibinde haftalık asgari 20 saat çalışacağına dair sosyal sigortalar kurumuna (GKK) kaydını yaptırdığına dair onay</p>
<p>Vasıf belgesi (örneğin ustalık veya vasıf imtihan diploması v.b.)</p>
<p>Sınai hukuka dayalı genel müdürün şirketteki faaliyetine ilişkin beyanı (form ile). Ne ticaret kaydı yaptıran şahıs ne de sınai hukuka dayalı genel müdür, sınai ve ticari faaliyetten men edilmiş olmamalılardır (Ticari Faaliyet Tüzüğü 13. maddesi gereğince).</p>
<p>Ticaret kaydı ile ticaret odasının aidat ödeme yükümlülüğüne sahip bir üyesi olursunuz. Daha ayrıntılı bilgiyi eyaletinizdeki ticaret odasından alabilirsiniz.</p>
<p>4. Bölge hastalık sigortası (Gebietskrankenkasse &#8211; GKK)<br />
Elemanlarınızı istihdamdan (işe başlamadan) önce ilgili bölge hastalık sigortasına kaydettirmeniz gerekmektedir.<br />
Ticari faaliyet izni olan bir genel müdür istihdam ettiğiniz takdirde, kendisini ticaret kaydından önce GKK’ya kaydettirmeniz gerekmektedir (ticaret kaydının yürürlüğe girmesiyle mümkündür), çünkü ticari ruhsat dairesine söz konusu eleman için GKK onayının ibraz edilmesi gerekmektedir.</p>
<p>5. Ticari sosyal sigorta<br />
Ticari şirketlerin sosyal sigortaya bildirimlerinin daha ilk ay içerisinde yapılması gerekmektedir. Bu bildirimi, ticaret kaydı çerçevesinde bölge idari merciine de otomasyon destekli yollardan yapabilirsiniz. Bu merci, bildiriminizi sosyal sigortalara iletecektir.</p>
<p>6. Vergi dairesi<br />
İlk ay içerisinde ticari faaliyetinizi vergi dairesine bildirmeniz ve vergi numarası için dilekçe vermeniz gerekmektedir. Vergi dairesine bu bildirimi, ticaret kaydı çerçevesinde bölge idari merciine de yapabilirsiniz. Bu merci, bildiriminizi vergi dairesine iletecektir.</p>
<p>7. Belde belediyesi/ Şehir belediyesi<br />
Dikkat edilmesi gereken hususlar: Evlerde/apartmanlarda yapılamayacak işlerde (örneğin ticaret, zanaat, gastronomi) işletmenin kurulacağı yer için yer tahsisine (tahsise) ve inşaat iznine (kullanım iznine) ihtiyacınız vardır.<br />
Eleman çalıştıracak olmanız halinde, bunu belde veya şehir belediyesine bildirmeniz gerekmektedir (yerel vergi).</p>
<p>Sınırsız sorumlu ortaklık (OG) veya komandit şirket (KG) kuruluşunda atılması gereken 9 adım</p>
<p>1. Kuruluş, finansman ve hukuk danışmanlığı<br />
Ticaret odanızın girişimci servisi ve/veya ilgili servisleri ya da uzman gruplarında yapılmaktadır.<br />
Çevrimiçi ticaret kaydı: Çevrimiçi ticaret kaydı için lütfen ticaret odanızın girişimci servisi ile bağlantıya geçin.</p>
<p>2. Yeni şirket kuruluşuna veya işletme devrine ilişkin beyan<br />
Yeni şirket kuruluşunda veya mevcut bir işletmenin (bedelli veya bedelsiz) devrinde belirli vergiler, primler ve harçlar alınmaz. Bunun ön koşulu ise, yeni şirket kuruluşunun veya mevcut bir işletmenin devrinin bunun için öngörülmüş olan formlarla beyan edilmesidir (yeni kuruluşta NeuFö 1; işletme devrinde NeuFö 3). Lütfen bu beyanı ticaret odanıza onaylattırın. Bunun için muhatap merciler, ticaret odanızın girişimci servisi, uzman grupları veya esnaf birlikleri ve bölge daireleridir. Formları da buralardan alırsınız.</p>
<p>3. Şirket sözleşmesi<br />
OG/KG, özel formaliteler gerektirmeyen ve yazılı ya da sözlü olarak yapılabileceğiniz bir şirket sözleşmesi ile (en az 2 kişiyle) kurulur. Ancak ileride ispat edebilme açısından, örneğin bir avukat nezdinde, yazılı olarak sözleşme yapmanızı tavsiye ederiz.</p>
<p>4. Ticari sicil kaydı / Tescil dilekçesi<br />
OG/KG, ancak ticari sicile tescilinin yaptırılmasından sonra kurulmuş olur. Ortaklar, ticari sicile tescil dilekçesini kendileri kaleme alabilirler.<br />
Ancak bu dilekçenin altındaki imzaların bir noter ya da mahkeme tarafından (bölge mahkemesi) onaylanması gerekmektedir.<br />
Ticari sicil kaydı için aşağıdaki evraklar gerekmektedir:</p>
<p>Şirket sözleşmesi (varsa; zorunlu değildir, ancak tavsiye edilir)</p>
<p>Temsile yetkili tüm şahısların (şahsen mesul ortaklar) noter ya da bölge mahkemesinden onaylı imza sirkülerleri</p>
<p>Şirket sözleşmesi olsa bile, şirketin ticari sicile tescil dilekçesinde aşağıdaki bilgiler gereklidir:</p>
<p>Firma (sınırlı sorumlu ortaklar) şirket metninde görünemezler, şirket türü takısı OG veya KG mutlaka yazılmalıdır</p>
<p>Sınırlı sorumlu ortakların sorumluluk miktarı</p>
<p>Şirketin merkezi ve şirket için belirleyici olan iş adresi</p>
<p>İş kolunun adı</p>
<p>Ortakların isim, doğum tarihi ve adresleri</p>
<p>Şahsen mesul ortakların hepsinin imza yetkisi olmaması halinde, bunun ticaret siciline işlenmesi gerekmektedir</p>
<p>Temsil uygulaması</p>
<p>Şirket sözleşmesinin yapıldığı tarih</p>
<p>Üçüncü ülkelerin vatandaşlarında (Avrupa Ekonomik Bölgesi vatandaşı olmayanlar) buna ilaveten bir de oturma izniyle şahsen mesul ortaklardan istihdam onayı veya muafiyet belgesi gereklidir (bu sonuncusu, Malta ve Kıbrıs vatandaşları dışında yeni AB vatandaşları için de geçerlidir)</p>
<p>5. Ticaret kaydı<br />
Ticaret kaydı için aşağıdaki evraklar gerekmektedir:</p>
<p>Belirleyici fonksiyona sahip tüm şahısların pasaportu (yani şahsen sorumlu ortaklar ile özel idari yetkiye v.b. sahip sınırlı sorumlu ortakların)</p>
<p>Ticaret sicili kay?t örneği</p>
<p>Avusturya’da ikamet etmeyen veya 5 yıldan daha az süredir ikamet eden sınai hukuka dayalı genel müdürün ve tüm şahsen mesul ortakların geldikleri ülkeden iyi hal kağıtları.</p>
<p>Belirleyici fonksiyona sahip tüm şahısların (yani şahsen sorumlu ortaklar ile özel idari yetkiye v.b. sahip sınırlı sorumlu ortakların) iflas ya da sabıka kaydı yüzünden ticaretten men edilmediklerine dair beyanları (Ticari Faaliyet Tüzüğü 13. maddesi gereğince)<br />
Sınai hukuka dayalı genel müdürde ayrıca arananlar:</p>
<p>Pasaport</p>
<p>Haftalık asgari 20 saat çalışacağına dair sosyal sigortalar kurumuna (GKK) kaydını yaptırdığına dair onay (sınai hukuka dayalı genel müdürün şahsen mesul ortak olması halinde buna gerek yoktur)</p>
<p>Vasıf belgesi (örneğin ustalık veya vasıf imtihan diploması, okul diploması veya bonservisler) ya da bireysel vasıf ispatı (serbest sanayi ve ticaret kolları hariç)</p>
<p>Sınai hukuka dayalı genel müdürün şirketteki faaliyetine ilişkin beyanı (form ile). Sınai hukuka dayalı genel müdür ve de tüm şahsen mesul ortaklar ticari faaliyetten men edilmiş olmamalılardır (Ticari Faaliyet Tüzüğü 13. maddesi gereğince).</p>
<p>Ticaret kaydı ile ticaret odasının aidat ödeme yükümlülüğüne sahip bir üyesi olursunuz. Daha ayrıntılı ilgiyi eyaletinizdeki ticaret odasından alabilirsiniz.</p>
<p>6. Bölge hastalık sigortası (Gebietskrankenkasse &#8211; GKK)<br />
Elemanlarınızı istihdamdan (işe başlamadan) önce ilgili bölge hastalık sigortasına kaydettirmeniz gerekmektedir.<br />
Ticari faaliyet izni olan bir genel müdür istihdam ettiğiniz takdirde, kendisini ticaret kaydından önce GKK’ya kaydettirmeniz gerekmektedir (ticaret kaydının yürürlüğe girmesiyle mümkündür), çünkü<br />
ticari ruhsat dairesine söz konusu eleman için GKK onayının ibraz edilmesi gerekmektedir.</p>
<p>7. Ticari sosyal sigorta<br />
OG’nin tüm ortakları ve de KG’nin tamamen şahsen mesul ortakları (komandite ortaklar), ticari şirketler sosyal sigorta kurumunda (GSVG) zorunlu sigortalılardır. Sigortalıların ticari şirketler sosyal sigorta kurumuna bildirimlerini bir ay içerisinde yapmaları gerekmektedir. Sosyal sigortalara bu bildirimi, ticaret kaydı çerçevesinde bölge idari merciine de otomasyon destekli yollardan yapabilirsiniz. Bu merci, bildiriminizi sosyal sigortalara iletecektir.</p>
<p>8. Vergi dairesi<br />
İlk ay içerisinde ticari faaliyetinizi vergi dairesine bildirmeniz ve ortak(lar) ve şirket için vergi numarası dilekçesi vermeniz gerekmektedir. Vergi dairesine bu bildirimi, ticaret kaydı çerçevesinde bölge idari merciine de yapabilirsiniz. Bu merci, bildiriminizi vergi dairesine iletecektir.</p>
<p>9. Belde belediyesi /Şehir belediyesi<br />
Dikkat edilmesi gereken hususlar: Evlerde/apartmanlarda yapılamayacak işlerde (örneğin ticaret, zanaat, gastronomi) işletmenin kurulacağı yer için yer tahsisine (tahsise) ve inşaat iznine (kullanım iznine) ihtiyacınız vardır.<br />
Eleman çalıştıracak olmanız halinde, bunu belde veya şehir belediyesine bildirmeniz gerekmektedir (yerel vergi).</p>
<p>Limited şirket kuruluşunda atılması gereken 11 adım</p>
<p>1. Kuruluş, finansman ve hukuk danışmanlığı<br />
Ticaret odanızın girişimci servisi ve/veya ilgili servisleri ya da uzman gruplarında yapılmaktadır.<br />
Çevrimiçi ticaret kaydı: Çevrimiçi ticaret kaydı için lütfen ticaret odanızın girişimci servisi ile bağlantıya geçin.</p>
<p>2. Yeni şirket kuruluşuna veya işletme devrine ilişkin beyan<br />
Yeni şirket kuruluşunda veya mevcut bir işletmenin (bedelli veya bedelsiz) devrinde belirli vergiler, primler ve harçlar alınmaz. Bunun ön koşulu ise, yeni şirket kuruluşunun veya mevcut bir işletmenin devrinin bunun için öngörülmüş olan formlarla beyan edilmesidir (yeni kuruluşta NeuFö 1; işletme devrinde NeuFö 3). Lütfen bu beyanı ticaret odanıza onaylattırın. Bunun için muhatap merciler, ticaret odanızın girişimci servisi, uzman grupları veya esnaf birlikleri ve bölge daireleridir. Formları da buralardan alırsınız.</p>
<p>3. Şirket sözleşmesi<br />
Kurucular – tek bir kurucu da olabilir – noterden bir şirket sözleşmesi yaparlar.</p>
<p>4. Ortaklar kararı<br />
Şirket sözleşmesinde yapılmamış ise, genel müdürün (müdürlerin) ve temsil yetkisinin tayini (tek başına, ortak, [korporasyon] ticari vekili ile birlikte). Genel müdür tayininin genel kurul kararıyla iptalini şirket sözleşmesinde en önemli nedenleri sıralayarak sınırlayabilirsiniz. Buna dair genel kurul tutanağı, noterden tasdikli ya da özel hazırlanabilir.<br />
Ancak genel müdürlerin (en az bir) limited şirketin ortağı olmaları gerekmez.</p>
<p>5. Banka onayı<br />
Ana sermayenin (asgari ana sermaye miktarı 35.000,– Euro olup, bunun asgari 17.500,– Euro tutarındaki bölümünün yatırılması gerekmektedir) genel müdürlüğün emrinde olacak şekilde şirket hesabına yatırılması.</p>
<p>6. Ticari sicil kaydı / Tescil dilekçesi<br />
Onaylı ticari sicil kaydı için aşağıdaki evraklara ihtiyacınız vardır (dilekçenin de onaylı olması gerekir):</p>
<p>Noterden tasdikli nüsha şeklinde şirket sözleşmesi</p>
<p>Genel müdür tayinine ilişkin onaylı ortaklar kararı (noterden ya da bölge mahkemesinden tasdikli)</p>
<p>Banka onayı</p>
<p>Genel müdürlerin imza sirküleri (noterden ya da bölge mahkemesinden tasdikli)</p>
<p>Harç ve reel transaksiyon vergisinde bir sorun olmadığına dair vergi dairesinden belge (Şirket vergisinin ödenmesi)</p>
<p>7. Ticaret kaydı<br />
Ticaret kaydı için aşağıdaki evraklar gerekmektedir:</p>
<p>Belirleyici fonksiyona sahip tüm şahısların pasaportu (yani genel müdürler, çoğunluk iştirakli ortaklar, azınlık iştirakli ama özel belirleyici haklara veya özel idari yetkilere v.b. sahip ortaklar)</p>
<p>Ticaret sicili kay?t örneği</p>
<p>Avusturya’da ikamet etmeyen veya 5 yıldan daha az süredir ikamet eden sınai hukuka dayalı genel müdürün ve tüm belirleyici idari fonksiyona sahip ortakların geldikleri ülkeden iyi hal kağıtları.</p>
<p>Belirleyici fonksiyona sahip tüm şahısların (yani genel müdürler, çoğunluk iştirakli ortaklar, azınlık iştirakli ama özel belirleyici haklara veya özel idari yetkilere v.b. sahip ortaklar) ticaretten men edilmediklerine dair beyanları.</p>
<p>Sınai hukuka dayalı genel müdürde ayrıca arananlar:</p>
<p>Pasaport</p>
<p>Haftalık asgari 20 saat çalışacağına dair sosyal sigortalar kurumuna (GKK) kaydını yaptırdığına dair onay (sınai hukuka dayalı genel müdürün aynı zamanda ticari hukuka dayalı genel müdür olması halinde buna gerek yoktur)</p>
<p>Vasıf belgesi (örneğin ustalık veya vasıf imtihan diploması, okul diplomaları veya bonservisler) ya da bireysel vasıf ispatı (serbest sanayi ve ticaret kolları hariç)</p>
<p>Sınai hukuka dayalı genel müdürün şirketteki faaliyetine ilişkin beyanı (form ile). Sınai hukuka dayalı genel müdür, ticari hukuka dayalı genel müdür(ler) ve de çoğunluk iştirakli ortaklar, ticari faaliyetten men edilmiş olmamalılardır (Ticari Faaliyet Tüzüğü 13. maddesi gereğince).</p>
<p>Ticaret kaydı ile ticaret odasının aidat ödeme yükümlülüğüne sahip bir üyesi olursunuz. Daha ayrıntılı bilgiyi eyaletinizdeki ticaret odasından alabilirsiniz.</p>
<p>8. Bölge hastalık sigortası (Gebietskrankenkasse &#8211; GKK)<br />
Elemanlarınızı istihdamdan (işe başlamadan) önce ilgili bölge hastalık sigortasına kaydettirmeniz gerekmektedir. Sınai hukuka dayalı bir genel müdür istihdam ettiğiniz takdirde, kendisini ticaret kaydından önce GKK’ya kaydettirmeniz gerekmektedir (ticaret kaydının yürürlüğe girmesiyle mümkündür), çünkü ticari ruhsat dairesine söz konusu eleman için GKK onayının ibraz edilmesi gerekmektedir.</p>
<p>9. Ticari sosyal sigorta<br />
Ticari şirketler sosyal sigorta kurumuna ilk ay içerisinde genel müdür yetkisine sahip ortakların daha önceden bu görevle Genel Sosyal Sigortalar Kanunu (ASVG) uyarınca zaten sigortalı olmamaları halinde, bildirimlerini yaptırmanız gerekmektedir (ASVG sigortası, Ticari Sosyal Sigortalar Kanunu GSVG’ye göre oldukça daha pahalıdır). Sosyal sigortalara bu bildirimi, ticaret kaydı çerçevesinde bölge idari merciine de otomasyon destekli yollardan yapabilirsiniz. Bu merci, bildiriminizi sosyal sigortalara iletecektir.</p>
<p>10. Vergi dairesi<br />
İlk ay içerisinde ticari faaliyetinizi vergi dairesine bildirmeniz ve ortak(lar) ve şirket için vergi numarası dilekçesi vermeniz gerekmektedir. Vergi dairesine bu bildirimi, ticaret kaydı çerçevesinde bölge idari merciine de yapabilirsiniz. Bu merci, bildiriminizi vergi dairesine iletecektir.</p>
<p>11. Belde belediyesi /Şehir belediyesi<br />
Dikkat edilmesi gereken hususlar: Evlerde/apartmanlarda yapılamayacak işlerde (örneğin ticaret, zanaat, gastronomi) işletmenin kurulacağı yer için yer tahsisine (tahsise) ve inşaat iznine (kullanım iznine) ihtiyacınız vardır.<br />
Eleman çalıştıracak olmanız halinde, bunu belde veya şehir belediyesine bildirmeniz gerekmektedir (yerel vergi).</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kanberkilinc.com.tr/avusturyada-sirket-kurmak.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çin&#8217;de Şirket Kurma Rehberi</title>
		<link>http://www.kanberkilinc.com.tr/cinde-sirket-kurma-rehberi.htm</link>
		<comments>http://www.kanberkilinc.com.tr/cinde-sirket-kurma-rehberi.htm#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 11 Nov 2008 20:02:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel Konular]]></category>
		<category><![CDATA[Katma Değer Vergisi]]></category>
		<category><![CDATA[KDV Oranı]]></category>
		<category><![CDATA[kurumlar vergisi]]></category>
		<category><![CDATA[mali müşavir]]></category>
		<category><![CDATA[Vergi Teşvikler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kanberkilinc.com.tr/?p=1082</guid>
		<description><![CDATA[Giriş:Çin eyaletler, özerk bölgeler ve özel idare bölgeleri gibi farklı idari yapılanmalarla başkent Pekin’den idare edilmektedir. Genel kanun ve diğer ilgili mevzuat merkezi hükümet (Pekin) tarafından çıkarılmakta, eyalet ve diğer yerel düzeydeki idareler uygulamaya yönelik ayrıntıları düzenlemektedir.
Çin ekonomisi 1978 yıllarının sonlarına kadar dışa kapalı olarak gelişmiştir. 1978 sonlarında başlayan dışa açılma hareketi, 2001 Aralık ayında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Giriş:Çin eyaletler, özerk bölgeler ve özel idare bölgeleri gibi farklı idari yapılanmalarla başkent Pekin’den idare edilmektedir. Genel kanun ve diğer ilgili mevzuat merkezi hükümet<span id="more-1082"></span> (Pekin) tarafından çıkarılmakta, eyalet ve diğer yerel düzeydeki idareler uygulamaya yönelik ayrıntıları düzenlemektedir.<br />
Çin ekonomisi 1978 yıllarının sonlarına kadar dışa kapalı olarak gelişmiştir. 1978 sonlarında başlayan dışa açılma hareketi, 2001 Aralık ayında Çin’in Dünya Ticaret Örgütü üyeliğine kabul edilmesi ile birlikte hız kazanmış, buna paralel olarak yabancı yatırımcıların girebileceği alanlar da artmıştır.<br />
Yabancı sermayenin Çin’de bir varlık kurmasının en kabul gören yöntemi temsilcilik ofisi açılmasıdır. Ancak temsilcilik ofislerinin ticari faaliyette bulunmaları mümkün olmadığı için temsilcilik ofislerinin faaliyetleri, pazar ve müşteri araştırması, ana şirketin işlerinin takip edilmesi gibi alanlarla sınırlı kalmaktadır. Temsilcilik ofisi dışında yabancı sermaye 3 değişik yöntemle Çin’de şirketleşebilmektedir.<br />
Yabancı Yatırım Türleri<br />
Temsilcilik ofisi dışında, yabancı sermaye için temel olarak 3 değişik şirket kurma yöntemi bulunmaktadır. Bunlar :<br />
1- Çin-Yabancı Ortak Girişimi (Sino-Foreign Equity Joint Venture)<br />
2- Çin-Yabancı Mukavelevi Ortak Girişim (Sino-Foreign Contractual Joint Venture)<br />
3- Tümüyle Yabancı Sermayeli İşletme (Wholly Foreign-owned Enterprise)<br />
Bu aşamada faaliyette bulunmayı düşündüğünüz sektörün % 100 yabancı yatırıma serbest olup olmaması, kurulacak şirketin türünü de belirlemektedir. Genel itibariyle hizmet sektörü hala tümüyle yabancı sermayeye açık olan bir sektör değildir. Ancak DTÖ taahhütleri çerçevesinde Çin hükümeti 11 Aralık 2004 tarihine kadar ticaret hakkını yerli ve yabancı tüm kişi ve şirketlere açacağını taahhüt etmiştir.<br />
Çin, DTÖ Katılım Protokolü ile, hububat, bitkisel yağ, şeker, tütün, hampetrol, rafine petrol, kimyasal gübre ve pamuk ithalatı ile çay, pirinç, soya fasulyesi, tungsten cevheri, amonyum paratungstat, tunsgstat ürünleri, kömür, hampetrol, rafine edilmiş petrol, ipek, ağartılmamış ipek, pamuk, pamuk ipliği, pamuklu dokuma kumaş, antimon cevheri, antimon oksit, antimon ürünleri ve gümüş ihracatı dışında kalan malların tüm yerli ve yabancı sermaye ve şahıs şirketlerince ithal ve ihraç edilmesine ilişkin tüm sınırlamaları 11 Aralık 2004’e kadar kaldıracağını taahhüt etmiş olup, bu taahhüt yerine getirilmiştir. Artık yabancı şirketler de kota ve lisans uygulamasına tabi olmaksızın ithalat ve ihracat yapmak üzere şirket kurabileceklerdir.<br />
Yabancı Yatırımlar için Rehber Katalog<br />
Çin hükümeti yabancı sermayenin yönlendirilmesi amacıyla bir yabancı yatırımlar rehber kataloğu yayımlamıştır. Rehber katalog ile yabancı yatırım “sınırlı”, “teşvik edilen” ve “yasak” olmak üzere 3 ayrı sınıfta toplanmıştır.<br />
Bir şirket kurmak için yapılacak başvurunun kabul, inceleme ve onay aşamaları, yatırım tutarı ile yukarıda bahsi geçen katalogtaki yerine de bağlı olarak merkezi hükümetten yerel idarelere kadar değişmektedir.Başlangıçta yabancı yatırım izinleri merkezden verilirken giderek yetki devri genişlemiştir.<br />
Bugün itibariyle Çin kamu kaynağı kullanmayan projelerde inceleme ve onay aşamaları bulunmamaktadır. Bunun dışındaki projelerde ise onay ve istatistik amaçlı kayıt şartı devam etmektedir.<br />
Proje Onayı Nereden Alınacak?<br />
Rehber Katalog’ta “teşvik edilen” veya “sınırlı” kategorideki bir yatırım için toplam yatırım tutarı (yatırım tutarının artırılması sonucu ulaşılan rakam da dahil olmak üzere) 100 milyon dolar veya üzerinde ise Ulusal Kalkınma ve Reform Komisyonu (NDRC-National Development and Reform Commission-) tarafından onaylanmaktadır.<br />
Rehber Katalog’ta “yasaklı” kategorideki bir yatırım için toplam yatırım tutarı(yatırım tutarının artırılması sonucu ulaşılan rakam da dahil olmak üzere) 50 milyon dolar veya üzerinde bir yatırımın onayi yine NDRC’den alınmaktadır.<br />
Kanunla getirilen limitlerin üzerindeki yabancı sermayeli işletmelerin kuruluş, değişiklik, kota veya lisans hususları, anasözleşme tadilatlari, ortaklık yapısında değişiklikler vs gibi işlemlerde Ticaret Bakanlığının onayı gerekmektedir.<br />
Yuakrıdaki tanımlamalar dışında kalan yabancı sermayeli projelerin onayı ise yerel düzeydeki devlet organlarından alınmaktadır.<br />
Şirket Kurma Aşamaları<br />
Başvuru (Çin – Yabancı Ortaklıkları için)<br />
Yabancı sermayeli şirket oluşumu için ilk aşama başvuru aşamasıdır. Az önce bahsi geçen 3 yatırım türünden ilk ikisinde (Çinlilerle ortaklık yapılması durumunda) ortaklığın onaylanması için bir iş teklifi hazırlanır. Bu teklifi Çinli ortak hazırlayarak yatırım türüne göre ilgili makama teslim eder.<br />
Fizibilite<br />
İş teklifinin onaylanmasının ardından çinli ve yabancı ortağın fizibilite üzerinde çalışma yaparak inceleme ve onay makamına sunması beklenir. Bu aşamada şirket tüzüğü hazırlanır.<br />
Ortaklık Sözleşmesi ve Şirket Tüzüğü Onayı<br />
Fizibilitenin de onaylanmasının ardından ortaklık sözleşmesi ve şirket tüzüğü onay için Ticaret Bakanlığına gönderilir. (Pekin dışında Ticaret Bakanlığının ilgili ofisine gönderilir). Ticaret Bakanlığı fizibilite, iş akdi ve şirket tüzüğünü aldığı tarihten itibaren 90 gün içerisinde olumlu veya olumsuz cevaplar.<br />
Yabancı Sermayeli İşletme Onay Belgesi<br />
Ticaret Bakanlığı olumlu cevap veririse ortaklığa “Yabancı Sermayeli Şirket Onay Belgesi” verilir. Bu onay şirketin ticaret siciline tesciline ve işletme ruhsatı almasına izin veren bir belgedir.<br />
İşletme Ruhsatı Başvurusu<br />
Ticaret Bakanlığından Yabancı Sermayeli Şirket Onay Belgesi alındıktan itibaren 30 gün içinde sanayii ve ticaret ofisine   “İşletme Ruhsatı” için başvurulması zorunludur. İşletme ruhsatının verildiği tarih şirketin kuruluş tarihidir.<br />
Tümüyle Yabancı Sermayeli Şirket Kuruluşu<br />
Bunun için yabancı yatırımcının başvuru işlemlerini yatırımcı adına yürütmeye yetkili kuruluşlar mevcuttur(Örnek : FESCO) Prosedür aynıdır. Ancak işlemleri adınıza yürüten bir şirket bulunmaktadır. Onay için yasal süreler aynıdır.<br />
Tamamen yabancı sermayeli şirketler işleme ruhsatını aldıktan itibaren 30 gün içerisinde Yuan (Çin para birimi) ve döviz cinsinden banka hesaplarını açtırmak, vergi ve gümrük idarelerine kaydolmak zorundadırlar.<br />
Asgari Kayıtlı Sermaye Şartı<br />
Çin yabancı sermayeli işletmelerde asgari kayıtlı sermaye ve sermayenin ödenmesi hususlarında açık hükümler getirmiştir.<br />
Şirketler Kanununa göre şirketler esas itibariyle A.Ş. veya Ltd. şirket şeklinde kurulmaktadır.<br />
Ltd. şirketler için asgari kayıtlı sermaye faaliyet türüne göre değişmektedir. Üretim ile iştigal edecek bir Ltd. şirket için asgari kayıtlı sermayenin 500.000 RMB olması gerekir. Mal toptancılığı ile iştigal edecekse bu rakam değişmezken perakendecilikle iştigal edecek bir Ltd. şirketin asgari kayıtlı sermayesinin 300.000 RMB olması gerekmektedir. Teknoloji geliştirme, danışmanlık ve hizmet işi ile iştigal edecekse Ltd. şirketin asgari 100.000 RMB kayıtlı sermayesi olması istenir.<br />
A.Ş. statüsünde asgari kayıtlı sermaye ise 10.000.000 RMB olarak belirlenmiştir.<br />
Mevcut geçerli yasal düzenlemelere göre yabancı sermayeli girişim ortaklıklarının asgari kayıtlı sermaye seviyeleri aşağıdaki gibi belirlenmiştir:<br />
1-    Perakendecilik ile iştigal edecek bir iş ortaklığı (Joint venture-JV) orta ve batı Çin’de ise 30.000.000 RMB değilse 50.000.000 RMB<br />
2-    Toptancılıkla iştigal edecek bir iş ortaklığı (JV) için 80.000.000 RMB, orta ve batı bölgelerde kurulmuşsa 60.000.000 RMB<br />
3-    Yabancı veya iş ortaklığı şeklinde banka kurulacaksa 300.000.000 RMB değerinde serbest konvertbl döviz<br />
4-    Yabancı veya iş ortaklığı şeklinde kurulacak bir mali kuruluşta 200.000.000 RMB değerinde serbest konvertbl döviz<br />
5-    Seyahat acentası iş ortaklığında 4.000.000 RMB<br />
6-    Dış ticaret alanında iş ortaklığında 100.000.000 RMB<br />
7-    Uluslararası yük taşımacılığı alanında iş ortaklığında 1.000.000 ABD doları<br />
8-    Yayın basımı işi için kurulmuş iş ortaklığında 5.000.000-10.000.000 RMB arası.<br />
9-    Eyaletlerarası temel telekom hizmetleri için kurulan şirketlerde asgari kayıtlı sermaye şartı 2.000.000.000 RMB’dir. Eyalet dahilinde temel telekom hizmetleri için 200.000.000 RMB, eyaletlerarası katma değerli telekom hizmetleri için 10.000.000 RMB, eyalet dahilinde katma değerli telekom hizmetleri vermek amacıyla kurulmuş bir şlirket için ise 1.000.000 RMB asgari kayıtlı sermaye şartı bulunmaktadır.<br />
10-    Yabancı sermayeli sigorta şirketleri için 200.000.000 RMB veya eşdeğeri serbest konvertbl döviz<br />
11-    Yabancı sermayeli yatırım şirketi için 30.000.000 ABD doları<br />
12-    Yabancı sermayeli yatırım ortaklıkları için 30.000.000 RMB<br />
Bunların dışında kayıtlı asgari sermayenin toplam yatırım ile ilişkilendirildiği durumlar da mevcuttur. Sözgelimi bir Çin-yabancı iş ortaklığında:<br />
1-    3 milyon ABD doları veya daha altındaki bir yatırım sözkonusu ise kayıtlı sermayenin toplam yatırım tutarının asgari % 70’inde olması beklenir.<br />
2-    3 milyon ABD dolarından fazla ancak 10 milyon ABD dolarına eşit veya daha az ise kayıtlı sermayenin toplam yatırım tutarının asgari % 50’si olması gerekmektedir. Toplam yatırım 4.2 milyon dolardan az ise asgari sermayenin 2.1 milyon dolardan aşağıda olmasına izin verilmez.<br />
3-    Toplam yatırım 10 milyon ABD dolarından fazla ancak 30 ABD dolarına eşit veya bundan az ise asgari kayıtlı sermayenin toplam yatırımın % 40’ı olması aranır. Toplam yatırım 12.5 milyon ABD dolarından az ise asgari kayıtlı sermayenin 5 milyon ABD dolarından az olmaması gerekir.<br />
4-    Toplam yatırım 30 milyon ABD dolarından büyük ise asgari kayıtlı sermayenin toplam yatırımın üçte birinden az olmaması şarttır. Yatırım tutarı 36 milyon dolardan az ise asgari kayıtlı sermayenin de 12 milyon dolardan aşağıda olmaması gerekmektedir.<br />
Bir yabancı sermayeli işletme yukarıdaki şartları tamamlayamayacağını düşünüyorsa “özel muamele” için ilgili mercilere başvurabilir. Burada birden fazla merkezi hüümet kuruluşunun devrede olacağı unutulmamalıdır.<br />
Kayıtlı Sermaye Ödenme Süresi<br />
Çin’deki her 3 tür yabancı yatırım şeklinde de (iş ortaklıkları ve tümüyle yabancı sermayeli kuruluş durumunda) ortaklık sözleşmesi veya şirket anasözleşmesinde sermaye şartının ne zamana kadar yerine getirileceğine dair hükmün açıkça belirtilmiş olması gerekir.<br />
Sermaye şartının yerine getirilmesinde Çin’de iki yöntem mevcuttur. Bunlardan biri ortakların tek seferde işletme ruhsatı alınmasını müteakip 6 ay içerisinde sermayeyi ödemeleridir. İkinci yöntem ise sermayenin taksitlendirilerek ödenmesidir. Bu durumda ilk taksidin toplam kayıtlı sermayenin (her ortağın payına düşen kısmın) % 15’inden az olmaması gerekir. Bakiyenin belirli bir zaman içerisinde kapatılması şarttır. Uygulamada:<br />
1-    500.000 ABD doları veya altındaki kayıtlı sermayelerde son ödemenin, işletme ruhsatı alınmasından itibaren en çok 1 yıl içerisinde yapılması gerekir.<br />
2-    500.000 ABD dolarından fazla ancak 1 milyon ABD dolarına kadar (1 milyon dolar dahil) olan kayıtlı sermaye olması durumunda kayıtlı sermayenin tamamının işletme ruhsatı alınmasından itibaren en çok 18 ay sonra ödenmesi gerekir.<br />
3-    Kayıtlı sermaye 1 milyon ABD dolarından fazla ancak 3 milyon ABD dolarından az (3 milyon dolar dahil) ise işletme ruhsatı alınmasından itibaren en çok 2 yıl içerisinde ödenmesi gerekir.<br />
4-    Kayıtlı sermayenin 3 milyon ABD dolarından fazla ancak 10 milyon ABD dolarından az (10 milyon dolar dahil) ise işletme ruhsatı alınmasından itibaren en çok 3 yıl içerisinde ödenmesi gerekir.<br />
5-    Kayıtlı sermayenin 10 milyon ABD dolarından büyük olması durumunda ise onay merci her olayı kendi içerisinde ayrı ayrı değerlendirmekte ve farklı ödeme takvimi çıkartabilmektedir.<br />
Kayıtlı sermayenin kanunla tanınan sürelerde ödenmesinde bir zorlukla karşılaşan yabancı sermayeli işletme sermaye kapatma döneminin uzatılması için ilgili makamlara dilekçe ile başvurmak zorundadır.<br />
Tek Başvuruda Tüm Kuruluş İşlemlerinin Tamamlanması<br />
Çin doğrudan yabancı sermayede çok parlak bir performans sergilemektedir. Haftada 1.4 milyar dolara yakın doğrudan yabancı sermaye fiilen ülkenin döviz rezervlerine eklenmektedir.<br />
Bu durum ülke içinde yerel yönetimler arasında yatırım ortamının iyileştirilmesi hususunda kıyasıya bir rekabete yolaçmaktadır. Birçok yerel hükümet, yabancı sermayeye tek bankodan tüm işlemlerini yaptırabileceği “one stop shop” olarak adlandırılan hizmet sunmaktadır. Burada yabancı yatırımcıdan istenen belgeler bir seferde sorulmakta, belgeler alındıktan itibaren belirli bir süre sonra (eyaletler arasındaki rekabet ve eyaletin yabancı sermayeye duyarlılığı nedeniyle genelde bu süreler yukarıda bahsi geçen 90 günlük yasal sürelerden çok daha kısa olabilmektedir) işletmenin kuruluşu hazırlanmış, ruhsat alınmış, gerekli vergi, gümrük kayıtları yapılmış olarak yatırımcıya her türlü sorun giderilmiş olarak hizmet verilmektedir.<br />
TEMSİLCİLİK OFİSLERİ<br />
Temsilcilik ofisleri (TO) de benzer şartlarda kurulduğundan ve çok yaygın biçimde kullanıldığından buna ilişkin bilginin ek olarak aşağıda verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir.<br />
Neden Temsilcilik Ofisi?<br />
Temsilcilik ofisleri (TO), en çabuk ve en ucuz yol olması nedeniyle Çin Halk Cumhuriyeti’ne (Çin) yatırım düşünen yabancıların en çok başvurduğu yöntemdir.<br />
Sınırlı Faaliyet İzni<br />
Faaliyet alanları sınırlıdır. Çin’deki faaliyetlerinden gelir elde etmeleri yasaktır. Piyasa araştırması yapmak, ana şirket adına işlemleri yürütmek, iş ilişkisi kurmak, ana şirket ile Çinli firmalar arasında müzakereleri yürütmek pazarlama veya kalite kontrolu yapmak gibi faaliyetler için kurulurlar. Kimi zaman ana şirket adına bir nevi satış ofisi rolünü üstlenseler de faturalama safhasında hiçbir şekilde TO’nun adı geçmemelidir.<br />
Temsilcilik Ofisi Neler Yapabilir?<br />
TO ile birlikte ofis kiralayabilir, mahalli personel istihdam edebilir, mal veya hizmeti (ana şirket adına) pazarlayabilir, ana şirketinizin Çin’deki faaliyetleri için destekleyici işleri yürütebilir. TO’da çalışan yabancılar oturma ve çalışma izni, çok girişli vize alabilir. Ancak Çin’deki faaliyetleri nedeniyle TO’ların para kabul etmeleri yasaktır. Yani Çin’de yürüttükleri işlemlerden para kazanmalarına izin verilmez. Ancak bazı durumlarda ana şirket üzerinden gelen paraların ilgili yere ödenmesine aracılık edebilirler.<br />
Temsilcilik Ofisi Kurulması için Neler Gerekir?<br />
TO kuruluşuna izin veren otorite, bizdeki ticaret siciline denk gelen State Administration of Industry and Commerce (SAIC) yani Devlet Sanayi ve Ticaret İdaresi’dir. SAIC’ler TO kuruluşu için yapılan başvuruda genelde aşağıdaki kriterleri ararlar:<br />
- Enaz 1 yıllık iş geçmişi olma (ana şirket için)<br />
-13 bin ABD Dolar karşılığına kadar kayıtlı sermaye. (Şirketler Kanununda kayıtlı sermaye olarak gecen tutar, kuruluş anında fiilen ödenmesi gereken asgari sermayedir)<br />
-Ticari özgeçmiş veya en son gelir gider durumunu gösteren belge ve bilgiler<br />
Eğer TO, ana şirket yerine ana şirketin bir iştiraki üzerinden kurulacaksa daha karmaşık bir prosedür veya resmi makamların ilave belge/bilgi talebi sözkonusu olabilmektedir.<br />
Temsilcilik Ofisi Başvurusu<br />
Çin’e has bir garip bir durum TO başvurusu sırasında karşımıza çıkmaktadır. Çin’de ofis kiralayabilmek için TO lisansınızın olması gerekmektedir. TO lisansı ise ancak ofis yerini kiraladığınızda istihsal edilmektedir. Bunun için kiralayacağınız ofisin belirli izinlerinin önceden alınmış olmasına ve TO kuracağınız yere dikkate etmenizde yarar görülmektedir.<br />
Herşeyden önce ofisin kiralanacağı binada ofise izin verilip verilmediği, veriliyorsa yabancılar için serbest olup olmadığını öğrenmek gerekir. Bu şartların karşılandığına emin olduktan ve kira müzakere edilip mukavelede anlaşıldıktan sonra malsahibinin “yabancılara kiralama hakkı” olup olmadığını da ayırca öğrenmek gerekmektedir.  “zu lin xu ke zheng” olarak bilinen bu belge Yabancı Sermaye Ofisi tarafından TO başvurusu sırasında aranan bir belgedir.<br />
Bu aşamayı bitirdikten sonra TO için belgelerinizi tamamlama safhasına geçebilirsiniz. Bu aşamada sizden:<br />
- TO kuruluşu için bir dilekçe,<br />
- Ana şirket için mevcut İşletme Ruhsatı veya en son mali tablolar<br />
- Banka referans mektubu<br />
Ana şirket yönetim organının Çin’de TO kurulmasına ilişkin kararı<br />
istenecektir. Birçok durumda Çin’deki ticaret sicil ofisleri Türkiye’den gelecek belgelerde Türkiye’deki Çin konsolosluklarının tasdikini de ararlar. Hong Kong’ta kurduğunuz bir firmaya anakara Çin’de TO kuruyorsanız, kuruluş yerine göre (Shenzhen, Tianjin ve Changchun ve başka diğer bazı yerler gibi) belgelerin Çin tarafından Hong Kong’a atanmış bir yetkili tarafından onaylanması istenebilmektedir. Bu durumun kuruluş yerine göre mahalli ticaret sicil ofisinden (regional SAIC) sorulması gerekmektedir. Aksi taktirde onayın gecikmesi dolayısı ile iş yapmadan ofise kira ödenmesi gibi istenmeyen durumlara yolaçabilmektedir.<br />
Tüm belgeler tamamlandığında genelde iki hafta içerisinde “TO Kuruluşu için Onay Belgesi” alınabilmektedir. Bu belge ile TO kuruluşu için resmi makamlardan izin almış sayılırsınız. Bu belge “İşletme Ruhsatı” yerine geçmemektedir. İşletme ruhsatı, kanundaki ingilizce karşılığı ile “İş Lisansı” (business license), Kuruluş Onay Belgesinin alınmasını müteakip genelde bir hafta içerisinde alınabilmektedir.<br />
Gümrük İdaresine Kayıt<br />
TO’lar Çin dışından yapacakları malların listesini önceden vermek kaydıyla Çin’e bu TO için kullanacakları malları gümrüksüz getirebilirler.<br />
Temsilcilik Ofisi Vergi Ödemek Zorundadır<br />
TO’ların “geliri olmadığı için vergi ödemeyeceğine” ilişkin yanlış bir kanı hakimdir. TO lar iki tür vergi ödemekle yükümlüdürler. İş vergisi (business tax) ve Yabancı Şirket Kurumlar Vergisi (Foreign Enterprise Income Tax).<br />
İş vergisi, (kira, maaşlar, elektrik, su, telefon faturaları gibi) işletme masrafları üzerinden ödenmektedir. Aylık beyan edilip, aylık olarak ödenmektedir. Kurumlar Vergisi ise, iş vergisinin belirli bir oranı olarak hesaplanarak ödenmektedir. Netice itibariyle TO’nun işletme masraflarının % 10’u kadar bir tutar İş ve Kurumlar Vergisi ödemelerine yetmektedir.<br />
Ana şirketin imalat sanayinde faaliyette bulunması ve TO’nun Çin’de mal satışı için aracılık etmesi veya TO’nun Çin mallarının ihracatına aracılık etmesi gibi durumlarda TO’ların vergi muafiyeti sözkonusu olabilmektedir. Ancak bu durumlar özel durumlar olup, profesyonel danışmanlık yardımı almak gerekebilmektedir. Vergi konusu Çin’de çok sıkı takip edilmekte cezalar ödenmemiş verginin 5 katına kadar çıkabilmektedir.<br />
Temsilcilik Ofisinin Yabancı Çalışanlarının Vergi Yükümlülüğü<br />
TO’ların baştemsilcileri veya diğer temsilciler, Çin’de yerleşik yabancı olarak vergi dairesine şahsen başvurarak gelir vergisi mükellefi olmak ve doğacak vergiyi ödemekle yükümlüdürler. Yabancılar için Çin’de bir vergi muafiyet eşiği bulunmaktadır. Aylık 4000 Yuan’lık gelir vergiden muaf tutulmuştur. Aşan kısım artan maaşa orantılı olarak artan vergiye tabi tutulmaktadır.<br />
Temsilcilik Ofislerinin Banka Hesapları<br />
TO’lar banka hesabı açmak zorundadırlar. Hesaplar Çin Bankasında olabileceği gibi yabancı banka da olabilir. Bu hesaba TO’nun masrafları için ana şirketten gelecek olan tutarlar yatırılır ve ofis masrafları ödenebilir. Ticari faaliyetten gelir elde etme yasağı bulunduğu için TO banka hesapları sıkı denetlenmektedir. TO hesabından nakit ödeme veya bireye transfere izin verilmeyebilir. İş ile ilgili bir ödemede yasal kanıt (fatura, kontrat vs) istenebilir.<br />
Temsilcilik Ofislerinin Denetimi<br />
Yeminli Mali Müşavirler tarafından yılda bir kez denetime tabidirler. Denetimde geçmiş yıla ilişkin defterler ve aylık vergi beyannameleri incelenir ve mahalli vergi dairesine yazılı rapor verilir.<br />
Ticaret Yasağı<br />
TO’ların ticaret yapması yasaktır. Çin’de yaptıkları işten para kabul edemezler. Ancak ana şirkete iş imkanı yaratabilir ve bu işten kaynaklanan verginin ana şirkete adına ödenmesine aracılık edebilirler. Bunun için TO ile ana şirketin muhatabı arasında bu konuda bir mukavele imzalanmış olması gerekir. Bunu yaparken aracılık edilecek işteki taraflar arasındaki kar tanımının iyi yapılması, bununla ilgili tüm işlemlerin sorunsuz yürütülmesine yardımcı olacaktır. TO’nun bu tür bir aracılık yapabilmesi için İşletme Ruhsatının bir kopyası ile beraber aracılık mukavelesinin, aracılığın yapılacağı yerdeki ilgili vergi dairesine değerlendirme / inceleme için götürülmesi gerekmektedir. İnceleme sonrasında ana şirketten bir stopaj sözkonusu olacaktır. Böylelikle TO ticaret yapmamış dolayısı ile vergilendirilmemiş olacak, Çin’de kurulu olmayan yabancı şirket (ana şirket) ticarete taraf olarak vergi (stopaj) ödeyecektir. Stopaj işin türüne göre değişebilmektedir. İşleme konu mal ve hizmet değerinin karlılığına göre otoritelerce bir değerlendirme yapılacak ve bunun sonucunda ulaşılacak rakam stopaj olarak ödenecektir. Vergi Yuan olarak ödenebilir ancak vergi tutarının ana şirket veya karşı şirket tarafından TO hesabına transfer edilmesi gerekecektir. Bu durumu meşru gösteren bir belge vergi dairesinden verilmektedir. Müşteriden gelen tutardan verginin ödenmesinden sonra ana şirkete işin parası gönderilebilir. Ancak bunun için de bir dizi izin alınması ve yazışma yapılması gerekmektedir.<br />
Temsilcilik Ofisinde Yabancı Personel İstihdamı<br />
Çin piyasasını hedefleyen yabancılar için en pratik yöntem olan TO’larda istihdam edilecek Çinli personelin bulunmasına yardımcı olması için kurulmuş en geniş örgüt “Foreign Enterprises Service Corporation”dır.(FESCO) FESCO’nun izni olmadan TO’ların Çinli personeli yasal olarak istihdam etmesi ve buna ilişkin diğer (Çinlinin TO’nun bulunduğu yerde oturma izni alması vs gibi) yasal formaliteleri tamamlaması mümkün değildir. TO’ların %100 yabancı sermayeli şirketler gibi tüzel kişiliği ve bağımsız sorumlulukları olmadığından devlet organları tarafından gözetilmesi gerektiği düşünülmüş, 80’lerin başından 90’lı yılların sonuna kadar FESCO’nun hakimiyeti devam etmiştir. Son zamanlarda bu tekel biraz kırılmıştır. 1996 yılından bu yana Pekin ve Şangay’da oluşturulan 5 tane, yasal olarak tanınmış kamu kaynaklı yarı-resmi örgüt bulunmaktadır. Bunlar :<br />
•    FESCO,<br />
•    China Star Corporation (Si Da),<br />
•    China International Intellectech Co. (Zhong Zhi),<br />
•    China International Enterprises Cooperation Co (CIECC)<br />
•    China International Talents Development Centre (CITDC).<br />
Guangdong eyaletinin Shenzhen kentinde FESCO’nun sunduğu hizmeti sunan ancak ücret tarifesi bilinmeyen bir şirket mevcut iken, aynı eyalette Guangzhou’da, 8 resmi şirket FESCO ile rakebet eder durumdadır. Dikkat edilmesi gereken husus, hizmet alınan şirketin yasal olup olmadığıdır. Zira personelin yasal olarak sitihdam edilip edilmemesi aracı şirketin yasal olup olmadığı ile ilgilidir.<br />
Normal prosedüre göre Çinli çalışanın istihdamı için FESCO veya aynı hizmeti veren diğer kurumlarla bir sözleşme imzalanır. TO’nin bulunduğu yerde ikamet izni olmayan Çinliler için ayrıca gerekli ikamet izninin (hu kou) alınması şarttır. FESCO’nun görevi bu tür yasal formalitelerin halledilmesidir. Yasal olmamakla birlikte uygulamada sıkça görülen birşey,  Çinli çalışanların FESCO’ya kayıt olmadan önce TO ile 3 aylık deneme süreli anlaşmalarıdır. Bu, FESCO’ya verilen ücret ve komisyonlara karşı TO’larca geliştirilmiş bir fiili durum / yöntem olarak bilinmektedir.  Ancak bu yöntemin sorunsuz uygulanması her halükarda otoritelerin vicdanına bırakılmış durumdadır.<br />
Geniş çaplı istihdamın sözkonusu olduğu TO’larda FESCO ile komisyonun müzakeresi mümkün olabilmektedir. Hatta bazı durumlarda, çalışan sayısını az gösterme veya çalışana ödenen meblağı resmi makamlara düşük gösterme gibi yöntemlere başvurulsa da cezasının ağır olduğunu hatırlatmakta yarar vardır. Otoriteler gerek FESCO’lar gerekse TO’larda çift taraflı çapraz kontrol yaparak, zaman zaman ani ziyaretler, zaman zaman ise telefon ederek gerçek çalışan sayısının beyan edilenle uyumlu olup olmadığını anlamaya çalışmakta, kaçak istihdamı önlemek için büyük çaba sarfetmektedir.<br />
Baş Temsilcinin Çinli Olduğu Durum<br />
Baştemsilcilerin Çinli olduğu TO’ların sayısı hızla artmaktadır. Dışardan bakıldığında Çin hükümeti için cazip gibi görünse de mahalli yönetimler buna sıcak yaklaşmamaktadır. Baştemsilcilik pozisyonuna atanmadan önce Çinli çalışanın belirli bir süre FESCO’ya kayıtlı çalışmış olması şartı aranmaktadır. Ayrıca Çinlinin birden fazla şehirde baş temsilcilik görevini yürütebilmesi için her bir şehirdeki FESCO ile anlaşmalı olup, buralara yönetim ücreti/komisyon ödenmesi gerekmektedir. Ancak uygulamada böyle durumlarda FESCO ile daha düşük komisyon için müzakere şansı da mevcuttur<br />
Çinli Temsilcilik Ofisi Çalışanının Seyahat Özgürlüğü<br />
Çinli çalışanın Hong Kong veya Makau’ya giriş izni alması mümkündür. Ancak aynı anda iki yere birden gitmesi için izin verilmez. Yurtdışına seyahatin gerekmesi durumunda da pasaport ve vize için yasal mercilere kendisi başvurarak vizeleri ilgili elçiliklerden alması gerekmektedir.<br />
Çinlinin Hong Kong veya Makau’ya giriş izni alabilmesi için gerekli işlemler FESCO veya denk kuruluş tarafından yürütülür. İzin belgesinin (Gang Ao Tong Xing Zheng) çıkması 5 ay sürebilmektedir. TO çalışanı Çinlinin ikameti TO’nun bulunduğu yerde değilse bu süre daha da uzayabilmektedir. Güney Çin’de kurulu TO’larda çalışan Çinliler için bu izni almak hergeçen gün biraz daha zorlaşmaktadır. İzinlerini zorlaştırılmasının bir sebebinin, birtakım Çinlilerin Hong Kong firmaları üzerinden Çin’in güneyinde TO kurararak buradan Hong Kong veya Makau’ya Çinlileri geçirmek için meşru zemin hazırlama eğilimleri olduğu düşünülmektedir. Sonuç olarak verilen izin belgelerinin ve her defasında kullanılabilecek izin sürelerinin sayısına sınır getirilmiştir. Ayrıca otoriteler sözkonusu izni verirken kayıtlı istihdama ve ödenen vergilere bakmakta, izinleri azami 6 ayda bir yenilecek şekilde vermekte, her girişi ise 7 gün ile sınırlı tutmaktadırlar.<br />
Çinli Personelin Temsilcililk Ofisinden Çıkarılması<br />
Çinli çalışanın TO’dan istifa etmesi için 30 gün önceden yazılı olarak durumu bildirmesi yeterlidir. Aynı şekilde TO, 30 gün önceden bildirimde bulunarak Çinli çalışanın işine son verebilir. Bu bildirimi TO yazılı olarak FESCO’ya da yapmak durumundadır. Aksi taktirde FESCO’ya komisyon ödeme zorunluluğu sona ermez. Ayrılana tazminat ödenmesi esastır. Tazminatın hesabında TO’da çalıştığı süre gözününde tutulur. TO’da 6 aydan az çalışana tazminat ödenmesi zorunluluğu yoktur. Çin yasalarına göre, doğum izni, süt izni, hastalık,  yaralanma veya tedavi süresince TO çalışanının sözleşmesinin feshedilmesi yasal değildir. Ancak çalışanın uygunsuz davranışının TO’nun ciddi şekilde zarar görmesine neden olduğu durumlarda işverenin sözleşmeyi fesih yetkisi korunmuştur.</p>
<p>Yatırım Süreci (Şematik)<br />
Tipik bir tamamlanma süreci 3 aydır.</p>
<p>Vergilendirme<br />
Çin’de vergiler merkezi vergi ofisleri, yerel vergi ofisleri ve gümrük idareleri tarafından tahsil edilmektedir.<br />
Ulusal düzeyde vergi ofisleri esas itibariyle kurumlar vergisi, KDV ve tüketim vergisinin tahsilatından sorumlu iken yerel vergi ofisleri gelir vergisi, iş vergisi, arsa değer artış vergisi, kentsel emlak vergisi, taşıt ve araç kullanım vergisi, kentsel bakım ve inşaat vergisi ile damga vergisi gibi yerel vergilerin tahsilatından sorumludurlar. Gümrük idareleri ise ithalat sırasında alınan gümrük vergileri, KDV ve tüketim vergilerinin tahsilatından sorumludurlar.<br />
Yabancılar için Temel Vergiler<br />
Katma Değer Vergisi<br />
Üretim, dağıtım, teslime konu maldan yaratılan katma değer üzerinden vergi alınır. Mal satan, ithal eden veya hizmet temin eden tüm kişi ve kurumlar KDV ödemekle yükümlüdür.<br />
KDV yükümlülüğü, vergilendirilebilir matrahın değerine göre genel veya küçük ölçek olarak ikiye ayrılmıştır. Mal üretimi veya hizmet temini ile iştigal eden bir mükellefin vergilendirilebilir hasılatı 1 Milyon RMB’den daha düşük ise küçük ölçekli KDV mükellefi sayılmaktadır. Toptan ve perakende ticaret ile uğraşıp ta vergilendirilebilir matrahı 1.8 milyon RMB’den daha düşük olanlar da KDV açısından küçük ölçekli mükellef sayılırlar. Küçük ölçekte KDV mükellefi için getirilen sınırların üzerinde matraha sahip mükellefler ise genel ölçekli mükellef olarak addedilmektedir.<br />
Diğer taraftan sağlam ve muteber bir muhasebe ve kontrol sistemine sahip ve matrah açısından küçük ölçekli sayılabilecek bir işletme de zaman zaman genel ölçekli işletme sayılabilmektedir. Ancak kişiler, kurumsal olmayan birimler, vergilendirilebilir işlemleri olmayan işletmeler, matrahları küçük ölçekli mükelleflerden daha yüksek olsa dahi geniş ölçekli KDV mükellefi sayılmazlar.<br />
Küçük ölçeklilerce ödenecek KDV satış hasılatına vergi oranının uygulanması ile hesaplanır. Ödenen KDV’nin matrahtan düşülmesine izin verilmez. Ticaret işletmeleri için ödenecek KDV %4 diğer işlemler için ise % 6’dır. İkinci el mal satışında KDV %50 indirimli (%2) olarak uygulanır.<br />
Genel ölçekli KDV mükelleflerinde ise ödenecek KDV tahsil edilen KDV’nin indirilecek KDV’yi aşan kısmıdır. Tahsil edilen KDV’nin hesabı küçük ölçekli mükellef ile aynıdır. İndirilecek KDV’nin ileriki dönemlerden mahsup edilmesi de mümkündür.<br />
İthalde KDV gümrüğe tabi değer üzerine gümrük vergisi eklendikten sonra KDV oranının uygulanması yoluyla tespit edilir. Tüketim malı ithalatı sözkonusu ise gümrük vergisi dahil gümrük değerine tüketim vergisi de dahil edilerek KDV matrahına ulaşılır.<br />
Çin genelinde iki KDV oranı mevcuttur. Temel oran olan % 17 ve daha düşük oran olan %13. Hububat, yemeklik sebze yağı, içme suyu, ısıtma ve soğutma, sıcak su, kömür gazı, sıvılaştırılmış petrol gazı, doğalgaz, metan, yurtiçi kullanıma  yönelik kömür ürünleri, kitap, dergi, gazete, gıda ürünleri, kimyasal gübre, haşere ilaçları, zirai makinalar, zirai plastik kaplama ve yasa tarafından sayılan diğer malların satış ve ithalatı % 13 KDV’ye tabidir.<br />
İhracatta KDV oranı % 0’dır. İhracata konu malın üretim aşamasında ödenen KDV de kısmen veya tamamen iade olunmaktadır.<br />
Genel ölçekli KDV mükellefleri özel KDV faturası alabilmektedirler. KDV mükellefi olmayanlar ile küçük ölçekli KDV mükelleflerinin özel fatura alıp kullanma hakkı yoktur. Genel ölçekli mükellefler vergiye tabi bir malın satışında özel KDV faturası düzenlemekle yükümlüdürler. Genel ölçekli mükellefin bir tüketiciye vergiye tabi bir mal satışı sözkonusu ise veya gümrüksüz mal satışı ya da ihracat için mal satışı sözkonusu ise özel KDV faturası düzenlenmesine gerek yoktur.<br />
Mal satışı veya hizmet temini durumlarında mükellefin ödemeyi tam olarak alması veya ödeme yerine geçen belgeyi teslim alması ile başlar. İthalat durumunda ise gümrük beyanı ile KDV mükellefiyeti başlamaktadır. Vergi otoritesince ödeme süresi vergi ofisince belrlenir. 1, 3, 5, 10, 15 gün ile 1 ay arasında değişen süreler tespit edilebilir.<br />
Tüketim Vergisi<br />
Sigara, alkol, alkollü içecek, kozmetik ürünleri, cilt ve saç bakım ürünleri, mücevherat, değerli taş, fişek, havaifişek, mazot, gazyağı, otomobil lastiği, ve küçük motorlu otomobil üretim, ithalat veya işlenmesinde taşeronluk yapan kişi ve kuruluşlar yukarıda sayılan vergiya tabi tüketim mallarının satış hasılatı veya hacmi üzerinden tüketim vergisi ödemekle yükümlüdür.<br />
Tüketim vergisi KDV dahil hesaplanmaktadır. Vergi % 3 ile % 50 arasında değişen 25 değişik oranda/miktarda alınmaktadır.<br />
Tahıl veya patatesten elde edilen ispirtolu içecekler ile sigara ve biranın vergisi hem nispi hem maktu hesaplanmaktadır.<br />
Verginin doğması ve ödenmesi KDV ilie aynı şekildedir. Ayrıca ihracatta da tüketim vergisinden muafiyet mevcuttur.<br />
Gümrük Vergisi<br />
Çin’e giren ve çıkan ticari mallardan alınır. Verginin mükellefi ithalatçı veya ihracatçıdır. Verginin matrahını ithalatta CIF ihracatta FOB değeri oluşturur.<br />
Çin gümrük vergisinde iki tür tarife uygulamaktadır. Birincisi genel tarife olup bu tarife Çin ile Mütekabiliyet Anlaşması imzalamamış ülkelerden gelen mallara uygulanır. Diğeri ise tercihli tarife olup bu tür bir anlaşmanın imzalandığı ülkelerden gelen mallara uygulanan ve nispeten daha uygun koşullu tarifedir.<br />
Mükellefler veya mükellef adına hareket eden acentalar gümrük idaresinden ödeme emrini almalarından itibaren 15 gün içerisinde belirtilen bankalara gümrük vergisini yatırmakla sorumludurlar.<br />
İş Vergisi<br />
Ulaştırma, iletişim, finans, posta, haberleşme, inşaat, sigorta eğlence gibi sektörlerde hizmet temini ile maddi olmayan duran varlıkların el değiştirmesi ve Çin sınırları içerisindeki taşınmazların satışından alınan bir vergidir.<br />
İletişim ve ulaştırma sektörlerinde % 3 olan iş vergisi oranı eğlence sektöründe % 20’ye kadar çıkmaktadır. 9 değişik oran mevcuttur. Ödenecek vergi hasılata vergi oranının uygulanması ile bulunur.<br />
Hasılatın elde edildiğinde veya hasılata ait belge alındığında vergi doğar. Ödeme dönemi 5, 10, 15 gün veya 1 ay olarak vergi dairesinde tespit edilebilir.<br />
Gelir ve Kurumlar Vergisi<br />
Yabancı sermayel işletmeler (Foreign Invested Enterprises) gerek Çin-Yabancı Ortak Girişimi (Sino-Foreign Equity Joint Venture) ile Çin-Yabancı Mukavelevi Ortak Girişimi (Sino-Foreign Contractual Joint Venture) gerekse Tümüyle Yabancı Sermayeli İşletmeler (Wholly Foreign-owned Enterprise) Çin’de gelir vergisi mükellefidirler. Bunlar Çin’de yerleşik sayılırlar ve Çin içinden ve dışından elde ettikleri tüm gelirler üzerinden vergi ödemekle mükelleftirler.<br />
Çin ile Türkiye arasında Çifte Vergilendirmenin Önlenmesi Anlaşması vardır ve uygulanmaktadır.<br />
Çin’de bir tesisi bulunan yabancı sermayeli işletmeler %30 kurumlar vergisi ayrıca üretim ve diğer faaliyetleri, temettüleri, faiz ve kira gelirleri, telif ücretleri ile Çin’deki işleri ile bağlantılı olarak Çin içi ve dışından elde ettikleri diğer tüm gelirleri üzerinden % 3 oranında  yerel gelir vergisi öderler. Çin’de bir tesisi olmayanlar Çin’den eğer kar, faiz, kira veya telif geliri elde etmişlerse veya işletmeleri var ancak Çin’deki faaliyetleri ile bağlantılı bir gelirleri yok ise % 10 oranında gelir vergisine tabidirler.<br />
Çin’de yabancı işletemler kurumlar vergisini yılda bir beyan eder ve üçer aylık dönemler itibariyle peşin öderler. Uygulama Türkiye ile aynıdır. Üçer aylık dönemler itibariyle beyanname verilir, üç ayın bitişini müteakip 15 gün içerisinde de geçici vergi ödenir. Mali yıllık kurumlar vergisi beyannamesi nihai mali raporlar ekinde mali yılın bitmesini müteakip 4 ay sonuna kadar verilir. Mali yılın bitiminden itibaren 5. ay sonunda da mahsuplaşma yapılır.<br />
Çin’de ikametgahı bulunanlar Çin içi ve dışından elde ettikleri gelir üzerinden gelir vergisi öderler. Çin’de ikametgahı olmamakla birlikte bir yıl veya daha fazla süre ile Çin’ede oturanlar da tam mükellef sayılırlar ve tüm gelirleri üzerinden mükelleftirler. Çin’de bir yıldan az kalan ancak yerleşik olmayan bireylerin Çin içinden elde ettikleri gelirleri de vergiye tabidir.<br />
Yabancılar açısından “yerleşik mükellef” Çin’de yerleşik yabancıları kapsar. Bir vergi yılında bir takvim yılı kadar Çin’de ikamet edenler yerleşik sayılır. Yerleşik mükellef veya bilenen adıyla tam mükellefler tüm gelirleri (Çin içi veya dışı) üzerinden vergilendirilerler. Çin vatandaşları doğal olarak tam mükelleftir.<br />
Yerleşik olmayanlar ise Çin’de bir ikametgahı bulunmayan ve bir mali yıl içerisinde 1 takvim yılından az kalanları kapsar. Bunlar da Çin içerisinden elde ettikleri gelir üzerinden gelir vergisi ödemekle yükümlüdürler.</p>
<p>Aylık Vergiye Tabi Gelir (RMB)    Vergi Oranı    Muafiyet (RMB)<br />
1    500    5%    0<br />
2    500-2.000    10%    25<br />
3    2.001-5.000    15%    125<br />
4    5.001-20.000    20%    375<br />
5    20.001-40.000    25%    1.375<br />
6    40.001-60.000    30%    3.375<br />
7    60.001-80.000    35%    6.375<br />
8    80.001-100.000    40%    10.375<br />
9    100.001+    45%    15.375<br />
Gelir vergisi %5 ile % 45 arasında değişen oranlarda alınır. Gelir artışına paralel olarak artan bir vergidir. Aylık gelirin Çinli için 800 RMB, yabancılar için ise 4000 RMB’lik bölümü gelir vergisinden muaftır. Aylık gelir vergisi (AGV) aşağıdaki şekilde hesaplanır:<br />
AGV=Aylık vergiye tabi gelir(x)vergi oranı  (-)muaf olunan tutar<br />
Arsa Değer Artış Vergisi<br />
Kamu taşınmazının kullanım hakkının transferinden doğan gelirlere uygulanan bir vergidir. Vergi salınmadan önce mükellefin yaptığı masrafların düşülmesine izin verilir. Bunlar taşınmazı devralırken yapılan masraflar, taşınmazın geliştirilmesi için yapılan masraflar, transfer esnasında ödenen harçlar ve diğer ücretler ile Maliye Bakanlığınca izin verilen kalemlerdir. Yeni bir taşınmazın kullanım hakkı alınmışsa inşaat giderleri de değer artışından düşülebilmektedir.<br />
Vergi 4 artan oranda uygulanır. Değer artışı düşülebilir masrafların % 50’sini aşmıyorsa vergi oranı % 30, % 50’sini aşıyor ancak % 100’den az ise vergi oranı oran % 40, % 100’ünü aşıyor ancak % 200’ünün altında ise vergi oranı % 50 ve nihayet % 200’ünü aşıyorsa da vergi oranı % 60’a kadar çıkabilmektedir.<br />
Vergi kullanım hakkının devredilmesine ilişkin anlaşmanın imzasından itibaren 7 gün içerisinde ödenmelidir.<br />
Kentsel Emlak Vergisi<br />
Yabancı sermayeli işletmelere veya yabancılara ait tüm gayrımenkulün orjinal değeri üzerinde %10 &#8211; %30 kesinti yapıldıktan sonra bulunan meblağa % 1.2 vergi uygulanarak veya kira gelirinden % 12 keserek elde edilir. Yıllık olarak tarh olunup taksitler halinde ödenmektedir.<br />
Damga Vergisi<br />
Alım-satım sözleşmeleri, mimari ve inşaat sözleşmeleri, kira sözleşmeleri, mal taşınması, krediler, taşımaz sigortasına ilişkin sözleşmeler, teknik kontratlar, taşınmaz ünvanında değişikliğe yol açan belgeler ve muhasebe defterleri ile sertifika ve lisanlarda üzerinden maktu ve nispi oranlarda alınır.<br />
Taşıt ve Araç Kullanım Vergisi<br />
Araç ve kamyonların vergisi tonajına göre uygulanırken otomobil vergisi ise koltuk adedi ile sınıfına göre vergilendirilmektedir.<br />
Teşvikler<br />
Çin vergi mevzuatı, yabancı sermayeli işletmelere çok çeşitli teşvikler sağlamaktadır. Bununla birlikte Çin’in DTÖ’ye girişi ile yabancı işletmeler ile yerli işletmeler arasındaki vergi teşvikine yönelik farklılıkların ortadan kaldırılması gerekecektir. Bu çerçevede yabancı işletmelerden alınmayıp yerli işletmelerden alınan kentsel onarım ve imar vergisi gibi vergilerin, yabancı işletmelerden de alınmaya başlanması ve teşvik oranlarının düşürülmesi gündeme gelmiştir. Ancak yapılan açıklamalarda herhangi bir takvim belirtilmemekte, bu düzenlemenin yakın bir gelecekte yapılmasının düşünülmediği ifade edilmektedir. Buna karşın orta ve uzun vadeli projeksiyonlarda yabancı yatırımcılara halihazırda tanınan vergi teşviklerinin azalacağı da dikkate alınmalıdır.<br />
Yabancı sermayeli işletmelere tanınan başlıca kurumlar vergisi teşvikleri aşağıdaki tabloda özetlenmektedir. Düzenleme, söz konusu tabloda yer alan teşviklerden birinden yararlanan işletmenin diğerinden yararlanmamasını gerektirmez.<br />
İşletme Türü    Aranan Şartlar    Teşvik Türü<br />
Üretim odaklı yabancı sermayeli işletme    En az 10 yıl üretim yapacak olması (petrol, doğal gaz ve nadir metallerin üretimi ile iştigal eden işletmelere uygulanmaz)    İlk kara geçiş yılından başlayarak 2 yıl vergi muafiyeti ve takip eden 3 yılda % 50 vergi indirimi<br />
Tarım, ormancılık ve hayvancılıkla iştigal eden yabancı sermayeli işletmeler     En az 10 yıl üretim yapacak olması ve resmi makamların kabul edeceği bölgede bulunması    Yukarıda belirtilen teşviklerin bitiminden itibaren 10 yıl boyunca % 15-30 arasında vergi indirimi<br />
Liman ve iskele inşaatı ile ilgili Çin-yabancı şirket ortaklıkları     En az 15 yıl işletme yapacak olması    İlk kara geçiş yılından başlayarak 5 yıl vergi muafiyeti ve takip eden 5 yılda % 50 vergi indirimi<br />
Yüksek teknoloji ile ilgili Çin-yabancı şirket ortaklıkları     Çin makamlarından “yüksek teknoloji statüsünü haizdir” belgesinin alınması    En az % 10 avantaj sağlayan herhangi bir vergi teşviğinin bitiminden sonra 10 yıl boyunca % 50 vergi indirimi<br />
İhracatçı yabancı sermaye işletmeleri    Üretiminin en az % 70’ini ihraç etmesi    Uygulanan vergi oranında % 50 indirim. Bu indirim asgari vergi tabanı olan % 10’a kadar yapılabilir.<br />
Sermaye mallarını büyük ölçekte üreten veya hammadde üreten yabancı sermayeli işletmeler         Hızlandırılmış amortisman (üretim odaklı yabancı sermaye işletmelerine tanınan vergi tatillerinden yararlanamaz)<br />
Çin’de edindiği en az 5 yıllık karı yine Çin’de yatırıma dönüştüren yabancı sermayeli işletmeler, daha önce ödemiş oldukları gelir vergisinin yeni yatırım miktarı kadar tutarını geri alabilirler.<br />
Ayrıca, ÇHC içerisinde özel vergi avantajı sağlayan bölgeler bulunmaktadır. Bu bölgelerde kurulu işletemeler genel teşviklerinden daha ileri teşviklerden yararlanabilmektedirler. Teşvikler ilk kara geçiş yılından sonra 1-5 yıl vergi tatili ve %15 &#8211; %24 oranında uygulanan indirimli vergi oranları gibi uygulamalar olup, her bölgede işletme türüne ve bölgenin türüne göre farkılıklar gösterebilmektedir. Söz konusu bölgelerin türleri aşağıda verilmektedir.<br />
- Özel Ekonomik Bölge/Special Economic Zones (SEZs)<br />
- Ekonomik ve Teknolojik Kalkınma Bölgesi/Economic and Technological Development Zones (ETDZs)<br />
- Yüksek ve Yeni Teknolojili Endüstriyel Kalkınma Bölgeleri/Highly-skilled and New Technology Industry Development Zones (HIDZs)<br />
- Sınır Açık Şehirleri/Border Open Cities (BOCs)<br />
- Kıyı Açık Şehirleri ve Kıyı Açık Ekonomik Bölgeleri/Coastal Open Cities and Coastal Open Economic Zones(COEZs)<br />
- SEZ ve ETDZ kurulmuş olan şehirlerin eski ilçeleri<br />
- Serbest Ticaret Alanları/Bonded Areas or Free Trade Zones<br />
- Geri Kalmış Bölgeler<br />
- hracat İşleme Bölgeler/Export Processing Zones (EPZs)<br />
- Orta ve Batı Çin bölgeleri<br />
İşletme Türü    Bölge Türü    Aranan Şartlar    Teşvik Türü<br />
Yabancı sermayeli işletme    SEZs         Uygulanan vergi oranı % 15<br />
Üretime yönelik yabancı sermayeli işletme    ETDZs, Şanghay Pudong, Suzhou Industrial Park         Uygulanan vergi oranı % 15<br />
Üretime yönelik yabancı sermayeli işletme    COEZs, SEZ ve ETDZ kurulmuş olan şehirlerin eski ilçeleri         Uygulanan vergi oranı % 24<br />
Üretime yönelik yabancı sermayeli işletme    BOCs    Yerel yönetimin onayı    Uygulanan vergi oranı % 24 (yerel makamdan ek teşvikler için bilgi istenmelidir)<br />
Üretime yönelik yabancı sermayeli işletme    COEZs, SEZ ve ETDZ kurulmuş olan şehirlerin eski ilçeleri    -yüksek teknoloji veya    Uygulanan vergi oranı % 15<br />
-30 milyon USD den fazla sermayeli veya<br />
-liman, iskele  inşaatı veya enerji ile ilgili olmak ve yerel yönetimden onay almak</p>
<p>Yabancı bankalar, yabancı ortaklı bankalar veya bölgede kurulu diğer yabancı mali işletmeler    SEZ’ler, yabancı sermayeli mali kurumların tesis edilebileceği diğer eyaletler    - en az 10 yıllık işletme periyodu    - kara geçildiği yıldan itibaren 1 yıl vergi muafiyeti<br />
-yabancı yatırımcıdan gelen ödenmiş sermayenin  en az 10 milyon dolar olması    - müteakip 2 yıl boyunca % 50 vergi indirimi<br />
-yerel vergi idarelerinden onay alınması<br />
Hizmet sektöründe iştigal eden yabancı sermayeli işletmeler    SEZ’ler, Xinglin ve Tayvan Haicang Yatırım Bölgeleri    - en az 10 yıllık işletme periyodu    - kara geçildiği yıldan itibaren 1 yıl vergi muafiyeti<br />
- en az 5 milyon dolar yabancı yatırım    - müteakip 2 yıl boyunca % 50 vergi indirimi<br />
- Özel Bölge vergi makamlarından onay<br />
Yüksek veya yeni teknolojili yabancı sermayeli işletmeler    HIDZ’ler, Pekin Yeni Teknoloji Endüstri Deneme Bölgesi    Yeni veya yüksek teknolojili işletme olarak onaylanması    Uygulanan vergi oranı % 15</p>
<p>Yüksek veya yeni teknolojili yabancı sermayeli işletmeler    HIDZ    - en az 10 yıllık işletme periyodu    - kara geçildiği yıldan itibaren 1 yıl vergi muafiyeti<br />
-yerel vergi idarelerinden onay alınması    - müteakip 2 yıl boyunca % 50 vergi indirimi<br />
Yüksek teknolojili yabancı sermayeli işletmeler    Pekin Yeni Teknoloji  Endüstri Deneme Bölgesi         - faaliyete geçtiği yıldan başlayarak 3 yıl vergi muafiyeti<br />
- müteakip 3 yıl boyunca % 50 vergi indirimi<br />
Yüksek teknolojili yabancı sermayeli işletmeler    Pekin Yeni Teknoloji  Endüstri Deneme Bölgesi    Diğer vergi avantajlarının bitiminden sonraki herhangi bir yıl içinde toplam ürünlerin en az % 40’ının ihracatı    Uygulanan vergi oranı % 10<br />
Yabancı sermayeli işletmeler    Hainan SEZ, Şanghay Pudong    -havalimanı, liman, iskele, demiryolu, karayolu, kömür ocağı, su koruma, vb altyapı projeleri ile iştigal etmek    - kara geçildiği yıldan itibaren 5 yıl vergi muafiyeti<br />
- tarımsal kalkınma alanında 15 yıllık işletme periyodu    - müteakip 5 yıl boyunca % 50 vergi indirimi<br />
- yerel vergi makamlarının onayı<br />
Yabancı sermayeli işletmeler    Şanghay Pudong     altyapı projeleri ile iştigal etmek    Uygulanan vergi oranı % 15</p>
<p>Üretime yönelik yabancı sermayeli işletmeler    Uzak ve az gelişmiş bölgeler    2 yıl vergi muafiyeti ve 3 yıl vergi indirimi    Sonraki 10 yıl boyunca % 15-30 arasında vergi indirimi</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kanberkilinc.com.tr/cinde-sirket-kurma-rehberi.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İşsizlik sigortasında yapılan degişiklikler</title>
		<link>http://www.kanberkilinc.com.tr/issizlik-sigortasinda-yapilan-degisiklikler.htm</link>
		<comments>http://www.kanberkilinc.com.tr/issizlik-sigortasinda-yapilan-degisiklikler.htm#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 03 Nov 2008 21:00:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel Konular]]></category>
		<category><![CDATA[İşsizlik Sigortası]]></category>
		<category><![CDATA[işsizlik sigortası düzenlemeleri]]></category>
		<category><![CDATA[kurumlar vergisi]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal sigortalar kanunu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kanberkilinc.com.tr/?p=1061</guid>
		<description><![CDATA[5763 sayılı Yasayla yapılan değişiklikler ile başta 4857sayılı İş Kanunu olmak üzere birçok Kanunda değişiklik yapmıştır. Bu Kanunlardan biri de 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunudur. 5763 sayılı Yasa ile 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun dört maddesi değiştirilmiş, dört madde eklenmiştir. Bu yazıda, 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununda yapılan değişiklikler ile eklenen maddelere değinilecektir.
1- İşsizlik Sigortasının [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>5763 sayılı Yasayla yapılan değişiklikler ile başta 4857sayılı İş Kanunu olmak üzere birçok Kanunda değişiklik yapmıştır. Bu Kanunlardan biri de 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunudur. 5763 sayılı Yasa ile 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun dört maddesi değiştirilmiş, dört madde eklenmiştir. Bu yazıda, 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununda yapılan değişiklikler ile eklenen maddelere değinilecektir.<br />
1- İşsizlik Sigortasının Amacında Değişiklik:<br />
5763 sayılı Yasanın 13&#8242;üncü maddesi ile, 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun 46&#8242;ncı maddesinin birinci fıkrası, &#8220;İşsizlik sigortasının amacı; işsizlik sigortasına ilişkin kuralları ve uygulama esaslarını düzenlemek ve bu Kanunda öngörülen hizmetlerin verilmesini sağlamaktır.&#8221; şeklinde düzenlenmiştir.<br />
Önceki düzenleme, &#8220;işsizlik sigortasının amacı; işsizlik sigortasına ilişkin kuralları ve uygulama esaslarını düzenlemek ve sigortalılara işsiz kalmaları halinde, bu Kanunda öngörülen ödeme ve hizmetlerin yerine getirilmesini sağlamaktır.&#8221; şeklindeydi.<br />
Görüleceği üzere, yasa koyucu, verilecek hizmetler konusunda önceki düzenlemede yer almış olan dar tanımı genişletmiştir. Buna, 5763 sayılı Yasayla eklenen yeni görevlerin bulunmasının da rol oynadığı söylenebilecektir.<br />
Ek ve Geçici Madde Eklenmesi:<br />
5763 sayılı Yasanın 13&#8242;üncü maddesiyle yapılan bir diğer değişiklik de, Yasanın 46&#8242;ncı maddesinin son fıkrasında gerçekleşmiştir. Bu değişiklikle Kanuna ilave edilen ek ve geçici maddeler tanıma dahil edilmiştir. Buna göre, &#8220;bu maddenin son fıkrasında yer alan &#8220;Geçici 1&#8242;inci maddesinde&#8221; ibaresi &#8220;Ek 1&#8242;inci, Ek 2&#8242;nci, Geçici 1&#8242;inci, Geçici 6&#8242;ncı ve Geçici 7&#8242;nci maddelerinde&#8221; şeklinde olmuştur.<br />
2- İşlemlerin Elektronik Ortamda Yapılabilmesine Olanak Tanınmıştır:<br />
5763 sayılı Yasanın 14&#8242;üncü maddesi ile, 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun 48&#8242;inci maddesinin dördüncü fıkrası sonuna, &#8220;Kurumca bu Kanuna göre yapılacak işlemlere ilişkin elektronik ortamda bilgi ve belge istenebilir veya bilgi ve belge verilebilir.&#8221; cümlesi eklenmiştir. Böylece teknolojik değişimden yararlanılarak bilgi ve belge akımı hızlandırılmış olmaktadır.<br />
Yine, 4447 sayılı Kanunun 48&#8242;inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan, &#8220;doğrudan&#8221; ibaresinden sonra gelmek üzere &#8220;veya elektronik ortamda&#8221; ibaresi eklenmiş&#8221; tir.<br />
3- İşsizlere Verilecek Hizmetler ve Finansal Kaynağı Tanımlanmıştır:<br />
4447 sayılı Kanunun 48&#8242;inci maddesinin yedinci fıkrası ise, &#8220;Ayrıca, sigortalı işsizler ile Kuruma kayıtlı diğer işsizlere; iş bulma, danışmanlık hizmetleri, mesleki eğitim, işgücü uyum ve toplum yararına çalışma hizmetleri verilir ve işgücü piyasası araştırma ve planlama çalışmaları yapılır. Bu kapsamda yapılacak giderler İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanır. Bu giderlerin yıllık miktarı, işsizlik sigortası primi olarak bir önceki yıl içinde Fona aktarılan Devlet payının yüzde otuzunu geçemez. Bu oranı yüzde elliye kadar çıkarmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir. Ancak, işsizlik ödeneğinden yararlanmakta olanlara yönelik hizmetler için bu sınırlama dikkate alınmaz. Bu fıkraya ilişkin esas ve usuller yönetmelikle belirlenir.&#8221; şeklinde değiştirilmiştir.<br />
Bu değişiklik ile hem yapılacak hizmetler arttırılmakta hem de yapılacak hizmetlerle ilgili finansal kaynak olarak İşsizlik Sigortası Fonu gösterilmektedir. Fondan karşılanacak giderlerin yıllık miktarı, bir önceki yılda fona aktarılan işsizlik sigortası primindeki Devlet katkısının % 30&#8242;unu geçemeyecektir. Bakanlar Kurulu bu oranı % 50&#8242;ye kadar çekebilme yetkisine sahip kılınmıştır. Ancak, işsizlik ödeneğinden yararlanan işsizler için ise, karşılanacak gider için sınır konulmamıştır. Görüleceği üzere, işsiz kalanlara yönelik harcamaya kaynaklık etmesi nedeniyle fonun kötüye kullanılmasından söz edilemeyecektir. Ayrıca, harcama miktarı fonun tamamıyla ilgilendirilmemiş, fondan alınabilecek karşılığa sınırlama da getirilmiştir.<br />
4- İşsizlik Ödeneği Miktarının Hesaplama Biçiminde Değişiklik:<br />
5763 sayılı Yasanın 15&#8242;inci maddesi ile 4447 sayılı Kanunun 50&#8242;nci maddesinin, &#8220;İşsizlik ödeneğinin; miktarı, ödeme süreleri ve zamanı ile sağlık primleri ve geçici iş göremezlik durumu&#8221; şeklindeki madde başlığı, &#8220;İşsizlik ödeneğinin; miktarı, ödeme süreleri ve zamanı ile sigorta primleri&#8221; şeklinde değiştirilmiştir.<br />
50&#8242;nci maddenin birinci fıkrası ise, &#8220;Günlük işsizlik ödeneği, sigortalının son dört aylık prime esas kazançları dikkate alınarak hesaplanan günlük ortalama brüt kazancının yüzde kırkıdır. Bu şekilde hesaplanan işsizlik ödeneği miktarı, 4857 sayılı İş Kanununun 39&#8242;uncu maddesine göre onaltı yaşından büyük işçiler için uygulanan aylık asgari ücretin brüt tutarının yüzde seksenini geçemez.&#8221; şeklinde değiştirilmiştir.<br />
Değişiklikten önceki fıkra metni, &#8220;Günlük işsizlik ödeneği, sigortalının son dört aylık prime esas kazançları dikkate alınarak hesaplanan günlük ortalama net kazancının % 50&#8217;sidir. Bu suretle hesaplanan işsizlik ödeneği miktarı 25.08.1971 tarihli ve 1475 sayılı İş Kanununun 33&#8242;üncü maddesine göre sanayi kesiminde çalışan onaltı yaşından büyük işçiler için uygulanan aylık asgari ücretin netini geçemez.&#8221; şeklindeydi.<br />
Görüleceği üzere yapılan bu değişiklikle, yasa kapsamında olup işsizlik sigortasından yararlanabilme koşullarını yerine getirmiş işsizlere verilecek işsizlik sigortası ödeneği miktarı yeniden düzenlenmektedir. Buna göre, son dört aylık prime esas kazançlar dikkate alınarak hesaplanan günlük ortalama net kazancın % 50&#8217;si yerine, son dört aylık prime esas kazançlar dikkate alınarak hesaplanan günlük ortalama brüt kazancın % 40&#8242;ı işsizlik ödeneği olarak verilecektir. İşsizlik ödeneği miktarı, sanayi kesiminde çalışan 16 yaşından büyük işçilere uygulanan yasal asgari ücretin netini aşamayacakken, yeni düzenlemeye göre bu miktar, 16 yaşından büyük işçiler için uygulanan aylık asgari ücretin brüt tutarının % 80&#8242;ini geçemeyecektir. Bu değişiklikle, işsizlik ödeneğinin miktarında önemsiz bir lehte farklılıktan söz etmek olanaklı olabilecektir. Ancak yapılan değişikliğin esas nedeninin, ödeneğin hesaplanmasında &#8220;net ücret&#8221; kavramlarının yarattığı güçlüğü kaldırmak olduğu, bu nedenle &#8220;brüt ücret&#8221; kavramının temel alındığı düşünülmektedir.<br />
5- İlk İşsizlik Ödeneğinin Veriliş Süresinde Değişiklik:<br />
4447 sayılı Yasanın 50&#8242;nci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan, &#8220;İlk işsizlik ödeneği ödemesi ise ödeneğe hak kazanılan tarihi izleyen ayın sonunda yapılır.&#8221; cümlesi, &#8220;İlk işsizlik ödeneği ödemesi ise ödeneğe hak kazanılan tarihi izleyen ayın sonuna kadar yapılır.&#8221; şeklinde değiştirilerek, ödemenin yapılabilmesi için ayın sonunun beklenmesi şeklinde anlaşılabilen zorunluluk esnetilmiştir. Fıkranın sonuna &#8220;Ölen sigortalı işsizlere ait fazla ödemeler geri tahsil edilmez.&#8221; cümlesi eklenmiştir.<br />
Bu değişiklikle, işsizlik ödeneğinin ödenebilmesi için hak kazanılan tarihi izleyen ay sonu beklenmeyecek, ilk işsizlik ödeneği, hak kazanılan tarihi izleyen ayın sonuna kadar yapılabilecektir. Böylece ödeme için hazırlıklar yapılmışsa izleyen ayın sonu beklenmeyecek daha önce de verilebilecektir.<br />
Fıkranın sonuna eklenen cümle ise ölüm hali ile ilgili önemli bir düzenleme getirmektedir. Bu düzenlemeye göre, ölüm nedeniyle ortaya çıkacak fazla ödemeler artık geri tahsil edilmeyecektir.<br />
5- Fonun Giderleri:<br />
4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun, &#8220;Fonun giderleri&#8221;ni belirleyen 53&#8242;üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (B) bendinin (c) alt bendi &#8220;48&#8242;inci maddesinin yedinci fıkrasında sayılan hizmetlere ilişkin giderlerden,&#8221; şeklinde değiştirilmiştir.<br />
Yine, 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun &#8220;Fonun giderleri&#8221;ni belirleyen 53&#8242;üncü maddesinin üçüncü fıkrasının (B) bendine, &#8220;Geçici 6&#8242;ncı ve Geçici 7&#8242;nci maddeleri kapsamındaki giderlerden&#8221; şeklinde (e) alt bendi eklenmiştir.<br />
6- İş Kanununda Yer Alan &#8220;İşverenin Ödeme Aczine Düşmesi&#8221; Hükmü, İşsizlik Sigortası Kanununa Taşınmıştır:<br />
4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununa &#8220;Ek 1&#8243; maddesi eklenmiştir. Bu maddenin başlığı, &#8220;İşverenin ödeme aczine düşmesi&#8221; şeklindedir. Aslında bu başlıklı düzenlemenin 4857 sayılı İş Kanununda yer aldığını biliyoruz. (md. 33) İş Kanunundaki bu maddenin, 4447 sayılı Kanuna transfer edildiği görülmektedir. Bu maddenin İşsizlik Sigortası Kanununa nakledilmesi nedeninin, bu uygulamanın Basın İş ve Deniz İş Kanununa göre çalışanlara da yansıtılabilmesi amacını taşıdığı anlaşılmaktadır. İlgili Kanunlara yapılacak düzenleme ile monte edilmesi olanaklı iken böyle bir yolun uygulanmasının nedeni anlaşılamamıştır. Doğrudan iş ilişkisini düzenleyen bir konu olmasına rağmen acz durumunda ödenecek ücretin işsizlik sigortası fonundan olması dışında bu düzenlemenin İşsizlik Sigortası Kanununda yer almasını düşündürecek başka bir neden bulunmamaktadır.<br />
Ancak madde transferi yapılırken madde metninde sınırlı da olsa bazı değişikliklerin yapıldığı görülmüştür. Örneğin, &#8220;İşverenin ödeme aczine düşmesi&#8221; başlıklı madde metni, 4447 sayılı Yasada, &#8220;EK MADDE 1- Bu Kanuna göre sigortalı sayılan kişileri hizmet akdine tabi olarak çalıştıran işverenin konkordato ilan etmesi, işveren için aciz vesikası alınması, iflası veya iflasın ertelenmesi nedenleri ile işverenin ödeme güçlüğüne düştüğü hallerde geçerli olmak üzere, işçilerin iş ilişkisinden kaynaklanan üç aylık ödenmeyen ücret alacaklarını karşılamak amacı ile İşsizlik Sigortası Fonu kapsamında ayrı bir Ücret Garanti Fonu oluşturulur. Bu madde kapsamında yapılacak ödemelerde işçinin, işverenin ödeme güçlüğüne düşmesinden önceki son bir yıl içinde aynı işyerinde çalışmış olması koşulu esas alınarak temel ücret üzerinden ödeme yapılır. Bu ödemeler 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 78&#8242;inci maddesi uyarınca belirlenen kazanç üst sınırını aşamaz.<br />
Ücret Garanti Fonu, işverenlerce işsizlik sigortası primi olarak yapılan ödemelerin yıllık toplamının yüzde biridir. Ücret Garanti Fonunun oluşumu ve uygulanması ile ilgili usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.&#8221; şeklini almıştır.<br />
Maddenin İş Kanunundaki metni, &#8220;İşverenin konkordato ilan etmesi, işveren için aciz vesikası alınması veya iflası nedenleri ile işverenin ödeme güçlüğüne düştüğü hallerde geçerli olmak üzere, işçilerin iş ilişkisinden kaynaklanan son üç aylık ücret alacaklarını karşılamak amacı ile İşsizlik Sigortası Fonu kapsamında ayrı bir Ücret Garanti Fonu oluşturulur.<br />
Ücret Garanti Fonu, işverenlerce işsizlik sigortası primi olarak yapılan ödemelerin yıllık toplamının yüzde biridir. Ücret Garanti Fonunun oluşumu ve uygulanması ile ilgili usul ve esaslar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.&#8221; şeklindedir. (md. 33)<br />
Görüleceği üzere, İş Kanunundaki madde metni ile 4447 sayılı Kanuna transfer edilirken yeniden şekillendirilen madde metni arasında önemli değişiklikler bulunmaktadır.<br />
Buna göre, madde İşsizlik Sigortası Kanununa transfer edilirken, yapılan önemli değişikliklerden biri, işçinin, acze düşen işverenin işyerinde son bir yıldır çalışıyor olması koşulu olmuştur. Daha kısa süredir çalışıyorsa, işçi bu haktan yararlanamayacaktır.<br />
İkinci önemli bir değişiklik ise, dikkate alınacak ücretin, işçinin &#8220;temel ücret&#8221; olması ve temel ücretin de, SSK.&#8217;na göre belirlenen prime esas kazanç üst sınırı ile sınırlandırılmış bulunmasıdır.<br />
İş Kanununda ve İşsizlik Sigortası Kanununda, &#8220;temel ücret&#8221; kavramı tanımlanmamış bulunmaktadır. Ancak, bu ifade ile, sosyal yardım ve ek ödemelerin dikkate alınmayacağının anlatılmak istendiği düşünülmektedir. Üstelik, &#8220;Fon&#8221;dan yapılacak ödemede bir taraftan sadece temel ücret dikkate alınırken diğer taraftan da temel ücret, sigorta primine esas tavan ile sınırlandırılmaktadır.<br />
Üçüncü önemli bir değişiklik ise işçi lehine olmuştur. Buna göre, işçinin mutlaka son üç aylık ücreti değil, bir yıl içindeki karşılanmamış üç aya ait ücretler fondan karşılanabilecektir.<br />
7- İş Kanununda Yer Alan, &#8220;Kısa Çalışma ve Kısa Çalışma Ödeneği&#8221; Hükmü, İşsizlik Sigortası Kanununa Taşınmıştır:<br />
Benzer şekilde, 4857 sayılı İş Kanununun &#8220;Kısa çalışma ve kısa çalışma ödeneği&#8221; başlıklı 65&#8242;inci maddesi de 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununa transfer edilmiştir. Gerekçesi de, yine Deniz İş Kanunu ile Basın İş Kanunu kapsamındakilere de bu hükmün uygulanmasının sağlanması olarak açıklanmıştır. Bu madde, 4447 sayılı Kanunda &#8220;Ek 2&#8243; olarak yer alacaktır. (1)<br />
Bu maddenin transferi sırasında da madde metninde bazı değişiklikler yapılmıştır. Bu değişikliklerden biri, hükmün Deniz İş Kanunu ve Basın İş Kanunu kapsamındaki çalışanlara da uygulanabilmesi için madde hükmünün başına, &#8220;Bu Kanuna göre sigortalı sayılan kişileri hizmet akdine tabi olarak çalıştıran işveren;&#8221; ilavesi yapılmıştır. Böylece, bu Kanunlara tabi işverenler tarafından çalıştırılanlar da bu hükümden yararlanabileceklerdir.<br />
Bir diğer değişiklik ise, kısa çalışma uygulanan dönemde işçilerin sigorta primlerinin ne şekilde ödeneceği, kısa çalışma ödeneği verilen dönemin işsizlik sigortası hakkını nasıl etkileyeceğine dair hükümlerin madde metninden çıkarılarak yönetmeliğe bırakılmış olmasıdır.<br />
8- 5763 sayılı Yasa ile 4447 sayılı Kanunda yapılan diğer değişiklikler ise, İşsizlikle mücadelede araç olarak görülen ve istihdamı arttıracağı varsayımıyla GAP Projesi öncelikli olmak üzere, ekonomik ve sosyal kalkınma projelerine kaynak aktarımına olanak veren değişiklikler. (Geçici Madde 6) (2) ile istihdamı teşvik anlamına gelen ve gerçekten yeni istihdam edilenlerin sigorta primlerine destek verilmesi anlamını taşıyan uygulamaya İşsizlik Sigortası Fonundan kaynak tahsis eden değişiklikler olmuştur.<br />
Tamamen istihdamı arttırma amaçlı olması nedeniyle, son bir yılın istihdam ortalamasının üstüne çıkılması, istihdamın, maddenin yürürlük tarihinden önceki altı aylık kayıtların dışında olması- çıktı, girdi yapılması önlenmek isteniyor- kadın istihdamını arttırmak için yaşa tavan sınır konulmaması (18 yaşın üstü), erkek işçilerde ise, 18-29 yaş arasındaki genç işsizlerin istihdam edilmesinin sağlanmak istenmesi, işe alınanların fiilen çalışması gibi koşullara yer verilerek -ki madde metninde başka sınırlandırmalar da bulunmaktadır- teşvikten dolanılarak yararlanılması yolunu kapatan çerçeveler çizilmiştir. Ayrıca teşvikten yararlanma süresi de ucu kapalı tutulmuş, maddenin yürürlük tarihinden itibaren bir yıl ile sınırlandırılmıştır. İşsizlik Sigortası Fonundan yapılacak teşvik tutarları ise, işçinin işveren hissesine düşen sigorta primlerinin, birinci yılda tamamı olmak üzere, her yıl % 20 oranında azalacak şekilde beş yıl boyunca devam edecektir. (Geçici Madde 7) (3)</p>
<p>&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;&#8212;-<br />
(1) 4447 sayılı Kanun Ek 2&#8242;nci madde, &#8220;Bu Kanuna göre sigortalı sayılan kişileri hizmet akdine tabi olarak çalıştıran işveren; genel ekonomik kriz veya zorlayıcı sebeplerle işyerindeki haftalık çalışma sürelerini geçici olarak önemli ölçüde azaltması veya işyerinde faaliyeti tamamen veya kısmen geçici olarak durdurması halinde, durumu derhal gerekçeleri ile birlikte Türkiye İş Kurumuna, varsa toplu iş sözleşmesi tarafı sendikaya bir yazı ile bildirir. Talebin uygunluğunun belirlenmesine ilişkin usul ve esaslar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.<br />
Yukarıda belirtilen nedenlerle işyerinde geçici olarak en az dört hafta işin durması veya kısa çalışma hallerinde işçilere çalıştırılmadıkları süre için işsizlik sigortasından kısa çalışma ödeneği ödenir. Kısa çalışma süresi, zorlayıcı sebebin devamı süresini ve herhalde üç ayı aşamaz. İşçinin kısa çalışma ödeneğine hak kazanabilmesi için, çalışma süreleri ve işsizlik sigortası primi ödeme gün sayısı bakımından işsizlik ödeneğine hak kazanma şartlarını yerine getirmesi gerekir.<br />
Günlük kısa çalışma ödeneğinin miktarı, işsizlik ödeneği miktarı kadardır. Kısa çalışma ödeneğinden yararlananlara ait sigorta primlerinin aktarılması ve sağlık hizmetlerinin sunulmasına ilişkin işlemler 506 sayılı Kanunda belirtilen esaslar çerçevesinde yürütülür. Kısa çalışma ödeneği olarak yapılan ödemeler başlangıçta belirlenen işsizlik ödeneği süresinden düşülür.<br />
Zorlayıcı sebeplerle işyerinde faaliyetin tamamen veya kısmen geçici olarak durması halinde, kısa çalışma ödeneği ödemeleri 4857 sayılı Kanunun 24&#8242;üncü maddesinin (III) numaralı bendinde ve aynı Kanunun 40&#8242;ıncı maddesinde öngörülen bir haftalık süreden sonra başlar.&#8221;<br />
(2) GEÇİCİ MADDE 6- a) 2008 yılına münhasır olmak üzere, Fonun mevcut nema gelirlerinden 1.300.000.000 YTL&#8217;lik kısım Fon tarafından Hazine İç Ödemeler Muhasebe Birimi hesaplarına aktarılır ve genel bütçenin (B) işaretli cetveline gelir kaydedilir. Kaydedilen bu tutarları, Yüksek Planlama Kurulu kararına istinaden Güneydoğu Anadolu Projesi kapsamındaki yatırımlara öncelik vermek kaydıyla münhasıran ekonomik kalkınma ve sosyal gelişmeye yönelik yatırımlarda kullanılmak üzere ilgili idare bütçelerine ödenek kaydetmeye Maliye Bakanı yetkilidir. Bu ödenekler, 2008 yılı yatırım programı ile ilişkilendirilir.<br />
b) 2009-2012 yıllarında Fon tarafından tahsil edilecek nema gelirlerinin dörtte biri, ilgili yıl genel bütçelerinin (B) işaretli cetvelinde bütçe gelir tahmini olarak yer alır. İlgili yıl bütçeleri hazırlanırken Güneydoğu Anadolu Projesi kapsamındaki yatırımlara öncelik vermek kaydıyla münhasıran bölgesel ekonomik kalkınma ve sosyal gelişmeye yönelik yatırımların finansmanı için ilgili idare bütçelerine bu gelir tahmini karşılığı kadar ödenek öngörülür. Bu gelirler, Fon tarafından tahsil edilen ayı izleyen ayın 15&#8242;ine kadar Hazine İç Ödemeler Muhasebe Birimi hesaplarına aktarılır ve yılı genel bütçesinin (B) işaretli cetveline gelir kaydedilir.<br />
c) Bu madde kapsamında aktarılacak kaynakla gerçekleştirilecek yatırımlardan elde edilecek getiriler ile varlık satışlarından elde edilecek gelirlerin Yüksek Planlama Kurulunca belirlenecek oranı, kullanılan kaynak tutarını aşmamak kaydıyla Fona aktarılır.<br />
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Hazine Müsteşarlığı tarafından müştereken belirlenir.&#8221;<br />
(3) &#8220;GEÇİCİ MADDE 7- 18 yaşından büyük ve 29 yaşından küçük olanlar ile yaş şartı aranmaksızın 18 yaşından büyük kadınlardan; bu maddenin yürürlük tarihinden önceki altı aylık dönemde prim ve hizmet belgelerinde kayıtlı sigortalılar dışında olması şartıyla, bu maddenin yürürlük tarihinden önceki bir yıllık dönemde işyerine ait prim ve hizmet belgelerinde bildirilen ortalama sigortalı sayısına ilave olarak bu maddenin yürürlük tarihinden itibaren bir yıl içinde işe alınan ve fiilen çalıştırılanlar için; 506 sayılı Kanunun 72&#8242;nci ve 73&#8242;üncü maddelerinde sayılan ve 78&#8242;inci maddesi uyarınca belirlenen prime esas kazanç alt sınırı üzerinden hesaplanan sigorta primine ait işveren hisselerinin;<br />
a) Birinci yıl için yüzde yüzü,<br />
b) İkinci yıl için yüzde sekseni,<br />
c) Üçüncü yıl için yüzde altmışı,<br />
d) Dördüncü yıl için yüzde kırkı,<br />
e) Beşinci yıl için yüzde yirmisi,<br />
İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanır.<br />
İşveren hissesine ait primlerin İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanabilmesi için işverenlerin çalıştırdıkları sigortalılarla ilgili olarak 506 sayılı Kanun uyarınca aylık prim ve hizmet belgelerinin yasal süresi içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumuna verilmesi ve sigortalıların tamamına ait sigorta primlerinin sigortalı hissesine isabet eden tutarı ile İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanmayan işveren hissesine ait tutarın ödenmiş olması şarttır. Bu maddeye göre işveren tarafından ödenmesi gereken primlerin geç ödenmesi halinde, İşsizlik Sigortası Fonundan Sosyal Güvenlik Kurumuna yapılacak ödemenin gecikmesinden kaynaklanan gecikme zammı, işverenden tahsil edilir.<br />
Bu madde hükümleri;<br />
a) 01.10.2003 tarihinden sonra özelleştirme kapsamında devir alınan işyerleri hariç olmak üzere, mevcut ve faaliyette bulunan işyerlerinin devredilmesi, birleşmesi, bölünmesi veya nev&#8217;i değiştirmesi gibi hallerde yeni işe başlama olarak değerlendirilmez.<br />
b) Mevcut bir işyerinin kapatılarak; değişik bir ad veya unvan ya da bir iş birimi olarak aynı faaliyette açılması veya çalışan sigortalıların bütün olarak devredilmesi halinde, bu işyerleri hakkında uygulanmaz.<br />
c) Yönetim ve kontrolü elinde bulunduracak şekilde doğrudan veya dolaylı ortaklık ilişkisi bulunan şirketler arasında istihdamın kaydırılması, şahıs işletmelerinde işletme sahipliğinin değiştirilmesi gibi ek bir kapasite ve istihdam artışına neden olmayan, sadece teşviklerden yararlanmak amacıyla yapılan işlemler hakkında uygulanmaz.<br />
d) 506 sayılı Kanun gereğince yapılan kontrol ve denetimler sonucunda çalıştırdığı kişileri sigortalı olarak bildirmediği tespit edilen işyerleri hakkında bir yıl süreyle uygulanmaz.<br />
e) 08.09.1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu ile 04.01.2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve uluslararası anlaşma hükümlerine istinaden yapılan hizmet ve yapım konulu işyerlerine yönelik işyerleri hakkında uygulanmaz.<br />
f) Kamu idareleri işyerleri hakkında uygulanmaz.<br />
g) 506 sayılı Kanuna göre sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar ile yurt dışında çalışan sigortalılar hakkında uygulanmaz.<br />
İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanan prim tutarları gelir ve kurumlar vergisi uygulamalarında gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınmaz.<br />
Bu maddeyle düzenlenen destek unsurundan diğer ilgili mevzuat uyarınca ayrıca yararlanmakta olan işverenler; aynı dönem için ve mükerrer olarak bu destek unsurundan yararlanamaz. Bu durumda, işverenlerin tercihleri dikkate alınmak suretiyle uygulama, destek unsurlarından sadece biriyle sınırlı olarak yapılır.<br />
Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından belirlenir.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kanberkilinc.com.tr/issizlik-sigortasinda-yapilan-degisiklikler.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ltd ortaklarının Şirket vergi borçları sorumluluğu</title>
		<link>http://www.kanberkilinc.com.tr/ltd-ortaklarinin-sirket-vergi-borclari-sorumlulugu.htm</link>
		<comments>http://www.kanberkilinc.com.tr/ltd-ortaklarinin-sirket-vergi-borclari-sorumlulugu.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 02 Nov 2008 21:00:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel Konular]]></category>
		<category><![CDATA[Amme Alacakları]]></category>
		<category><![CDATA[AMME BORÇLARI]]></category>
		<category><![CDATA[Borçlar Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[İdari Yargılama]]></category>
		<category><![CDATA[KANUNİ TEMSİLCİLERİN SORUMLULUĞU]]></category>
		<category><![CDATA[kurumlar vergisi]]></category>
		<category><![CDATA[Kurumlar Vergisi Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[limited şirket ortakları]]></category>
		<category><![CDATA[limited şirketler]]></category>
		<category><![CDATA[ortaklarının mesuliyeti]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Medeni Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Ticaret Kanunu]]></category>
		<category><![CDATA[vergi borçları]]></category>
		<category><![CDATA[Vergi borcu]]></category>
		<category><![CDATA[Vergi Usul Kanunu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kanberkilinc.com.tr/?p=1059</guid>
		<description><![CDATA[I-GİRİŞ:Türk Ticaret kanunumuzun 503 maddesinde limited şirketler &#8220;İki veya daha fazla hakiki veya hükmi şahıs tarafından bir ticaret unvanı altında kurulup, ortaklarının mesuliyeti koymayı taahhüt ettikleri sermaye ile mahdut ve esas sermayesi muayyen olan şirket &#8230;&#8221; Şeklinde tanımını bulmuş ve devamı 504. maddesinde &#8220;Ortakların sayısı ikiden az ve elliden çok olamaz.&#8221; Şeklinde hükme bağlanmış olmakla [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>I-GİRİŞ:Türk Ticaret kanunumuzun 503 maddesinde limited şirketler &#8220;İki veya daha fazla hakiki veya hükmi şahıs tarafından bir ticaret unvanı altında kurulup, ortaklarının mesuliyeti koymayı taahhüt ettikleri sermaye ile mahdut ve esas sermayesi muayyen olan şirket &#8230;&#8221; Şeklinde tanımını bulmuş ve devamı 504. maddesinde &#8220;Ortakların sayısı ikiden az ve elliden çok olamaz.&#8221; Şeklinde hükme bağlanmış olmakla Ortak sayısında bir sınırlamaya tabi tutmuştur<br />
Limited şirketlerin kanun maddesindeki tanımdan da anlaşılacağı üzere, sadece gerçek kişiler yada hem gerçek kişi şahıs ve başka tüzel kişiliklerin ya da sadece tüzel kişiliklerin de kendi aralarında bir limited şirket kurabilecekleri anlaşılmaktadır. TTK nun 504 maddesi ile limited şirketlrde ortaklık sayısı en az iki ve ene fazla ise 50 kişi ile sınırlandırılmıştır. Bu bakımdan bir limited şirketin en az iki ve en fazla 50 ortağı bulunabilecektir. Limited şirketlerin ekonomik tedavüle sunacakları hizmetlerine de bir bakımdan müdahale edilmiş olduğunu görmekteyiz, zira limited şirketlerin faaliyet konularında bankacılık ve sigortacılık faaliyetlerine izin verilmemiştir, TTK 503 maddesş ikinci fırkasındaki hükme göre de ayrıca anonim ortaklık şeklinde kurulan sermaye şirketleri gibi ortakların koymuş oldukları sermaye için hisse senedi çıkaramamaktadırlar. ancak sigorta acenteliği dahil geri kalan bütün ekonomik ve ticari faaliyetlerde bulunabileceklerdir.limited şirketler TTK 512 maddesindeki hükme istinaden ticaret siciline tescil edilmekle hükmi şahsiyet kazanırlar.</p>
<p>II-ŞİRKET TÜZEL KİŞİLİĞİ AÇISINDAN SORUMLULUK ŞEKLİ</p>
<p>Tüzel kişiliği haiz Limited şirketler, kamu alacaklarına karşı olan sorumlulukları bakımından kamu alacağını karşılamak üzere bütün varlıkları ile sorumludurlar ve bu açıdan gerçek kişlerden her hangi br faklılıkları söz konusu değildir, kamu alacaklarına karşılık gelecek ya da karşılayacak bütün aktifi ile sorumlu tutulan tüzel kişiliği haiz limited şirketler sadece kamu alacakları için değil piyasa ekonomisinde yer aldığı ve tedavüle katıldığı sürece üçüncü şahıslara karşı da yine mal varlıklarının tamamı ile sorumlu tutulmaktadır. Ancak gerek üçüncü şahıslara olan borçları ve gerekse kamuya olan borçlarını karşılayacak miktarda mal varlığından yoksun bulunması halinde bu durumda gerekli yasal yollara gidilmek koşulu ile ortakların sorumluluğuna gidilmesi söz konusu olabilecektir. Limidet şirket ortakları bakımından üçüncü şahıslara olan şirket borçlarından dolayı sadece şirkete karşı taahhüt etmiş oldukları sermaye miktarları ile sınırlı sorumlu tutulmuşken, 4369 sayılı kanunla yapılan düzenleme öncesinde 6183 sayılı AATUHK 35 maddesideki düzenleme de yine buna paralel bir hüküm içermekteydi, yani şirket ortakları kamu alacaklarına karşı da yine TTK hükümlerindeki düzenlemeye paralellik taşıyan şirkete karşı taahhüt etmiş oldukları sermaye miltarları ile sorumluluk altında blunmkataydı, ancak 4369 sayılı kanununla 6183 sayılı kanunun 35 maddesinde yapılan yeni bir düzenleme ile kamu borçları açısından farklı bir sorumluluk düzenlemesine tabi tutulmuştur buna göre gerek kanuni temsilcilerin sorumluluğunu düzenleyen 213 sayılı vergi usul kanununun 10 maddesi ve gerekse ortakların sorumluluğunu düzenleyen 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulu Hakkında Kanunununda sorumluluklar kamu alacağının tahsil şekillkeri yeniden düzenlenmiştir. Ortaklar bakımından sorumluluk halini düzenleyen 6183 sayılı AATUHK 35.maddesinde bir taraftan şirket ortaklarının sorumluluk sınırlamasını sermaye miktarı ile değil de şirkete karşı taahhüt etmiş oldukları sermaye oranında sorumluluk yüklenmiştir.başka bir ifade ile ortaklar şirkete karşı taahhüt ettikleri sermayeleri oranında kamu borçlarından sorumlu hale geitilmişlerdir.<br />
Yargıtay 10 Hukuk Dairesi 16.3.2006 tarih ,2005 / 12534 Esas ve 2006 / 2884 karar sayılı kararında &#8220;&#8230; Limited şirket ortakları, şirketten tahsil imkanı olmayan kurum alacaklarından sermaye hisseleri oranında sorumlu&#8230;&#8221; şeklinde karar vermiştir.<br />
Yani bir limited şirketin tahsil olanağı bulunmayan kamu alacaklarından ortakların sorumlulukları sermaye oranları dahilinde olacaktır. Buna bir örnek verecek olursak; 5.000.* YTL sermaye ve eşit paylara sahip A VE B iki ortaklı kurulmuş buluna bir limited şirketindeki ortakların hisseleri % 50 olacaktır. Bu durumda ortaklar TTK 503 maddesindeki tanımı ile sermaye miktarı bakımından her bir ortak 2.500 YTL sorumlu olacakken, 6183 sayılı AATUHK nun 35 maddesindeki hükümleri gereğinde şirketin kamu borcunun %50 oranında her bir ortak sorumlu tutulabilecektir. Başka bir ifade ile şirket sermayesi 5.000 YTL iken şirketin 100.000 YTL kamuya olan borcundan her bir ortaklık kendi hisseleri oranı olan %50, yani 50.000.-YTL tutarında sorumlu tutulabilecektir kamu alacağının tahsili bakımından öncelikli olarak şirketin tüzel kişiliğine gidilmesi gerekir. Şirket tüzel kişiliğinde bulunan menkul ve gayrimenkuller ile haczi kabil varlıkları amme alacağını karşılamayacak durumda ise , ve bu doğrultuda yasada belirtilen şekilde bütün tahsil yolları kapanmış ve şirketin aciz durumda olduğu belirlenebilmiş i ise, ancak bu durumda önce şirketin kanuni temsilcilerine aynı şekilde gidilmesi gerekir, kanuni temsilcilerinden de tahsil olanağı kalmamış ve aciz durumları tespit edilmiş ise bu durumda artık şirket ortaklarının şirkete karşı taahhüt etmiş oldukları sermayeleri oranında şirket ortakları nezdinde kamu idaresi, tahsil cihetine gidilmek üzere harekete geçecektir. Kamu alacakları öncelikli olarak şirket tüzel kişiliğinde aranır. Kamu alacağının şirket tüzel kişiliğinden tahsil olanağının kalmaması ve şirketin aciz durumumun tespit edilmesi halinde<br />
1- kamu idaresinde şirket tüzel kişiliğe ait mal varlığının 6183 sayılı kanun hükümlerine göre yapılacak değerleme sonucu amme alacağını karşılamayacak durumda ise,<br />
2- şirketin haczi kabil başka her hangi bir mal varlığı ile üçüncü şahıslardan hak ve alackları tespit edilmemiş ise<br />
3-Tüzel kişiliğin iflasının istenmiş ya da iflasının açılmış olması hallerinde amme alacağının iflas yoluyla takip sonucunda da tahsil edilemeyeceği anlaşılmış ise ,<br />
4- bütün araştırma ve incelemeler sonucunda şirketin adresi tespit edilememiş ya da bulunamamış ise<br />
bu durumda şirket ortakları veya kanuni temsilcileri nezdinde kamu alacağının tahsil cihetine gidilebilecektir..</p>
<p>yukarıdaki açıklamalarımızı destekler niteliğini taşıyan Danıştay 7.Dairesi&#8217;nin 1994/395 sayılı kararında özetle &#8220;asıl borçlu olan limited şirketten amme alacağının tahsil edilmesine olanak kalmadığı yolunda bir tespit yapılmadan,şirketin acze düştüğü saptanmadan ve yükümlünün temsilci değil, sadece limited şirket ortağı olduğu hususu nazara alınmadan, amme alacağının şirket ortağı olan davacıdan tahsili yoluna gidilmesinde yasaya uyarlık bulunmadığı cihetle mahkemece yazılı gerekçe ile verilen kararda isabet görülmemiştir.&#8221; Şeklindedir. Yine Danıştay 3.Dairesinin 1995/2034 sayılı kararında özetle şirket takip edilerek kamu alacağının,şirketini mal varlığından tahsiline olanak kalmadığı saptanmadıkça, limited şirket ortaklarının takip edilemeyeceği hükmüne varmıştır.</p>
<p>II-LİMİTED ŞİRKETLERDE TAHSİL EDİLEMEYEN KAMU ALACAKLARINDAN ORTAKLARIN SORUMLULUĞU</p>
<p>6183 sayılı sayılı kanunun 35 maddesindeki hükümlere 4369 sayılı kanunla önemli değişikliklere gidilmiş, bu düzenlemeden önce şirket ortakları TTK hükümlerinde yer alan düzenmeleye paralel bir sorumluluk taşımakta iken yani sermaye miktarları ike sorumlulukları düzenlenmiş iken 4369 sayılı kanunla yapılan düzenlemeden sonra sermaye miktarı sermaye oranına dönüştürüşmüş şekilde uygulamaya gidilmiştir. Bu uygulama ile şirket ortaklarlı yukarı da belirtildiği üzere şirket tüzel kişiliğinde mevcut olan sermayesi oranında kamu borçlarından sorumlu tutulmuşlardır. Uygulamada limited şirketlerin ,borcun ilgili olduğu dönemdeki ortakların ve şirketin kanuni temsilcilerinin amme borçları karşısındaki durumları irdelenirken karışıklıklar ve sorunlar yaşanmaktadır. Bazı durumlarda idare gerekli araştırmaları yapmadan, şirket ortaklarının sermaye hisse nispetlerini de dikkate almadan kamu alacağının tamamını ortakların sadece birine ya da tamamına salmaktadır. hatta bazı kamu kurumlarının bırakalım gerekli araştırma ve incelemeleri yapmayı ortağa ya da ortaklara 6183 sayılı yasanın 55 maddesi hükmünce tebligat yapma zahmetinde bulunmadan gayrimenkulleri üzerine haciz tatbik etmektedirler. kanunun &#8221; şirketten tahsil imkanı bulunmayan&#8230;&#8221; şeklindeki hükmünün değerlendirilmesi noktasında eksik inceleme ve araştırma yapmakla hukua aykırı bir sonuş doğurmuş olurlar. Tahsil imkanının bulunmaması kriterinden hareketle bütün yasal yolların tüketilmiş ve tahsil imkanının bu yolla artık olamayacağını mükellefin tarh dosyasına koyacağı resmi kayıt ve evraklarıyla kanıtlamakla mümkündür.<br />
Danıştay 9 dairesi 9.3.2005 tarihli 2003/2571 Esas ve 2005/494 Karar sayılı kararında &#8220;kanuni temsilci ya da ortak sıfatıyla ilgili kişilerin takip edilebilmesi için, vergi borcunun usulüne uygun bir biçimde tarh, tahakkuk, tebliğ, safhalarından geçerek borcun kesinleştirilmesi, vergi borçlusu hakkında tüm takip yollarının tüketilmesi ve amme alacağının vergi borçlusundan kısmen veya tamamen tahsil imkanının bulunmadığının somut bir biçimde ortaya konulması gerekmektedir.&#8221; Şeklinde karar vermiştir. anılan karardan da anlaşılacağı üzere kamu alacağının şirket ortaklarından tahsil cihetine gidilebilmesi için şirket hakkında tahsil yönünde tüm yasal yolların tükenmiş ve kamu alacağının tahsil edilmemiş olması gerekir.</p>
<p>6183 sayılı AATUHK Madde-35 ( 4369 sayılı Kanunun 21.&#8217;inci maddesiyle değişen şekli) (29.07.1998 tarihinden geçerli olmak üzere) Limited şirket ortakları, şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar.&#8221;<br />
5766 SAYILI KANUNLA 6183 SAYILI AATUHK 35 MADDESİNDE YAPILAN DEĞİŞİKLİK İLE LİMİTED ŞİRKET ORTAKLARININ HİSSE DEVİRLERİNDE SORUMLULUKLARI DEĞİŞMİŞTİR</p>
<p>YENİ DÜZENLEME</p>
<p>Türk Ticaret Kanunu Hükümlerine göre kurulan sermaye şirketilerinden limited şirketlerde ,ortaklar açısından şirket borçlarından dolayı gerek üçüncü şahıslar ve gerekse de kamu alacakları bakımından sınırlı sorumluluk ilkesi geçerlidir. Başka bir anlatımla, limited şirket, iki veya daha fazla gerçek ve tüzel kişi tarafından bir ticaret ünvanı altında kurulup, iktisadi konularda faaliyet gösteren, şirket tüzel kişiliği borçlarından sadece şirketin malvarlığı ile sınırlı olarak sorumlu tutulduğu, esas sermayesi muayyen ve bu sermaye ortakların sermaye paylarının toplamına eşit olan ortaklıktır.<br />
Limited şirket ortağının asıl borcu, ilk önce ortağı bulunduğu şirkete karşı taahhüt ettiği sermaye payını ödemekten ibarettir. Ortak şirkete karşı taahhüt ettiği sermaye borcunu tam olarak yerine getirdikten sonra sorumluluğu da ona ermektedir. Türk hukukunda, limited şirketler de anonim ortaklılarda olduğu gibi şirketin borçlarından şahsen sorumlu değildirler. Başka bir anlatıma ortakların sorumluluğu sadece ortaklığa karşıdır ve esas sermaye payları ile sınırlıdır.<br />
İlke olarak kanun, ortaklarla limited şirket alacaklıları arasında her hangi bir ilişki kurmamıştır, alacaklılara gerektiğinde ortaklara başvurma imkanını tanımamıştır. Bu ilkenin üç istisnası vardır.<br />
1-TTK&#8217;nun 532/f.3 maddesindeki açığı kapama yükümü,<br />
2-Selef sıfatıyla sorumluluk ( TTK. 529, 530 ve 531 maddeleri )<br />
3-Kamu borçlarından ortakların sorumluluğudur.<br />
6183 sayılı Kanunun 4369 sayılı Kanunla değişik 35 inci maddesi 5766 sayılı Kanunla yapılan düzenlemelere göre &#8220;Limited şirket ortakları şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar.<br />
Ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur.<br />
Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur.&#8221; şeklini almıştır.<br />
6183 sayılı AATUHK 35 Maddesinin birinci fıkrası hükmüne göre, limited şirket ortakları şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumludurlar.<br />
Limited şirket borçlarından sorumlu olan gerçek veya tüzel kişi ortaklar, 6183 sayılı Kanunun 3 üncü maddesi uyarınca amme borçlusudurlar ve bu Kanun hükümlerine göre kamu alacaklarından dolayı sorumlulukları oranından takip edileceklerdir.<br />
6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 503 ve müteakip maddelerinde limited şirketlerin kuruluşu düzenlenmiş, Anılı kanunun 511 inci maddesinde tescil ve ilan edilecek hususlar arasında; ortakların kimliği ve koymayı taahhüt ettikleri sermaye miktarları yer almış, 515 inci maddesinde şirket esas mukavelesinde yapılan her değişikliğin ilk mukavelede olduğu gibi tescil ve ilan edileceği, 519. maddesinde de pay defterinin tutulacağı, bu deftere; ortakların ad ve soyadlarının, pay miktarlarının, vukuu bulan ödemelerin, payların devir ve intikali ve bu hususlarla ilgili değişikliklerin kaydedileceği hükme bağlanmıştır.<br />
Aynı Kanunun 520 nci maddesi hükmüne göre de ortaklık payının devri; tescil ve ilan edilmese de noter tasdikli devir sözleşmesi, ortakların devir işlemine muvafakatı ve devrin pay defterine işlenmesi ile hüküm ifade etmektedir. Kanun bu hükümle bir derecede limited şirket ortaklık paylarının devrinde Ticaret siciline tescil ve ilanı hususunda bir ayrıcalık saptamış durumda, bu bakımdan limited şirket devir sözleşmelerinin ticaret siciline tescil ve ilan edilmemesi halinde de noterden düzenlenmiş olması ve pay defterine işlenmiş olması halini hüküm ifade etmesi bakımından yeterli bulmaktadır.<br />
Bu hükümlerin birlikte incelenmesinden,limited şirket ortaklarının kimliği ve şirketteki sermaye hisselerine ilişkin bilgiler; şirketin Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilen ana sözleşmesinde, bu sözleşmede yapılan değişikliklerde, pay devrinin tescil ve ilan edilmemiş olduğu hallerde ise pay defterinde yer almaktadır.<br />
6183 sayılı Kanunun 35 inci maddesi uyarınca limited şirket ortakları hakkında takibe geçilebilmesi için, Kanunun 54 ve müteakip maddelerine göre şirket hakkında yapılan takip muameleleri sonucunda amme alacağının şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilememesi veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gerekmektedir.<br />
5766 sayılı Kanunla 6183 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinde yapılan değişiklikle;<br />
-Tahsil edilemeyen amme alacağı terimi; &#8220;Amme borçlusunun bu Kanun hükümlerine göre yapılan mal varlığı araştırması sonucunda haczi kabil herhangi bir mal varlığının bulunmaması, haczedilen mal varlığının satılarak paraya çevrilmesine rağmen satış bedelinin amme alacağını karşılamaması gibi nedenlerle tahsil edilemeyen amme alacaklarını,&#8221;<br />
-Tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı terimi; &#8220;Amme borçlusunun haczedilen mal varlığına bu Kanun hükümlerine göre biçilen değerlerin amme alacağını karşılayamayacağının veya hakkında iflas kararı verilen amme borçlusundan aranılan amme alacağının iflas masasından tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gibi nedenlerle tahsil dairelerince yürütülen takip muamelelerinin herhangi bir aşamasında amme borçlusundan tahsil edilemeyeceği ortaya çıkan amme alacaklarını,&#8221;<br />
şeklinde tanımlanmıştır.<br />
Bu düzenleme çerçevesinde limited şirket ortaklarının sorumluluğuna başvurulmadan önce alacaklı tahsil dairelerince Kanunun 3 üncü maddesinde yer alan tanımlardaki hususlar dikkate alınmak suretiyle yapılacak işlemlere dayanılarak amme alacağının şirketten tahsil edilememesi veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gerekmektedir.<br />
Kanunun 35/2 maddesinin hükmüne göre, mevcut ortağın şirketteki sermaye payını yeni bir ortağa devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait olan ve devir tarihi itibarıyla ödenmemiş bulunan amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulmuşlardır.<br />
Mevcut şirket kurucu ya da daha sonradan ortaklık hissesi devralmak suretiyle katılan şirket ortağının payını devretmesi halinde, devreden ve devralan ortaklar , şirketin devir tarihi itibarıyla vadesi geldiği halde ödenmemiş kamu borçlarından, Kanunun 35 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sermaye hisseleri oranında sorumlu olacaklardır. Yukarıda da anlatıldığı alacaklı kamu idaresi tarafından bu sorumluluğa başvurulabilmesi için vadesi geçmiş muaccel amme alacağının şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilememiş veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılmış olması gerekmektedir.<br />
Kanunun 35/3 maddesinde yapılan düzenleme ile , amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumludurlar.<br />
Bir başka ifade ile şirket tüzel kişili mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda farklı kişilerin şirket ortağı olması halinde, söz konusu kişilerin bu amme alacağından müteselsilen sorumlu tutularak, Kanunun 35 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sermaye hisseleri oranında takip edilebileceğine ilişkin düzenlemede kasıt; ortaklardan her hangi birinin mevcut hissesini bir başkasına devretmesi halinde, devirden önce tahakkuk tarh ve tahahhkuku yapılan ancak henüz ödeme süresi gelmeyen, muaccel olmayan bir kamu alacağının olması durumunda, devir sonucu yeni ortak, kamu alacağının devir itibari ile muaccel olup olmadığına ilişkin her hangi bir defi ileri süremeyecek dolayısıyla tarh-tahakkuk ve tahsil tarihleri de devir bakımından her hangi bir önem arz etmeyecek olup devreden ve devir alan kişiler bu durumda muaccel olan kamu alacağından müteselsilen sorumlu tutulacaklardır.<br />
5766 sayılı kanunla 6183 sayılı kanunun 35 maddesinde yapılan ve yukarıda yer alan açıklamalar doğrultusunda limited şirket ortaklarının şirket tüzel kişiliği mal varlığından tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu alacaklarının şirket ortakları nezdinde tahsil cihetine gidebilmeleri için izlemesi gereken koşullara dikkat edilmesi gerekmektedir. Zira, limited şirket borçlarının tahsil edilememesi durumunda vergi idareleri genel ilke haline getirmiş olmakla birlikte, 6183 sayılı kanunun şirket ortaklarının takip edilebilmelerine ilişkin düzenlemelerine uymamakta, kanunun 35 maddesinde belirtildiği sorumluluk sınırlarını göz ardı etmek koşulu ile, ortakların menkul ve gayri menkullerine yapmış olduğu mal varlığı araştırması sonucu haciz tatbik etmekte veya yine gerekli usul ve esaslara uyulmaksızın ortakların yurt dışına çıkışları engellenmektedir. Bütün bu anlatımlar ışığında vergi idarelerinin izlemesi gereken usul ve esaslar;<br />
1-Öncelikle şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda şirket ortaklarının kimler olduğu ve bu ortakların sermaye hisseleri; şirket ana sözleşmesi, ana sözleşme değişikliği veya pay defterindeki kayıtlardan tespit edilmesi,<br />
2-Her bir ortağın sermaye hissesine göre takip konusu olan amme alacağından sorumlu olduğu tutarın tespiti,<br />
3-Şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağının ödenmesinden sermaye hissesi oranında sorumlu tutulması gereken ortağın, hissesini devredip devretmediği, hisse devrinin söz konusu olduğu durumlarda, devir alan ortağın devir tarihi itibarıyla vadesi geldiği halde ödenmemiş şirket borçlarından sorumlu tutulacağı tutarın tespiti sonucunda<br />
Ortaklar hakkında takip işlemlerine 6183 sayılı Kanunun 55 inci maddesine göre tanzim edilecek ödeme emrinin tebliği suretiyle başlanılması gerekmektedir.<br />
PAY DEVİRLERİNİN TESCİLİ VE İLANI<br />
Kuruluş, faaliyet, sorumluluk ile sona erme şekilleri TTK nunda düzenlenen Limited şirket ortakları arasında meydana gelecek olan hisse devirlerine ilişkin hükümler anılan Kanunumuzun 511&#8242;inci maddesinde tescil ve ilan edilecek hususlar arasında ortakların kimliği ve koymayı taahhüt ettikleri sermaye miktarları yer almıştır, yine 515&#8242;inci maddesinde şirket ana sözleşmesinde yapılan her türlü değişikliğin ilk sözleşmede olduğu gibi tescil ve ilan edileceği, 519&#8242;uncu maddesinde de pay defterinin tutulacağı, bu deftere; ortakların ad ve soyadlarının, pay miktarlarının,yapılan ödemelerin, payların devir ve intikali ve bu hususlarla ilgili değişikliklerin kaydedileceği hüküm altına alınmıştır.</p>
<p>Yine anılan Kanunun 520&#8242;nci maddesi &#8221; Bir payın devri, şirket hakkında ancak şirkete bildirilmek ve pay defterine kaydedilmek şartiyle hüküm ifade eder.<br />
Devir hususunun pay defterine kaydedilebilmesi için, ortaklardan en az dörte üçünün devre muvafakat etmesi ve bunların esas sermayesinin en az dörtte üçüne sahip olması şarttır.<br />
Ortağın koymayı taahhüt ettiği sermaye ayın ise, payını şirketin kuruluşunu takip eden üç yıl içinde başkasına devredemez.<br />
Şirket mukavelesi payların devrini yasak edebileceği gibi yukarıki fıkralarda derpiş edilenlerden daha ağır şartlara da bağlı tutabilir.<br />
Payın devri veya devir vadi hakkındaki mukavele yazılı şekilde yapılmış ve imzası noterce tasdik ettirilmiş olmadıkça ilgililer arasında dahi, hüküm ifade etmez.&#8221; Pay devrine ilişkin hükümler belirlenmiştir.<br />
Ortağın koymayı taahhüt ettiği sermaye ayın ise, payını şirketin kuruluşunu takip eden üç yıl içinde başkasına devredemez.</p>
<p>Limited şirket ortaklarının kimliği ve şirketteki sermaye hisselerine ilişkin bilgiler; şirketin Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilen ana sözleşmesinde ve yine bu ana sözleşmede yapılan değişikliklerde, pay devrinin tescil ve ilan edilmemiş olduğu hallerde pay defterinde yer almaktadır. Ancak pay devirlerinin gerek devredenler ve gerekse üçüncü kişiler açısından bir hüküm ifade edebilmesi yani geçerli olabilmesi için devrin noterden yapılması ve noter marifetiyle devir işleminin imza altına alınması şartına bağlanmıştır.</p>
<p>Şirket ortaklarının hisse devirlerinin vergi idaresinin bilgisi dahiline girmesinin sağlanması bakımından Bakanlık 2001 yılında yayınladığı uygulama iç genelgesinde şirket ortaklarının Noterlerde yapacakları pay devri veya devir vaadi sözleşmelerinde şirketin, devreden ve devralan ortaklarının vergi kimlik numaraları ile bağlı bulundukları vergi dairelerinin de yazılı olması gerektiğini ve noterce onaylanan bu sözleşmenin bir nüshasının, 213 Sayılı VUK.nun 148 ve 149 ncu Maddeleri ile Mükerrer 257 nci Maddesi gereğince ay içinde yapılan işlemlerin ertesi ayın 15 nci günü akşamına kadar, onaylayan noterlikçe şirketin bağlı bulunduğu vergi dairesine gönderilmesi, aksine hareket edenler hakkında aynı Kanunun Mükerrer 355 nci Madde hükümlerinin uygulanacağı, belirtilmiş, Türkiye Noterler Birliği tarafından konu teşkilatlarına 27.11.2000 gün ve Hukuk 19504 (2000/58) sayılı genelge ile duyurulmuştur.1.1.2001 tarihinde itibaren noterliklerde yapılacak olan limited şirket ilişkin pay devir işlemleri ile ilgili bildirimlerin vergi dairelerince alınması halinde, mükellefin tarh dosyasında muhafaza edilmesi ve limited şirketlerden tahsil edilmeyen amme alacaklarının tahsilinde 405 Seri Nolu Tahsilat Genel Tebliği hükümlerinin uygulanması sırasında bu sözleşmelerin de dikkate alınması gerekmektedir.Şeklinde uygulamaya açıklık getirmiştir.</p>
<p>Danıştay 3.Dairesinin 2003/4931 sayılı kararında &#8221; limited şirket hisse devrinin üçüncü kişilere ve şirkete karşı hüküm ifade edebilmesi için sadece noter tasdikli hisse devir sözleşmesinin ve buna ilişkin ortaklar kurulu kararının yeterli olmadığı, türk ticaret kanununun 511 ve 515&#8242;inci maddeleri hükümleri göz önünde bulundurulduğunda, şirket ortaklarının tümü, ortaklık payları, ortak sayısı ile şirketi temsile yetkili olanların da değişmesi sonucunu doğuracak şekilde yapıldığı anlaşılan devir işleminin ticaret sicilinde tescil ve ilan edilerek üçüncü kişilere ve pay defterine kayıt suretiyle şirkete karşı hüküm ifade edecek şekilde aleniyet kazanıp kazanmadığının saptanması gerektiği &#8221; şeklinde ve benzeri muhtelif hükümler kurmuştur. Bu nedenle şirket ortağının şirketteki hissesi sadece noterden düzenlenen hisse devir sözleşmesi ile şirketteki ortaklık vasfını kazanamayacaktır, dolayısıyla ticaret siciline tescil ve ilanı ile ancak hüküm ifade edebilecektir.</p>
<p>III &#8211; KANUNİ TEMSİLCİLERİN SORUMLULUĞU</p>
<p>Kanuni temsilcilerin kamu alacaklarından sorumluluk altına alındığı 213 sayılı VUK 10 maddesinde &#8220;Tüzelkişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, Vakıflar ve cemaatler gibi tüzelkişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevler kanuni temsilcileri, tüzelkişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler ve varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirilir.<br />
(Değişik 2. fıkra: 3505 &#8211; 3.12.1988) Yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacaklar, kanunî ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınır. Bu hüküm Türkiye&#8217;de bulunmayan mükelleflerin Türkiye&#8217;deki temsilcileri hakkında da uygulanır.<br />
Temsilciler veya teşekkülü idare edenler bu suretle ödedikleri vergiler için asıl mükelleflere rücu edebilirler.<br />
Tüzelkişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmaları, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını da kaldırmaz.&#8221; Şeklindeki düzenlemesi ile tüzel kişinin varlığından alınamayan kamu alacakları tüzel kişiliği temsile yetkili olanların mal varlıklarından alınacağına ilişkin düzenlemesi ile birlikte tüzel kişiliği haiz kurum ve kuruluşların kamuya olan vergi ve ferilerinden oluşacak olan kamu alacaklarının tamamı kanuni temsilcilerinden tahsil cihetine gidileceğini hüküm altına almıştır. Ancak kanuni temsilcinin varlığına gidilebilmesi için tüzel kişiliğin kamu alacağını kısmen ya da tamamen karşılayacak mal ve haklarının olmadığına ilişkin bütün yasal yolların tükenmiş ve aciz duruma gelmiş olmasının kanıtlanması gerekir,. Bütün bu uygulama aşamalarının tamamlanmasından donra ancak tüzel kişiden tahsil olanağının kalmadığına ilişkin durumun varlığı halinde idare, kanuni temsilcilerin mal varlığından kamu alacağının tahsil cihetine gidebilecektir. Kanuni temsilciye gidilebilmesinin haklı ve gerekçeli sebeplerinin varlığı yapılacak araştırmalar sonucunda şirketin aciz durumda ya da adresinde bulunmaması, faaliyetinin tespit edilememesi hallerinde kanunda belirtilen tebliğ esasları usulüne göre uygulanmak suretiyle kamu alacağının tahsil cihetine didilebilecektir. Kanuni temsilcinin amme alacağının tahakkuk ettiği ve tahsil cihetine gidildiği dönemde, süresi dolmuş ve yeniden bir kanuni temsilci seçilmemiş ise bu kez, TTK 540 maddesindeki amir hüküm gereğince bütün ortakların birlikte şirketi temsil etmiş sayılacakları hükmüne istinaden bütün ortaklar kanuni temsilci sayılacak olup bu durumda şirket ortaklarına kanuni temsilci sıfatı ile kamu alacaklarının ödenmesinde müteselsil sorumlu tutulabileceklerdir. Nitekim Danıştay 3 dairesi 31.1.2005 tarih, 2004 / 2405 Esas ve 2005 / 241 Karar sayılı kararı ile &#8220;Ortağı bulunduğu limited şirkete yeni kanuni temsilci atamasının yapılmadığı dönemde, Türk Ticaret Kanununun 540. maddesine göre, şirket işlerini idare ve temsile diğer ortaklarla birlikte müdür sıfatıyla yetkili ve zorunlu olan davacının, şirket malvarlığından alınamayan vergi borçlarından, 213 sayılı Yasanın 10. maddesine göre sorumlu tutularak takibinde yasaya aykırılık bulunmamaktadır&#8221; şeklinde vermiş olduğu kararında konuya açıklık getşrmiştir.</p>
<p>5766 SAYILI KANUNLA 6183 SAYILI KANUNUN MÜKERRE 35 MADDESİNDE YAPILAN DÜZENLEME İLE KANUNİ TEMSİCLİLERİN SORUMLULUĞU YENİDEN DÜZENLENMİŞTİR</p>
<p>KANUNİ TEMSİLCİLERİN SORUMLULUĞU<br />
Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanan 1 sıra sayılı Tahsilat Genel tebliğinde konuya detaylı olarak açıklık getirmiş bulunmaktadır buna göre anılan 1 sayılı Tahsilet Genel Tebliği Açıklamalarına göre,<br />
6183 sayılı Kanunun mükerrer 35 inci maddesinde kanuni temsilcilerin sorumlulukları düzenlenmiştir. Madde başlığında yer alan &#8220;kanuni temsilciler&#8221; ifadesi; tüzel kişilerin, küçüklerin ve kısıtlıların kanuni temsilcilerini, tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenleri, yabancı şahıs veya kurumların Türkiye&#8217;deki mümessillerini kapsamaktadır.<br />
6183 sayılı Kanunun 3 üncü maddesinde, Kanunun 1 ve 2 nci maddeleri kapsamına giren alacaklar amme alacağı olarak tanımlanmış, amme borçlusu veya borçlu teriminin, amme alacağını ödemek mecburiyetinde olan gerçek ve tüzel kişileri ve bunların kanuni temsilcilerini veya mirasçılarını ve vergi mükelleflerini, vergi sorumlusunu, kefili ve yabancı şahıs ve kurumlar temsilcilerini ifade ettiği hükme bağlanmıştır.<br />
6183 sayılı Kanunun amme borçlusu saydığı kanuni temsilcilerin kimler olduğu ve sorumluluklarının şekli Türk Medeni Kanunu, Borçlar Kanunu, Türk Ticaret Kanunu ve ilgili diğer mevzuatta belirlenmiştir.<br />
Buna göre, ilgili mevzuatta belirlenen tüzel kişiliği haiz kuruluşlar için ayrıca ticaret siciline tescil ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilen ana sözleşmelerinde ve bu sözleşmelerde aynı usulle yapılan değişikliklerde tayin edilen kanuni temsilciler, 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35 inci maddesi ile amme alacağının ödenmesinden de sorumlu tutulmuşlardır.<br />
Diğer taraftan, kanuni temsilcilerin sorumluluğuna ilişkin olarak 213 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinde de aynı içerikte hükümler yer almaktadır.<br />
6762 sayılı Kanunun 317 nci maddesinde; &#8220;Anonim şirket idare meclisi tarafından idare ve temsil olunur.&#8221; hükmü yer almaktadır. Buna göre, anonim şirketin kanuni temsilcisi idare meclisi, bir diğer ifade ile yönetim kuruludur.<br />
Kanunun 317 nci maddesi hükmü genel kuralı belirtmekte, ancak vazifelerin azalar arasında ne şekilde taksim olunacağı 319 uncu maddede düzenlenmektedir.<br />
Anılan maddede, &#8220;Esas mukavelede idare ve temsil işlerinin idare meclisi azaları arasında taksim edilip edilmeyeceği ve taksim edilecekse bunun nasıl yapılacağı tespit olunur. İdare meclisinin en az bir azasına şirketi temsil salahiyeti verilir.<br />
Esas mukavele ile temsil salahiyetinin ve idare işlerinin hepsini veya bazılarını idare meclisi azası olan murahhaslara veya pay sahibi olmaları zaruri bulunmayan müdürlere bırakabilmek için umumi heyete veya idare meclisine salahiyet verilebilir. Bu gibi kayıtlar bulunmadığı takdirde 317 nci madde hükmü tatbik olunur.&#8221; hükmü yer almaktadır.<br />
Türk Ticaret Kanununun 319 uncu madde hükmü, yönetim kuruluna ait olan şirketi temsil ve idare yetkisinin; esas sözleşme ile yönetim kurulu üyelerinden en az biri veya birden fazlasına veya esas sözleşmede genel kurula veya yönetim kuruluna verilecek yetki ile yönetim kurulu üyesi olmaları şartıyla murahhas üyelere veya şirkette pay sahibi olmasalar bile sorumlu müdürlere devredilebileceğine ilişkindir.<br />
Buna göre, 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35 inci maddesi uygulamasında kanuni temsilci, şirket esas sözleşmesi ile temsile yetkilendirilmiş veya kaynağını esas sözleşmeden alan yetki ile idare meclisi ya da genel kurulca temsil yetkisi verilmiş kişi veya kişiler olacaktır.<br />
Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir husus da idare ve temsil yetkisi verilen kişi ya da kişilerden birinin mutlak surette yönetim kurulu üyelerinden birisi olmasıdır.<br />
Türk Ticaret Kanununun 323 üncü maddesinde, idare meclisinin şirketi temsile salahiyetli kimseleri tescil edilmek üzere ticaret siciline bildireceği, temsil salahiyetine müteallik kararın noterlikçe tasdik edilmiş suretinin de sicil memuruna verilmesinin şart olduğu hükme bağlanmıştır.<br />
Bu hükme göre;<br />
- Temsil salahiyetine ilişkin noter tasdikli yetkili organ (yönetim kurulu veya genel kurul) kararı,<br />
- Şirketi temsil salahiyeti verilen kişilerin kimler olduğu,<br />
hususlarının ticaret sicilinde tescil ve ilan edilmiş olması gerekmektedir. Aynı Kanunun 38 inci maddesi gereğince de bu tescilin ilan tarihinden itibaren hüküm ifade edeceği tabiidir.<br />
Türk Ticaret Kanununun 321 inci maddesinde, &#8220;Temsile salahiyetli olanlar şirketin maksat ve mevzuuna dahil olan her nevi işleri ve hukuki muameleleri şirket adına yapmak ve şirket unvanını kullanmak hakkını haizdirler.<br />
Temsil salahiyetinin tahdidi, hüsnüniyet sahibi üçüncü şahıslara karşı hüküm ifade etmez. Ancak temsil salahiyetinin sadece merkezin veya bir şubenin işlerine hasrolunduğuna veya müştereken kullanılmasına dair tescil ve ilan edilen tahditler muteberdir&#8230;&#8221; hükmü yer almaktadır.<br />
Bu madde ile temsil salahiyetinin kapsamına işaret edilerek, temsile salahiyetli olanların şirketin maksat ve mevzuuna dahil olan tüm işleri ve tüm hukuki işlemleri şirket adına yapmaları gerektiği ve bu salahiyetin kapsam olarak sınırlandırılamayacağı ifade edilmektedir.<br />
Bu durumda, 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35 inci maddesinin uygulamasında, 319 uncu madde hükmüne göre temsil yetkisi verilen kişi ya da kişilerin kanuni temsilci kabul edilebilmesi için, şirketin maksat ve mevzuuna dahil olan tüm işlemlerde tam yetkili olmaları zorunludur.<br />
Türk Ticaret Kanununa ilişkin yukarıda yer verilen açıklamalar dikkate alınarak, bir anonim şirketin kanuni temsilcileri;<br />
a) Öncelikle şirket esas sözleşmesinde yönetim kurulu üyelerinden birinin veya birden fazlasının şirketi temsile yetkili kılınıp kılınmadığı,<br />
b) Şirketi temsile yetkili üye esas sözleşmede belirlenmemiş ise sözleşmede yönetim kurulu veya genel kurula, yönetim kurulu üyesi olması şartıyla murahhas üyeleri veya şirkette pay sahibi olmayan sorumlu müdürleri temsilci olarak belirleme konusunda yetki verilip verilmediği,<br />
c) Esas sözleşmede temsilci belirleme konusunda yetkisi bulunan organ tarafından bu yetki çerçevesinde temsil salahiyetinin; yönetim kurulu üyelerinden biri veya birkaçına ya da yönetim kurulu üyelerinden en az biri ile birlikte şirketin sorumlu müdürü veya müdürlerine devredilip devredilmediği,<br />
hususlarına göre belirlenecektir.<br />
Bu hususların varlığı, ticaret sicili kayıtlarına ve ilanın yapıldığı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesine bakılarak tayin olunacaktır.<br />
Türk Ticaret Kanununun 319 ve müteakip maddelerine göre temsil salahiyeti murahhas azalara veya pay sahibi olmaları zaruri bulunmayan müdürlere bırakılmamış ise yönetim kurulu üyeleri kanuni temsilci sıfatını taşımaktadır.<br />
Buna göre, amme alacağının anonim şirket şeklinde örgütlenmiş tüzel kişiliğin mal varlığından kısmen veya tamamen tahsil edilememesi veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması halinde tüzel kişiliğin kanuni temsilcisi konumundaki yönetim kurulu üyelerinin şahsi malvarlıklarından takip ve tahsili cihetine gidilmeden önce, şirket esas sözleşmesinin tetkik olunması, temsil salahiyetinin aynı zamanda yönetim kurulu üyesi olan murahhas bir veya birkaç üyeye veya şirkette pay sahibi olmayan müdürlere bırakılmış olup olmadığının tespit edilmesi gerekmektedir.<br />
Yapılacak tespit sonucunda; şirketi temsil salahiyetinin murahhas üye veya üyeler ile şirkette pay sahibi olmayan müdürlere bırakıldığının anlaşılması halinde amme alacağının bunlardan takip ve tahsiline gidilmesi, bu durumda diğer yönetim kurulu üyeleri hakkında işlem yapılmaması icap etmektedir.<br />
Şirket esas sözleşmesinde bu şekilde bir görevlendirmeye ilişkin herhangi bir kayıt bulunmaması halinde, Türk Ticaret Kanununun 317 nci maddesi hükmü göz önüne alınacak, yönetimde bulunan tüm üyelerin müşterek ve müteselsil sorumlulukları dikkate alınarak haklarında 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35 inci maddesi uyarınca işlem yapılacaktır.</p>
<p>5766 sayılı Kanunun 4 üncü maddesiyle 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35 inci maddesine &#8220;Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda kanuni temsilci veya teşekkülü idare edenlerin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden müteselsilen sorumlu tutulur.&#8221; hükmü eklenmiştir.<br />
Bu hükme göre, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda farklı kişilerin kanuni temsilci veya teşekkülü idare edenler olması halinde söz konusu kişiler, amme alacağından müteselsilen sorumlu tutularak, Kanunun mükerrer 35 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca takip edilecektir.<br />
6183 sayılı Kanunun 54 ve müteakip maddelerine göre yapılan takip sonucunda amme borçlusunun mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının, yukarıda belirtildiği şekilde tayin olunan kanuni temsilcilerin mal varlığından tahsil edilmesi gerekmektedir.<br />
5766 sayılı Kanunun 1 inci maddesi ile 6183 sayılı Kanunun 3 üncü maddesine eklenen &#8220;tahsil edilemeyen amme alacağı&#8221; terimi ile &#8220;tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağı&#8221; terimlerine ilişkin açıklamalar Tebliğin Birinci Kısım, İkinci Bölüm VII. Limited Şirketlerin Amme Borçları başlıklı alt bölümünün (4) numaralı bölümünde yer almaktadır.</p>
<p>Amme borçlusu nezdinde sürdürülen takip işlemleri sonucunda tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, Kanunun 3 üncü maddesinde yer alan tanımlardaki hususlar dikkate alınmak suretiyle yapılacak işlemlere dayanılarak tespit edilecek ve maddede belirtilen hallerden herhangi birinin varlığı halinde kanuni temsilciler hakkında takip yapılabilmesi için yeterli şartların oluştuğu kabul edilerek, takip işlemlerine kanuni temsilciler adına 6183 sayılı Kanunun 55 inci maddesine göre düzenlenecek ödeme emri tebliği suretiyle başlanılacaktır.<br />
Amme borçlusunun birden fazla kanuni temsilcisi bulunduğu takdirde, ilgili kanunlara göre kanuni temsilcilerin sorumluluk şekline bakılacak ve müşterek ve müteselsil sorumlu olanlar hakkında tahsil edilemeyen veya edilemeyeceği anlaşılan amme alacağının tamamı için her birine ayrı ayrı ödeme emri düzenlenmek suretiyle takibe geçilecektir.<br />
5766 sayılı Kanunun 4 üncü maddesi ile 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35 inci maddesine &#8220;Kanuni temsilcilerin sorumluluklarına dair 213 sayılı Vergi Usul Kanununda yer alan hükümler, bu maddede düzenlenen sorumluluğu ortadan kaldırmaz.&#8221; hükmü eklenmiştir.<br />
Bu hükme göre, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 10 uncu maddesinde, kanuni temsilcilerin sorumluluklarına ilişkin hükümlerin düzenlenmiş olması, Vergi Usul Kanunu kapsamındaki amme alacaklarının takibinin 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35 inci maddesine göre yapılmasına engel teşkil etmeyecektir. Dolayısıyla Vergi Usul Kanunu kapsamına giren amme alacakları dahil olmak üzere tüm amme alacakları için mükerrer 35 inci madde uyarınca takip yapılması mümkün bulunmaktadır.<br />
Yeterli şartlar oluştuğu takdirde 6183 sayılı Kanunun &#8220;Amme alacaklarının korunması&#8221; başlıklı ikinci bölümünde yer alan teminat isteme, ihtiyati haciz, ihtiyati tahakkuk ve diğer korunma hükümlerinin amme borçlusunun yanı sıra amme borçlusu sayılan kanuni temsilciler hakkında da uygulanması cihetine gidilecektir. Kanuni temsilciler hakkında sürdürülecek takip işlemlerinde yukarıda açıklanan hususların yanı sıra, kanuni temsilci sıfatı olmayan şahıslar hakkında mükerrer 35 inci madde gereğince takip yapılmamasına özellikle dikkat edilecektir.<br />
6183 sayılı Kanunun 35 ve mükerrer 35 inci maddelerinde yer verilen sorumluluklar ile 213 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinde düzenlenen sorumluluk nedeniyle yapılacak takiplerde ortak ve kanuni temsilcilerin takibinde bir<br />
öncelik sıralaması söz konusu olmadığından, ortaklar ve kanuni temsilciler hakkında yapılacak takiplere aynı zamanda başlanılması gerekmektedir.<br />
6183 sayılı Kanunun mükerrer 35 nci maddesinde 5766 sayılı Kanunla yapılan değişikliklerin usul hükümlerine yönelik olması ve 5766 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesi hükmü gereğince 5766 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla tahsil edilmemiş bulunan amme alacakları için de uygulanacaktır.</p>
<p>IV &#8211; SONUÇ<br />
Özellikle kamu alacakları bakımından Vergi mükellefiyet ve faaliyetleri sonucunda elde edecekleri kazançları bakımından 5520 sayılı kurumlar vergisi kanununda belirtilen Limited şirketler ,sermaye şirketleri arasında sayılmış olmaları itibari ile 5520 sayılı KVK 1 maddesinde vergi konusu ve yine anılan kanunun 2 maddesinde vergi mükellefleri arasında sayılmış, mükellefiyet şekli sorumlulukları ise 213 sayılı VUK ununda sayılmıştır. Limited şirketler kamu borçlarından dolayı bütün mal varlıkları ile gerçek kişilerden farklı olmadan sorumluluk taşımaktadırlar, ancak tüzel kişiliği itibari ile kamu borçlarını karşılayamayacak aciz durumda bulunmaları, ya da kamu alacağının bu tüzel kişiliklerden tahsil olanağının kalmadığı hallerde, 213 sayılı VUK ile 6183 Sayılı AATUHK hükümleri gereğince kanuni temsilcileri ile ortaklarından tahsili cihetine gidilebilmektedir. 213 sayılı VUK 10 maddesinde kanuni temsilcilerin, 6183 sayılı AATUH kanunun 35 maddesinde ortakların sorumluluklar ile mük 35 maddesinde VUK hükümlerine tabi tutulmayan diğer kamu alacaklarının tasil sorumluluğu düzenlenmiş olduğundan dolayı, kamu alacaklarının tahsiline öncekilke şirket tüzel kişiliğinden aranacak olup, tahsil olanağının kalmaması halinde ikinci sırada kanuni temsilcilerin takibe konu edilebileceğine ilişkin kanun düzenlemeleri hükmünce kamu alacaklarının tahsil cihetine gidilebilmektedir. Ancak kanuni temsilcilerinin şahsi mal varlıklarından kamu alacağının kısen ya da tamamen tahsil edilememesi halinde bu kez şirket ortakların şirkette mevcut olan hisse oranları göz önüne alınmak şartıyla ortakların şahsi mal varlıklarına gidilebilecektir. Şirket kanuni temsilcilerinin temsil süresi dolması ve yeniden bir kanuni temsilci seçilmemiş olması halinde ise TTK 540 maddesindeki düzenleme gereği bütün ortaklar şirketi temsil etmiş sayılacaklarından bütün ortaklar kanuni temsicli sıfatı ile de şahsi mal varlıklarından kamu alacaklarına karşı tamamen sorumlu duruma gelmektedirler. Uygulamada özellikle vergi idaresiortaklık hisselerinin devir şekilleri ile şirket ortaklarına hisse oranlarını göz önünde bulundurmadan tahsil cihetine gitmektedir, ancak yargıya gereksiz olarak yansıyan bu tür davalar mükellef lehine geri dönmektedir. bu nedenle idare yukarıda detaylı oarak açıklanan takip safhalarının takip ediilmesi gerektiğini özardı edilmemesi gerekir.</p>
<p>T.C.</p>
<p>YARGITAY</p>
<p>10. HUKUK DAİRESİ</p>
<p>E. 2005/12534</p>
<p>K. 2006/2884</p>
<p>T. 16.3.2006</p>
<p>• LİMİTED ŞİRKET ORTAĞININ SSK PRİM BORCUNDAN SORUMLULUĞU ( Tahsil İmkanı Olmayan &#8211; Sermaye Hissesi Oranında Sorumlu Tutulabileceği )</p>
<p>• SSK PRİM BORCUNDAN SORUMLULUK ( Limited Şirket Tarafından Ödenmemiş Tahsil İmkanı Olmayan &#8211; Ortağın Sermaye Hissesi Oranında Sorumlu Tutulabileceği )</p>
<p>• AMME ALACAĞI ( Limited Şirket Tarafından Ödenmemiş Tahsil İmkanı Olmayan SSK Primleri &#8211; Ortağın Sermaye Hissesi Oranında Sorumlu Tutulabileceği )</p>
<p>6183/m.35,58<br />
ÖZET : Dava, dava dışı limited şirket tarafından ödenmemiş SSK primlerinin, şirketin ortağından tahsili için gönderilen ödeme emrinin iptali talebine ilişkindir. Dosya kapsamından davacının takip tarihi itibarıyla şirketin ortağı olduğu ve sigorta prim alacaklarının şirketten tahsil imkanı olmadığı anlaşılmaktadır. Limited şirket ortakları, şirketten tahsil imkanı olmayan anılan kurum alacaklarından sermaye hisseleri oranında sorumludurlar. Açıklanan hususlar nazara alınmadan davacının şirkete koymayı taahhüt ettiği sermaye miktarı ile sınırlı olarak sorumlu olduğu kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.<br />
DAVA : Davacı, ödeme emrinin iptaline karar verilmesini istemiştir.<br />
Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.<br />
Hükmün, davalı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi A.B. tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi:<br />
KARAR : Dava hukuki nitelikçe; dava dışı E. Tekstil Dış Tic. İthalat İhracat San. ve Tic. Ltd. Şirketi&#8217;ne ait olup, yasal süresi içerisinde ödenmemiş bulunan 1999/5-12, 2000/3-12, 2001/1-9 dönemine ilişkin sigorta primi ve ferilerinin, işveren limited şirketin ortağı olduğundan bahisle davacıdan tahsili için 6183 Sayılı Kanunun 58. maddesi kapsamında tebliğ olunan 22.04.2005 tarih ve 2003/27 takip nolu ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.<br />
Davacının, takip talep tarihi itibariyle işveren limited şirketin ortağı olduğu ve kurum alacağının işveren şirketten tahsili imkanının bulunmadığı konularında, taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaması, giderek dava konusu 2003/27 takip nolu ödeme emrinin düzenlenme tarihi itibariyle 6183 Sayılı Kanunun davanın yasal dayanağını teşkil eden 35/1. maddesinde 4369 Sayılı Kanunla yapılan değişikliğin yürürlüğe girmiş bulunması itibariyle, davacının; işveren limited şirketin ortağı sıfatıyla, ödeme emrine konu kurum alacağından sorumluluğunun şirketteki sermaye hissesine göre belirlenmesi gerekirken, mahkemece; anılan maddenin değişiklikten önceki hükmünde öngörülen biçimde davacının şirkete koymayı taahhüt ettiği sermaye miktarı ile sınırlı biçimde sorumluluğunun kabulü ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.<br />
O halde, davalı kurum vekilinin bu yönü amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.<br />
SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 16.03.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi.<br />
T.C.</p>
<p>DANIŞTAY</p>
<p>7. DAİRE</p>
<p>E. 2001/3306</p>
<p>K. 2005/396</p>
<p>T. 16.3.2005</p>
<p>• LİMİTED ŞİRKETİN TAHSİL OLANAĞI KALMAYAN AMME BORÇLARI ( Ortaklar İçin Öngörülen Sorumluluğun Ortak Sıfatına ve Ortaklık Payına Bağlı Olduğu &#8211; Hisselerini Devreden Davacıdan İstenilmesinde Hukuka Uyarlık Bulunmadığı )</p>
<p>• LİMİTED ŞİRKETTEKİ HİSSELERİNİ DEVREDEN ORTAK ( Amme Boçlarının Hisselerini Devreden Davacıdan İstenilmesinde Hukuka Uyarlık Bulunmadığı &#8211; Ortaklar İçin Öngörülen Sorumluluğun Ortak Sıfatına ve Ortaklık Payına Bağlı Olduğu )</p>
<p>• AMME ALACAĞI ( Davacı Şirket Müdürü Olarak Beş Yıllığına Yetkili Kılınmışsa da Şirketteki Hissesini Devrettiği &#8211; Hisselerini Devreden Davacıdan İstenilmesinde Hukuka Uyarlık Bulunmadığı )</p>
<p>• TAHSİL OLANAĞI KALMAYAN AMME BORÇLARI ( Ortaklar İçin Öngörülen Sorumluluğun Ortak Sıfatına ve Ortaklık Payına Bağlı Olduğu &#8211; Hisselerini Devreden Davacıdan İstenilmesinde Hukuka Uyarlık Bulunmadığı/Limited Şirket )</p>
<p>6183/m. 35</p>
<p>6762/m. 532<br />
ÖZET : Limited şirketin tahsil olanağı kalmayan amme borçlarından dolayı ortaklar için öngörülen sorumluluk, ortak sıfatına ve ortaklık payına bağlı olduğundan, olayda, asıl borçlu şirketin vergi borçlarının, şirketteki hisselerini devreden davacıdan istenilmesinde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.<br />
İstemin Özeti : &#8230; Limited Şirketinin ödenmeyen vergi borçlarının tahsili amacıyla şirket ortağı sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emrini; davacı 1.9.1997 tarihinde şirket müdürü olarak beş yıllığına yetkili kılınmışsa da, şirketteki hissesini 16.2.1999 tarihinde devrettiğinden, kanuni temsilci sıfatı bu tarihte sona eren davacı adına ödeme emri düzenlenmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle iptal eden Adana İkinci Vergi Mahkemesinin 29.3.2001 gün ve E:2000/1176; K:2001/343 sayılı kararının; şirket tüzel kişiliğinden tahsil edilemeyen amme alacağının tahsili amacıyla şirket ortağı adına düzenlenen ödeme emrinin yerinde olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.<br />
Savunmanın Özeti: Savunma verilmemiştir.<br />
Tetkik Hakimi Kurtuluş Beyribey&#8217;in Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, 2577 sayılı Kanunun 49&#8242;uncu maddesinin 1&#8242;inci fıkrasında sayılan bozma nedenlerine uymadığından, temyiz istemi reddedilerek kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.<br />
Danıştay Savcısı Bilgin Arısan&#8217;ın Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49&#8242;uncu maddesinin 1&#8242;inci fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp, vergi mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında, anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir.<br />
Açıklanan nedenle, temyiz isteminin reddi ile vergi mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.<br />
TÜRK MİLLETİ ADINA<br />
Hüküm veren Danıştay Yedinci Dairesince işin gereği görüşüldü:<br />
KARAR : Temyiz başvurusu; İnterteks Kimyevi Gübre Limited Şirketinin ödenmeyen vergi borçlarının tahsili amacıyla, şirket ortağı sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emrini iptal eden mahkeme kararının bozulması istemine ilişkindir.<br />
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 10&#8242;uncu maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıfların ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların kanuni ödevlerini yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı; 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 35&#8242;inci maddesinde de, limited ortaklıkların ödenmeyen ve tahsil imkanı bulunmayan amme borçlarından dolayı ortakların vaz ettikleri veya vaz&#8217;ını taahhüt ettikleri sermaye miktarında doğrudan doğruya mesul ve bu Kanun hükümleri gereğince takibata tabi tutulacakları; 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun &#8220;Ortakların Mesuliyeti&#8221; başlıklı 532&#8242;nci maddesinde ise, limited şirket ortaklarının sermaye borçlarını yerine getirdikleri nispette mesuliyetten kurtulacakları hükme bağlanmıştır.<br />
Dosyanın incelenmesinden; asıl borçlu şirketin ödenmeyen vergi borçlarının tahsili amacıyla &#8220;ortak&#8221; sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davada, Mahkemece, &#8220;kanuni temsilci&#8221;lerin sorumluluğuna ilişkin düzenlemelere dayanılmak suretiyle ödeme emrinin iptaline karar verilmişse de; yukarıda anılan yasa hükümlerine göre; limited şirketin tahsil olanağı kalmayan amme borçlarından dolayı ortaklar için öngörülen sorumluluk, ortak sıfatına ve ortaklık payına bağlı olduğundan, olayda, asıl borçlu şirketin vergi borçlarının, şirketteki hisselerini devreden davacıdan istenilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığından, mahkeme kararı sonucu itibarıyla yerinde görülmüştür.<br />
SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin reddine, 16.3.2005 gününde oy birliği ile karar verildi.T.C.</p>
<p>DANIŞTAY</p>
<p>9. DAİRE</p>
<p>E. 2003/2571</p>
<p>K. 2005/494</p>
<p>T. 9.3.2005</p>
<p>• ÖDEME EMRİNİN İPTALİ ( Kanuni Temsilci Yada Ortak Sıfatıyla İlgili Kişilerin Takip Edilebilmesi İçin Vergi Borcunun Usulüne Uygun Bir Biçimde Tarh Tahakkuk Tebliğ Safhalarından Geçerek Borcun Kesinleştirilmesinin Gerekmesi )</p>
<p>• VERGİDE KANUNİ TEMSİLCİNİN SORUMLULUĞU ( Vergi Borcunun Usulüne Uygun Bir Biçimde Tarh Tahakkuk Tebliğ Safhalarından Geçerek Borcun Kesinleştirilmesinin Vergi Borçlusu Hakkında Tüm Takip Yollarının Tüketilmiş Olmasının Gerekmesi )</p>
<p>• KANUNİ TEMSİLCİNİN SORUMLULUĞU ( Vergi Borcunun Usulüne Uygun Bir Biçimde Tarh Tahakkuk Tebliğ Safhalarından Geçerek Borcun Kesinleştirilmesinin Vergi Borçlusu Hakkında Tüm Takip Yollarının Tüketilmiş Olmasının Gerekmesi )</p>
<p>• TEBLİGATIN USULSÜZ OLMASI ( Şirket Adına Düzenlenen Vergi Ceza İhbarnameleri ile Ödeme Emirlerinin Usulüne Uygun Şekilde Tebliğ Edilmemesi-Şirket Yönünden Kesinleşmeyen Amme Alacağının Ödenmesinden Kanuni Temsilcinin Sorumlu Tutulamaması )</p>
<p>• ŞİRKETİN BORCUNDAN DOLAYI KANUNİ TEMSİLCİNİN SORUMLULUĞU ( Borç Kesinleştirilip Vergi Borçlusu Hakkında Tüm Takip Yolları Tükendikten Sonra Ancak Kanuni Temsilciye Başvurulabilmesi )</p>
<p>• AMME ALACAĞINDAN ŞİRKETİN KANUNİ TEMSİLCİSİNİN SORUMLULUĞU ( Borç Kesinleştirilip Vergi Borçlusu Hakkında Tüm Takip Yolları Tükendikten Sonra Ancak Kanuni Temsilciye Başvurulabilmesi )</p>
<p>213/m.10,93,102</p>
<p>6183/m.35<br />
ÖZET : 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 10. maddesine göre, kanuni temsilci ya da ortak sıfatıyla ilgili kişilerin takip edilebilmesi için, vergi borcunun usulüne uygun bir biçimde tarh, tahakkuk, tebliğ, safhalarından geçerek borcun kesinleştirilmesi, vergi borçlusu hakkında tüm takip yollarının tüketilmesi ve amme alacağının vergi borçlusundan kısmen veya tamamen tahsil imkanının bulunmadığının somut bir biçimde ortaya konulması gerekmektedir.<br />
Şirket adına düzenlenen vergi ceza ihbarnameleri ile ödeme emirlerinin usulüne uygun şekilde tebliğ edilmedikleri anlaşıldığından, şirket yönünden kesinleşmeyen amme alacağının ödenmesinden kanuni temsilci olan davacının sorumlu tutulmasında isabet bulunmamaktadır.<br />
İstemin Özeti : Kanuni temsilcisi olduğu &#8230; Gıda İth. İhr. Ltd. Şti&#8217;nin vergi borçlarının tahsili amacıyla 213 sayılı Vergi Usul Kanunu&#8217;nun 10. maddesi ile 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35. maddesi uyarınca, davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinin iptali istemiyle açılan davayı; dosyanın incelenmesinden, &#8230; Gıda İth. İhr. Ltd. Şti. adına 1997 yılının çeşitli dönemlerine ilişkin olarak takdir komisyonu kararı uyarınca cezalı tarhiyat yapıldığı, bu cezalı tarhiyata ilişkin ihbarnamelerin, şirketin adresini terk etmesi nedeniyle tebliğ edilememesi üzerine ilanen tebliğ edilerek kesinleştirildiği, kanuni süresi içinde herhangi bir ödeme yapılmaması nedeniyle de bu vergi ve cezaların tahsili amacıyla şirket adına ödeme emirleri düzenlendiği, bu ödeme emirlerinin de tebliğ edilememesi üzerine ilanen tebliğ edilerek kesinleştirildiği, şirket hakkında malvarlığı araştırmaları yapıldığı, bankalara ve belediyelere malvarlığının olup olmadığının sorulduğu, herhangi bir malının bulunmaması üzerine de, borcun şirketten tahsil olanağının kalmadığından bahisle şirketin 2. müdürü olan davacı adına dava konusu ödeme emirlerinin düzenlendiğinin anlaşıldığı, her ne kadar davacı, borcun ait olduğu dönemde şirkette kanuni temsilci sıfatı bulunmadığını iddia etmişse de, dosyada mevcut 9.6.4998 tarihli Ortaklar Kurulu Kararı ve 4567 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinin incelenmesinden, davacının borcun istendiği dönemlerde şirketin 2. müdürü olduğu tespit edildiğinden, 213 sayılı Vergi Usul Kanunun 10. maddesi uyarınca düzenlenen ödeme emirlerinde isabetsizlik görülmediği, davacı ikinci olarak, tarh aşamasında şirket adına çıkarılan tebligatta usulsüzlük bulunduğunu ileri sürmüşse de, bu iddianın bu aşamada incelenemeyeceği; davacı, şirkette kanuni temsilci olduğundan ve bu sıfatla 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 10. maddesi uyarınca takip edildiğinden, davacının borçtan hisse miktarında sorumlu olması gerektiği yönündeki iddiasında da isabet görülmediği, bu durumda, dosyadaki bilgi ve belgelerden şirketten tahsil olanağı kalmadığı anlaşılan vergi borcunun, borcun ait olduğu dönemde şirkette 2. müdür olan davacıdan istenmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle reddederek ödeme emirlerini tasdik eden İstanbul 2. Vergi Mahkemesi&#8217;nin 7.5.2003 tarih ve 2003/1900 sayılı kararının, şirket adına düzenlenen vergi ceza ihbarnameleri ile ödeme emirlerinin, bu şirkete usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.<br />
Savunmanın Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.<br />
Danıştay Savcısı Buket Oral&#8217;ın Düşüncesi: İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.<br />
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, sözkonusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.<br />
Tetkik Hakimi Güneş Kurtoğlu Karacık&#8217;ın Düşüncesi: Dosyanın incelenmesinden, şirket adına düzenlenen vergi ceza ihbarnameleri ile ödeme emirlerinin usulüne uygun şekilde tebliğ edilmedikleri anlaşıldığından, şirket yönünden kesinleşmeyen amme alacağının ödenmesinden kanuni temsilci olan davacının sorumlu tutulmasında ve bu amaçla dava konusu ödeme emirlerinin düzenlenmesinde isabet görülmemiştir.<br />
Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin kabulü ile Vergi Mahkemesi kararının bozulması gerekeceği düşünülmektedir.<br />
TÜRK MİLLETİ ADINA<br />
Hüküm veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince işin gereği görüşüldü:<br />
KARAR :<br />
Duruşma istemi, 2577 sayılı Kanunun 17. maddesi uyarınca yerinde görülmeyerek incelemeye geçildi.<br />
Olayda, &#8230; Gıda İthalat İhracat Limited Şirketi&#8217;nin 1996/Şubat, Mart, Nisan ve 1997/Ocak-Ağustos dönemlerine ait vergi borçlarının tahsili amacıyla 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 10. maddesi ile 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35. maddeleri uyarınca bu şirketin kanuni temsilcisi ( 2. müdürü ) olan davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinin iptali istemiyle açılan davayı reddeden Vergi Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.<br />
Dosyanın incelenmesinden, 18.11.1998 tarihinde yapılan yoklamada, &#8230; Gıda İth. İhr. Ltd. Şti&#8217;nin 1997/Haziran döneminde işini terk ettiği, başka adresinin bilinmediği tespit edilerek 1997 yılına ilişkin olarak 30.12.1998 tarihinde resen takdire sevk edildiği, takdir komisyonu kararları uyarınca düzenlenen vergi ceza ihbarnamelerinin bilinen adreslerde tebliğ edilemediği belirtilerek ilanen tebliğ edilerek kesinleştirildiği, kanuni süresi içinde herhangi bir ödeme yapılmaması nedeniyle de bu vergi ve cezaların tahsili amacıyla şirket adına ödeme emirleri düzenlendiği, bu ödeme emirlerinin de tebliğ edilememesi üzerine ilanen tebliğ edilerek kesinleştirildiği, şirket hakkında yapılan malvarlığı araştırmalarından da sonuç alınamaması üzerine borcun şirketten tahsil olanağının kalmadığından bahisle bu şirketin kanuni temsilcisi olan davacıdan vergi borcunun tahsili amacıyla dava konusu ödeme emirlerinin düzenlendiği anlaşılmıştır.<br />
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 10. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükellef veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı hükme bağlanmıştır.<br />
Bu çerçevede, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun yukarıda anılan 10. maddesi hükmüne göre, kanuni temsilci ya da ortak sıfatıyla ilgili kişilerin takip edilebilmesi için, vergi borcunun usulüne uygun bir biçimde tarh, tahakkuk, tebliğ, safhalarından geçerek borcun kesinleştirilmesi, vergi borçlusu hakkında tüm takip yollarının tüketilmesi ve amme alacağının vergi borçlusundan kısmen veya tamamen tahsil imkanının bulunmadığının somut bir biçimde ortaya konulması gerekmektedir.<br />
213 sayılı Vergi Usul Kanununun &#8220;&#8221;Tebliğ Esasları&#8221;" başlıklı 93. maddesinde, tahakkuk fişinden gayri, vergilendirme ile ilgili olup hüküm ifade eden bilumum vesikaların ve yazıların adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasıyla ilmühaberi taahhütlü olarak, adresleri bilinmeyenlere ilan yolu ile tebliğ edileceği, aynı Kanunun &#8220;&#8221;Tebliğ Evrakının Teslimi&#8221;" başlıklı 102. maddesinde de, muhatabın zarf üzerinde yazılı adresini değiştirmesinden dolayı bulunamamış olması halinde posta memurunun durumu zarf üzerine yazacağı ve mektubun posta idaresince derhal tebliği yaptıran daireye geri gönderileceği, muhatabın geçici olarak başka bir yere gittiği, bilinen adresinde bulunanlar veya komşuları tarafından bildirildiği takdirde keyfiyet ve beyanda bulunanın kimliğinin tebliğ alındısına yazılarak altının beyanı yapana imzalattırılacağı, imzadan imtina ederse tebliği yapanın bu ciheti şerh ve imza ederek tebliğ edilemeyen evrakı çıkaran mercie iade olunacağı, bunun üzerine tebliği çıkaran merci tarafından tayin olunacak münasip bir süre sonra yeniden tebliğe çıkarılacağı, ikinci defa çıkarılan tebliğ evrakı da aynı sebeple tebliğ edilemeyerek iade olunursa tebliğin ilan yoluyla yapılacağı ve son fıkrasında da, yukarıdaki fıkralarda yazılı işlemlerin komşularından bir kişi veya muhtar veya ihtiyar heyeti üyelerinden veyahut bir zabıta memuru huzurunda icra ve keyfiyeti taahhüt ilmühaberine yazılarak tarih ve imza vazedilmek ve hazır bulunanlara da imzalattırmak suretiyle tespit olunacağı hükmü yer almıştır.<br />
Olayda, &#8230; Gıda İth. İhr. Ltd. Şti&#8217;nin 30.12.1998 tarihinde yapılan takdire sevk işleminden önce 4.3.1998 tarihli adres tespit tutanağı ve 18.11.1998 tarihinde yapılan yoklama ile şirketin 1997/Haziran ayı itibarıyla &#8220;&#8221;&#8230;&#8221;" adresini terk ettiği, yeni adresinin bilinmediği hususları çevreden araştırılarak tespit edildiği ve aynı adreste &#8230; Tarım Ürünleri Gıda Limited Şirketi&#8217;nin faaliyet gösterdiği tespit edildiği halde, aynı adresin 23.11.1999 ve 30.11.1999 tarihlerinde bu şirket adına düzenlenen vergi ceza ihbarnameleri ile ödeme emirlerinin tebliği için kullanılmasında isabet görülmemiştir. Ayrıca dosyada ayrıca yer alan 9.6.1998 tarihli &#8220;&#8221;Ortaktan Ortağa Limited Şirket Hisse Devir Sözleşmesi&#8221;"nde davacı &#8230;&#8217;in ikametgah adresi mevcut iken, bu adres, bilinen adresler arasında mütalaa edilip şirket adına düzenlenen ihbarnamelerin bu adreslere posta yoluyla tebliği yoluna gidilmediği de tespit edildiğinden, daha önce terk edildiği bilinen adreste düzenlenen adres tespit tutanağına dayanılarak ilanen tebliğ şartlarının oluştuğunu da söylemek mümkün değildir.<br />
Bu durum karşısında, şirket adına düzenlenen vergi ceza ihbarnameleri ile ödeme emirlerinin şirkete usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği sonucuna varıldığından, şirket yönünden kesinleşmeyen amme alacağının ödenmesinden kanuni temsilci olan davacının sorumlu tutulmasında ve bu amaçla ödeme emirleri düzenlenmesinde isabet görülmemiştir.<br />
Öte yandan, dosyada bulunan şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin tebliğine ilişkin tebliğ alındısının incelenmesinden, bu tebligat yapılırken 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 102. maddesinde belirtilen şartlara da uyulmadığı, vergi ceza ihbarnamelerinin tebliğine ilişkin tebliğ alındısının da dosyada bulunmadığı anlaşıldığından, ortada şirket adına kesinleşmiş bir amme alacağının bulunduğundan da söz etmeye olanak bulunmamaktadır.<br />
SONUÇ :<br />
Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin kabulüne, İstanbul 2. Vergi Mahkemesi&#8217;nin 7.5.2003 tarih ve 2003/1900 sayılı kararının bozulmasına 9.3.2005 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.<br />
KARŞI OY :<br />
Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, usule ve hukuka uygun Vergi Mahkemesi kararının bozulmasını gerektirir nitelikte görülmediğinden, temyiz isteminin reddi gerekeceği oyu ile karara katılmıyoruz. T.C.</p>
<p>DANIŞTAY</p>
<p>4. DAİRE</p>
<p>E. 2004/1614</p>
<p>K. 2005/216</p>
<p>T. 15.2.2005</p>
<p>• LİMİTED ŞİRKETTEKİ HİSSELERİNİ DEVREDEN ORTAK ( Dava Konusu Vergi Borçlarının Döneminde Şirketin Ortağı Ya da Müdürü Olmadığı &#8211; Sorumluluğunun Bulunmadığı )</p>
<p>• ŞİRKET ORTAĞININ SORUMLULUĞU ( Hisselerini Devrettiği Tarihten Sonraki Vergi Borçlarından Sorumluluğunun Bulunmadığı &#8211; Ödeme Emrinin İptali Gereği )</p>
<p>• VERGİ BORCUNDAN SORUMLULUK ( Limited Şirket Ortağı/Hisselerini Devrettiği Tarihten Sonraki Vergi Borçlarından Sorumluluğunun Bulunmadığı &#8211; Ödeme Emrinin İptali Gereği )</p>
<p>6183/m. 35</p>
<p>213/m. 10<br />
ÖZET : Davacı hisse devir sözleşmesiyle borçlu şirketteki hisselerini bir başka şahsa devretmiştir. Dava konusu borçların dönemi olan 1995-1996 yıllarında anılan şirketin ortağı ya da müdürü olmadığı dolayısıyla dava konusu borçlardan dolayı bir sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle ödeme emirlerinin iptali doğrudur.<br />
İstemin Özeti : ABC Gümrükleme İthalat, İhracat ve Ticaret Limited Şirketinin vergi borçlarının tahsili amacıyla davacı adına ödeme emirleri düzenlenip, tebliğ edilmiştir. İstanbul 1. Vergi Mahkemesi, 5.3.2004 günlü ve E:2003/2049,K:2004/544 sayılı kararıyla; davacının 19.3.1990 günlü hisse devir sözleşmesiyle borçlu şirketteki hisselerini bir başka şahsa devrettiği, dava konusu borçların dönemi olan 1995-1996 yıllarında anılan şirketin ortağı ya da müdürü olmadığı dolayısıyla dava konusu borçlardan dolayı bir sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle ödeme emirlerini iptal etmiştir. Davalı İdare, yapılan takibin uygun olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemektedir.<br />
Savunmanın Özeti : Temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.<br />
Tetkik Hakimi Mustafa Bahtiyar&#8217;ın Düşüncesi : Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, temyize konu mahkeme kararının bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.<br />
Danıştay Savcısı İbrahim Erdoğdu&#8217;nun Düşüncesi : İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.<br />
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, isteminin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.<br />
TÜRK MİLLETİ ADINA<br />
Hüküm veren Danıştay Dördüncü Dairesince gereği görüşüldü:<br />
KARAR : Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, bozulması istenilen kararın dayandığı gerekçeler karşısında, yerinde ve kararın bozulmasını sağlayacak durumda görülmemiştir.<br />
KARAR : Bu nedenle, temyiz isteminin reddine 15.2.2005 gününde oyçokluğuyla karar verildi.<br />
AZLIK OYU :<br />
Davacı, 19.3.1990 tarihinde şirketteki hissesini Beyhan C. isimli şahsa devretmiş ve diğer ortağın 18.9.1990 tarihinden itibaren de tek imza ile şirketi temsile yetkili kılındığı yolunda karar alınmış olup, Türk Ticaret Kanunu uyarınca Ticaret Sicili Gazetesinde tescil ve ilan edilmeyen bu hususların üçüncü kişi durumundaki vergi dairesini bağlamayacağı, dolayısıyla davacının şirket ortağı ve kanuni temsilci kimliğinin ve bundan dolayı da şirket borçlarından sorumluluğunun devam ettiği açık olduğundan, üçüncü şahıslara karşı bir hüküm ifade etmeyen hisse devri işlemleri nedeniyle davacının şirket borçlarından sorumlu tutulamayacağından söz edilerek ödeme emirlerini iptal eden mahkeme kararının bozulması gerekeceği oyu ile karara karşıyız.</p>
<p>KAYNAKÇA</p>
<p>1- İstanbul Vergi Dairesi Başk.&#8217;lığı Mükellef Hizmetleri Tahsilat Grup Müd.&#8217;lüğü-6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulu Hakkında Kanun,yorum ve açıklamalar 1.baskı -İstanbul Maliye Vakfı,İstanbul-Ocak 2006 S.157</p>
<p>2-01.07.1995 tarih ve 22330 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 387 seri no&#8217;lu Tahsilat Genel Tebliği</p>
<p>3-11.12.1998 tarih ve 23550 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 405 no&#8217;lu Tahsilat Genel Tebliği</p>
<p>4-10 Ocak 1961 sayı ve 10703 sayılı resmi gazetede yayımlanan 213 sayılı Vergi Usul Kanunu</p>
<p>5-28 Temmuz 1953 tarih ve 8469 sayılı resmi gazetede yayımlanan 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulu Hakkındaki Kanun</p>
<p>1 -6762 Sayılı Türk Ticareta Kanunun 29.06.1956 tarihinde kabul edilmiş ve 09.07.1956 tarihinde yayımlanmıştır.</p>
<p>2-Yazıda sözkonusu kanundan 6183 sayılı kanun diye bahsedilecektir.</p>
<p>3-11.12.1998 tarih ve 23550 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 405 no&#8217;lu Tahsilat Genel Tebliği 1.1.bölümü</p>
<p>4-11.12.1998 tarih ve 23550 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 405 no&#8217;lu Tahsilat Genel Tebliği 1.2.1. bölümü</p>
<p>5-Maliye Bakanlığı&#8217;nın 29.01.2001 tarih ve B.07.0.GEL.0.71/7103-140 sayılı Uygulama İç Genelgesi</p>
<p>6-11.12.1998 tarih ve 23550 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 405 no&#8217;lu Tahsilat Genel Tebliği 1.2.2. bölümü</p>
<p>7-İstanbul Vergi Dairesi Başk.&#8217;lığı Mükellef Hizmetleri Tahsilat Grup Müd.&#8217;lüğü-6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulu Hakkında Kanun,yorum ve açıklamalar 1.baskı -İstanbul Maliye Vakfı,İstanbul-Ocak 2006 S.157</p>
<p>8-a.g.e. s.158</p>
<p>9-01.07.1995 tarih ve 22330 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 387 seri no&#8217;lu Tahsilat Genel Tebliği&#8217;nin 1. bölümü</p>
<p>10-Maliye Bakanlığı Gelirler Genel Müdürlüğü&#8217;nün 24.05.2002 tarih ve 3660-22154-2407 sayılı yazısı</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kanberkilinc.com.tr/ltd-ortaklarinin-sirket-vergi-borclari-sorumlulugu.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Almanya&#8217;da yabancı şirketlerin şubelerinin kurulması</title>
		<link>http://www.kanberkilinc.com.tr/almanyada-yabanci-sirketlerin-subelerinin-kurulmasi.htm</link>
		<comments>http://www.kanberkilinc.com.tr/almanyada-yabanci-sirketlerin-subelerinin-kurulmasi.htm#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 17 Sep 2008 02:45:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel Konular]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya'da yabancı şirket kurmak]]></category>
		<category><![CDATA[Katma Değer Vergisi]]></category>
		<category><![CDATA[kurumlar vergisi]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Ticaret Kanunu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kanberkilinc.com/?p=287</guid>
		<description><![CDATA[Yabancı şirketlerin Almanya&#8217;daki ekonomik faaliyetleri Alman şirketleri ile kıyaslandığında özel kısıtlamalara tabi değildir. Ancak, bununla birlikte ticari faaliyette bulunan kişiler Yabancılar Yasası&#8217;na tabi olup, bu Durumda Avrupa Birliği vatandaşları ile AB vatandaşı olmayan kişiler arasında bir ayrım gözetilmek Durumundadır. Yabancı şirketin vatanı yabancılar hukuku ile ilgili bazı engeller açısından belirleyici bir kriter teşkil edebilir.
Türkiye henüz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yabancı şirketlerin Almanya&#8217;daki ekonomik faaliyetleri Alman şirketleri ile kıyaslandığında özel kısıtlamalara tabi değildir. Ancak, bununla birlikte ticari faaliyette bulunan kişiler Yabancılar Yasası&#8217;na tabi olup, bu Durumda Avrupa Birliği vatandaşları ile AB vatandaşı olmayan kişiler arasında bir ayrım gözetilmek <span id="more-287"></span>Durumundadır. Yabancı şirketin vatanı yabancılar hukuku ile ilgili bazı engeller açısından belirleyici bir kriter teşkil edebilir.</p>
<p>Türkiye henüz AB üyesi olmadığından, bazı özelliklere dikkat edilmesi yerinde olur. İşbu yazımızı bazı ipuçları vermek amacıyla ele almış bulunmaktayız.<br />
Alman Şirketler hukuku</p>
<p>Yabancılar Almanya&#8217;da yeni bir şirket kurabilir veya mevcut bir şirketi ya da hisselerini satın alabilirler. Aşağıda birkaç şirket türü hakkında kısa bilgiler yer almaktadır.</p>
<p>Limited şirket (GmbH)<br />
Limited şirket (Gesellschaft mit beschränkter Haftung &#8211; GmbH) bir tüzel kişidir; buna göre GmbH, kendine ait yasal kişiliği olan ve ortakların hissedar olarak geri plana çekildiği ve kişisel olarak şirketin yükümlülüklerinden sorumlu tutulmadığı bir şirket türüdür. GmbH organları aracılığı ile faaliyet gösterir: müdür (Geschäftsführer) ve ortaklar kurulu (Gesellschafterversammlung). Ortaklar kurulu şirket politikası hakkında temel kararları alırlar ve tüzük değişikliğine gidebilirler. Müdür şirketi dışarıya karşı temsil eder.</p>
<p>GmbH&#8217;nın bir avantajı ortakların kişisel sorumluluğun ana sermaye ile (en az 25.000 Euro) sınırlandırılmış olmasıdır. GmbH&#8217;ın bir başka avantajı ise, ortakların şirketlerini kendilerinin yönetmesinden ziyade (kendi kendine yönetim), müdür görevlendirmek suretiyle (dışarıdan yönetim) yönetimi sağlamaları ve böylece kişisel olarak Almanya&#8217;da sürekli ikamet etme zorunluluklarının ortadan kalkmasıdır. Ancak hemen belirtmeliyiz ki, yabancı müdür şayet Almanya&#8217;ya istediği zaman giriş yapamaz durumda ise, işbu müdürün tescil edilmesi ticaret sicili tarafından reddedilebilir. Bununla ilgili mahkeme içtihatları belli olmakla beraber, uygulama bölgeye göre değişebilir.</p>
<p>Türkiye&#8217;deki durumun aksine, GmbH tek bir şahıs tarafından da kurulabilir (Tek-şahıs-GmbH). Bir zanaat icrası sözkonusuysa, bir GmbH için, işletme müdürünün (Betriebsleiter) Sanatkârlar Tüzüğüne (Handwerksordnung) uygun olarak şartları yerine getirmesi gerekli ve yeterlidir.</p>
<p>Bir şahıs şirketine kıyasla bir GmbH&#8217;ın dezavantajları; kuruluş aşamasında yapılacak daha yüksek harcama (ana sermaye, noter tarafından düzenlenen anasözleşme, gerektiğinde bir kuruluş raporu) ve dışarıdan yönetim ilkesi nedeniyle, daha düşük denetim imkanları olarak tanımlanabilir.</p>
<p>Kuruluş için ilk olarak bir anasözleşme (Satzung, Gesellschaftsvertrag) gereklidir. Bu sözleşmenin noter veya Almanya&#8217;nın konsolosluk gibi bir dış temsilciliğinde görevli yetkili bir memur tarafından düzenlenmesi gerekir. Şirket yerel mahkemede bulunan ticaret siciline kayıtla birlikte teşekkül etmiş olur. Ticaret siciline başvururken ana sermayenin en azından yarısı şirket hesabına yatırılmış olmak zorundadır. Tek şahıs-GmbH&#8217;nında ana sermayesinin tümü ödenmiş olmalı veya teminat gösterilmelidir. Aynı kuruluş sözkonusu olup sermaye para yerine aynı edadan oluşuyorsa, bunlar bir bütün olarak tedarik edilir ve aynı edanın değerinin mütalaa edildiği bir ayni eda raporu düzenlenir.</p>
<p>Şirketin, faaliyetlerini kuruluş işlemlerinin tamamlan­masından önce başlatması mümkün olmakla beraber, bu durumda ticaret siciline kayıt gerçekleşene kadar ortaklar şahsi mal varlıkları ile sorumlu olmaya devam ederler.</p>
<p>Şahıs şirketleri (OHG, KG)<br />
Şahıs ticaret şirketleri en az iki ortaktan oluşur. Şirketin faaliyetinin sona ermesi ile birlikte bir şahıs şirketinin ortakları esas itibariyle kişisel olarak da taahhüt altına girerler, sadece birlikte dava açabilir ve dava edilebilirler. Türk Ticaret Kanununda düzenlenen ‘kollektif şirket&#8217;e benzeyen Açık Ticaret Şirketi&#8217;nde (offene Handelsgesellschaft &#8211; OHG) tüm ortaklar şahsi mal varlıkları ile sorumluluk taşırken, Komandit Şirket&#8217;te (Kommanditgesellschaft &#8211; KG) şahsi sorumluluk taşıyan ortak olan komanditenin yanında, komanditer ortak olarak da bilinen ve sadece yatırdığı sermaye tutarında sorumluluk taşıyan bir kişi söz konusudur. Şahıs şirketlerinde kendi kendine yönetim ilkesi geçerlidir. Diğer bir deyişle, yönetim görevlerinin tümü üçüncü şahıslara devredilmez.</p>
<p>Zorunlu olarak gerekli olan kendi kendine yönetim sayesinde ortaklar daha derin denetim imkanlarına sahiptirler. Bir şahıs ticaret şirketi için gerekli kuruluş masrafları bir sermaye şirketininkinden azdır. Özellikle bir asgari sermaye gerekli değildir ve şirketin esas sözleşmesi noter tasdiki olmadan yapılabilir. Özellikle küçük ve yeni kurulmuş şirketlerde, şahıs şirketlerinde nispeten şeffaf vergilendirme nedeniyle &#8211; şirket yerine ortağın gelir vergisine tabi olması durumu -, şirketin zararlarının ortağın diğer faaliyetlerinden elde ettiği gelirlerinden mahsup edilebilmesi bir avantaj sayılabilir.</p>
<p>Şahıs şirketlerinin sermaye şirketlerine kıyasla en önemli dezavantajı ortağın şahsi mal varlığı ile sorumluluk taşıması durumudur. Sorumluluk sadece KG&#8217;de ve burada da yalnızca komanditer ortağın koyduğu sermaye ile sınırlandırılabilir. Hisse devri bir sermaye şirketinde olduğundan daha zordur. Sürekli olarak işinin başında şahsen bulunma gerekliliği nedeniyle yabancı ortağın oturma izni sahibi olması gereklidir. Bunun yanında, bir zanaat icrası sözkonusu olması halinde, en azından bir ortağın zanaat tüzüğüne uygun olarak şartları yerine getirmesi gereklidir. Ancak, Avrupa hukuku bakımından bu husus yerleşme özgürlüğüne aykırı olduğundan, bu tür sınırlamaların zamanla ortadan kalkacağı beklenebilir.</p>
<p>Şirket esas sözleşmesinin noter tarafından tasdik edilmesi gerekmez ve sonuç itibariyle bu tür bir şirketin kuruluşu bir sermaye şirketinin kuruluşundan daha kolaydır. Şirketin kuruluş amacına bağlı olarak, burada da, özellikle düşünülmesi uygun olacak halefiyet düzenlemeleri (örneğin bir ortağın ölümü halinde) ve vergisel teşekkül imkanları dikkate alındığında bir avukat ya da vergi uzmanı ile işbirliği yapılması tavsiye edilir.<br />
Adi ortaklık (GbR, BGB-Şirketi)</p>
<p>En basit şirket şekli GbR&#8217;dır (Gesellschaft des bürgerlichen Rechts, BGB-Gesellschaft). Türkiye&#8217;de ‚adi şirket&#8217; ile kıyaslanabilir bu şirket türünün esas sözleşmesi sözlü olarak da yapılabilir. GbR özellikle perakende ticarette, gastronomide, küçük esnaf işletmelerinde ve doktorlar, avukatlar ya da vergi uzmanları gibi serbest mesleklerin işlerinde tercih edilir; Ortak Girişim (Joint Venture) veya konsorsiyum da, önceden bir ticaret şirketi olarak kurulmamış ise, GbR&#8217;lerden sayılır. GbR Alman Ticaret Kanunu çerçevesinde tam anlamıyla ‚ticari&#8217; faaliyetlerini ortak bir ünvan çatısı altında sürdürürse, OHG&#8217;ye dönüşür.</p>
<p>Tacir<br />
Tek bir kişi şahıs şirketi kuramaz, ancak nitelikleri Ticaret Kanununda belirlenen ‚tacir&#8217; sıfatıyla ticari faaliyet gösterebilir. Münferit tacir tüm ticari yükümlülüklerine yönelik olarak şahsi mal varlığı ile de sorumluluk taşır. Bu şekilde işlerini sürdürmek isteyen yabancının, yine yabancılar hukukuna uygun olarak oturma iznine sahip olması, işletme iznini &#8211; bazı sektörlerde yetkili makama bildirimle yetinilebilir &#8211; almış olup bazı mesleklerin AB uyruklu olmayan yabancılara kapalı olmasına dikkat etmesi gerekmektedir.</p>
<p>Anonim şirket (AG)</p>
<p>AG (Aktiengesellschaft), yüksek kuruluş masrafları ve özellikle büyük çapta yasal kurallara bağlanmış yapısı nedeniyle geleneksel olarak daha ziyade büyük işletmeler tarafından tercih edilen bir şirket türü idi; son zamanlarda daha küçük işletmeler tarafından tercih edilmesinin nedeni ise, yalnız bu şirket türüne borsaya kote olma imkanı tanınması ve ayrıca son yasal düzenlemelerle küçük birimlere bazı kolaylıklar &#8211; tek şahıs tarafından kurulabileceği gibi &#8211; sağlanmasından kaynaklanmaktadır. Tüzel kişi olarak kendi yasal kişiliği mevcuttur ve tek başına tüm ticari yükümlülükler için sorumluluk taşır. Anonim şirketin işleri, şirketin yönetimi üzerinde çok güçlü bir denetim yetkisi bulunan bir teftiş kurulu tarafından gözetlenen, yönetim kurulunca yürütülür. Ortaklar (hissedarlar) menfaatlerini düzenli olarak toplanan genel kurulda koruyabilirler. Bir AG&#8217;deki payların (hisselerin) devri, esas sözleşmesinde aksine bir hüküm bulunmadıkça, kolaydır.</p>
<p>Diğer şirket türleri<br />
Diğer şirket türleri olarak Ortaklık Şirketi (Partnerschaftsgesellschaft) ve (sadece AB üyelerinin uyruklarına açık olan) Avrupa İktisadi Menfaat Birliği (Europäische Wirtschaftliche Interessenvereinigung &#8211; EWIV) sözkonusudur. Bunlar yapısal olarak OHG&#8217;ye benzemektedirler. Sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketin (Kommanditgesellschaft auf Aktien &#8211; KGaA) AG&#8217;ye benzer bir yapısı olmasına rağmen, şirketin dışında en az bir ortağın kişisel olarak şirket yükümlülükleri için sorumluluk taşıması şeklinde bir özelliği de sözkonusudur. Tescili kooperatif de (eingetragene Genossenschaft &#8211; e.G.) ekonomik yaşamda karşılaşılan, en iyi örneği muhtelif yerlerde kurulan Halk Bankaları (Volksbank) olan ve bunların dışında tarımsal bölgeler­de görülen şirket türlerindendir.</p>
<p>Yasalara dayanarak düzenlenmiş bu modellerin yanında uygulamada karışık türler de ortaya çıkmıştır. Bunlardan en yaygın olan ve Türkiye&#8217;de karşılığı olmayan GmbH &amp; Co. KG ilginç bir örnek teşkil etmektedir. Tek bir şahıs bile bu şirket türünde bir limited şirketi ‘yönetim&#8217; şirketi olarak kurarak, bu sermaye şirketini ise komandit şirketin komandite ortağı olarak tescil ettirip şahsın kendisi aynı şirkete komanditer olarak katılabilir.</p>
<p>Son olarak, yine AB hukukuna dayalı bir şirket türü olarak bir ‘Societas Europaea&#8217; (SE) kurulabilir. Bu şirket türü esas itibariyle bir anonim şirket olup, AB üye ülkelerinin sınırlarını daha kolay aşabilen ve böylece özellikle uluslarüstü faaliyetlerde bulunan holding şirketlerine yarayan bir teşekküldür. Ancak, bu şirket türü sadece AB üye ülkelerinde kurulan sermaye şirketlerine açıktır.</p>
<p>Şubenin diğer türleri</p>
<p>Yabancı bir müessese kendine ait yasal şekli olmayan bir alt şube de kurabilir. Alt şube için başvuru Ticaret Kanunu&#8217;nun §§ 13 vd. hükümlerinde yazılı hususlar dikkate alınarak ticaret siciline yapılır. Başvuru yükümlülüğü şirketin temsil organlarına aittir. Bunun sonucu olarak uygulamada büyük ölçüde yabancı ülkenin şirketler hukuku geçerli olurken, Almanya&#8217;da Alman şirketler hukukuna göre şirket kurulmasının ileriki aşamalarda Alman şirket hukukunun uygulanması şeklinde bir sonucu olacaktır.</p>
<p>Stok şirketi&#8217;</p>
<p>Bazı kuruluş masraflarından kaçınmak için ve hepsinden önemlisi, günler ve hatta saatler zarfında kendine ait, şahsi sorumluluğun söz konusu olmadığı bir şirket ile ticari faaliyete başlayabilmek için, mevcut bir şirketin satın alınması Almanya&#8217;daki uygulamada sık sık görülen bir husustur. Bu konuda uzmanlaşmış bazı şirketler &#8211; Advoselect Service AG (bkz. www.advoselect.de) gibi &#8211; ve avukatlık büroları (bkz. www.diempartner.de) sık sık ‚stok şirketleri&#8217; (Vorratsgesellschaft) olarak da bilinen şirketleri satmaktadırlar. Burada sözkonusu olan sadece satış amaçlı olarak kurulmuş, yani yedek olarak, GmbH&#8217;lar veya AG&#8217;lerdir. Evvelden aktif olarak faaliyet göstermiş bir şirketin (Mantelge-sellschaft) satın alınmasında genellikle gözardı edilemeyecek risklerin dikkate alınması zorunluluğu varken &#8211; özel veya kamu alacaklılarına karşı saklı yükümlülükler, kredi yeterliliğinin eksikliği, önceki işlerden doğan sorumluluk riskleri -, bu tür yedek şirketler ‘temiz&#8217;dir. Sermayenin tamamı ödenmiştir, kuruluş masrafları karşılanmıştır, ticaret siciline kayıt yapılmıştır, risk yaratabilecek herhangi bir ticari faaliyet gerçekleştirilmemiştir. Satın alma ile bağlantılı masraflar, bir sermaye şirketi için yatırılması gereken sermayeden ve satın alım için ödenen fiyattan oluşur. Bunlara ilave olarak, eğer halihazırda dahil edilmemişse, şirketin yeni alıcıya devri için yapılacak masraflar sözkonusu olacaktır. Bu masraflar kural olarak önceden tahmin edilebilir. Bu tür bir şirket ile ticari faaliyet hemen başlatılabilir, ancak yine de doğal olarak yeni Firma&#8217;nın yeni merkezi, yeni idarecileri ve yeni ortakları ticaret siciline kaydedilene kadar belli bir sürenin geçmesi gerekecektir.</p>
<p>Bu tür şirketler, satın alınmalarının kolay olması nedeniyle Almanya&#8217;da gün geçtikçe daha da popülerlik kazanmakta olup, aynı nedenlerden dolayı yabancı firma kurucuları için de çekici olabilir.</p>
<p>Diğer hususlar</p>
<p>Son olarak diğer önemli hususlara kısaca değinmekte yarar görmekteyiz.</p>
<p>Yabancıların durumu<br />
Yabancıların Almanya&#8217;ya seyahat ve Almanya&#8217;da ikamet için oturma izni almaları gerekmektedir. Yabancıların Almanya&#8217;da meslek sahibi olmaları oturma iznine bağlanan bazı şartlarla sınırlandırılabilir. Yabancı işçilerin ise ayrıca İş Bulma Kurumundan (Bundesanstalt für Arbeit, Arbeitsamt) çalışma izni almaları zorunludur. Bu husus, Alman yabancılar bürokrasinin takdir yetkisinin dar yorumlanmasıyla birlikte maalesef özellikle Türk işadamlarının Almanya&#8217;ya kolay girememelerine yol açmaktadır. Bu yüzden, Almanya&#8217;da bir şirketin kurulmasına yönelik hazırlıklarda bu sorunların dikkate alınması ve bunların çözümüne özen ve önem verilmesi zorunludur.</p>
<p>Vergiler<br />
Alman vergi hukuku karmaşık bir yapıya sahip olup, sürekli olarak değişikliklere uğramaktadır. Almanya&#8217;da ekonomik faaliyette bulunulması açısından özellikle Gelir Vergisi, Kurumlar Vergisi, Ticari ve Sanayi İşletme Vergisi ve Katma Değer Vergisi büyük önem arzetmektedirler. Almanya ile Türkiye arasında bir Çifte Vergilendirme Anlaşması mevcuttur.</p>
<p>Kurumlar Vergisi (Körperschaftsteuer) tüzel kişilere ait Gelir Vergisi&#8217;dir. Almanya&#8217;dan idare edilen veya merkezi Almanya&#8217;da bulunan tüzel kişiler, şahıs şirketleri ve malvarlıkları sınırsız olarak vergi mükellefidirler. Şirketin (Kurumlar Vergisi) ve hissedarın (Nema Vergisi) çifte vergilendirilmesi, her iki verginin birbirinden mahsup edilmesi suretiyle (mahsup işlemi) önlenir.</p>
<p>Her ticari ve sanayi işletme, Almanya&#8217;da faaliyet gösterdiği sürece, ticari ve sanayi işletme vergisine (Gewerbesteuer) tabidir. Bu vergi kurumlar vergisinden ayrı olarak ödenir ve böylece Almanya&#8217;da tartışılan ve federalizmin ağır bir bedeli sayılabilen önemli bir vergi yüküne sebebiyet vermektedir. Serbest meslek sahipleri ise, bu vergiye &#8211; henüz &#8211; tabi değildirler. İşletmenin adına faaliyet gösterdiği müteşebbis vergilendirilir. Şahıs şirketlerinde şeffaf olmayan bir vergilendirme sözkonusudur; şahıs yerine şirket vergilendirilir.</p>
<p>Vergiye tabi olmayan miktarlar nedeniyle küçük veya yeni kurulmuş işletmeler ilk yıllarda ticari ve sanayi işletme vergisi ödemezler.</p>
<p>Sonuç</p>
<p>Almanya&#8217;da bir şirketin kurulması, özellikle T.C. uyruklular için yabancılar hukuku mevzuatından ileri gelen bazı engellerle karşılaşılmasına neden olabilir. Ancak, Türkiye ile Almanya arasındaki geleneksel ve hala büyük bir hızla gelişmekte olan ilişkilerden dolayı, Almanya, AB&#8217;nin iç pazarına girme yolunda çok uygun ve stratejik bir basamak teşkil etmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kanberkilinc.com.tr/almanyada-yabanci-sirketlerin-subelerinin-kurulmasi.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
