Binek Araçlarda Amortisman ve Değerleme
17 Kasım 2008
Binek otomobili edinimi ve değerlemesi ile ilgili olarak vergi kanunlarımıza bazı özel hükümlerin getirilmesinin ardında, muvazaalı binek otomobili edinimlerini engelleme arzusu bulunmaktadır. Engellerin olmadığı durumda, vergi planlaması yapan işletmeler, özellikle yılsonlarına doğru binek otomobili alıma yönelmiş, aktifleştirme dönemi sonunda bir kez amortisman ayırdıktan sonra, görece likiditesi yüksek olan binek otomobillerini kolaylıkla nakde çevirebilmişlerdir. Özellikle azalan bakiyeler yöntemine göre amortisman yönteminin tercih edilmesi ve taşıt alımı sırasında ödenen Katma Değer Vergisi (KDV) tutarlarının, tahsil edilen KDV tutarlarından mahsup edilmek suretiyle indirilmesinin (geri alınmasının) sağladığı fayda (vergi tasarrufu), muvazaalı binek otomobili alımsatımından kaynaklanacak maliyetlerin ge
risinde kalmış ve kimi işletmeleri binek otomobili edinmeye daha fazla teşvik etmiştir.Binek otomobilinin vergi kanunları karşısında özel bir önem kazanmasının bir diğer nedeni de sadece işletme faaliyetleri için değil, kişisel ihtiyaçlar için de kullanılabilecek ve kişisel ihtiyaçlar dışında kullanılan binek otomobili için yapılacak harcamaların işletme ile ilişkilendirilebilecek olmasıdır. Binek otomobili edinimindeki istismarların devletin vergi kaybına yol açması, Maliye Bakanlığı’nın harekete geçmesine ve konu ile ilgili bir takım
tedbirleri almasına neden olmuştur. İlk olarak anılan sakıncaların yarattığı vergi sızıntılarının önüne geçmek amacıyla, 4108 sayılı Kanun ile Vergi Usul Kanunu (VUK) madde 320′de değişiklik yapılmış ve yürürlük tarihi
01.01.1994 olarak belirlenen kıst amortisman uygulamasına geçilmiştir. Buna göre; faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobillerin kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olanların bu amaçla kullandıkları
binek otomobilleri hariç olmak üzere, işletmelere ait binek otomobillerinin aktife girdiği hesap dönemi için ay kesri tam sayılmak suretiyle kalan ay süresi kadar amortisman ayırmaları ve amortisman ayrılmayan süreye isabet eden kısmın ise, itfa süresinin son yılında tamamen yok edilmesi gerekmektedir (VUK, m.320/2). Binek otomobili ile ilgili kısıtlayıcı bir diğer düzenleme de KDV Kanunu ile getirilmiştir. KDV Kanunu m.30/b’de yapılan değişiklik ile faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobillerin kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olanların bu amaçla kullandıkları hariç olmak üzere işletmelere ait binek otomobillerin alış vesikalarında gösterilen KDV, mükellefin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden indirilemez hükmü getirilmiştir. Başka bir ifadeyle, kanunda öngörülen koşullara
uygun binek otomobili alımlarında, ödenen katma değer vergisinin, tahsil edilecek olan KDV’lerden mahsup edilmek suretiyle indirilmesi imkanı ortadan kaldırılmıştır. Bu çalışmada, öncelikle binek otomobili alımının ilgili hesaplara kaydedilmesi ve amortismana tabi tutulma biçimleri, sonrasında ise vergisel düzenlemeler ile getirilen kısıtlamalar ve bunların muhasebe sürecindeki etkileri ele alınmaktadır. Son olarak binek otomobili KDV’si ve amortismanına ilişkin farklı kayıtlama yöntemlerinin sonuçları; Maliye Bakanlığı açısından
toplanan vergi, işletmeler açısından ise ödenecek vergi yükümlülüğü ve dönem net karlılığı bakımından değerlendirilmektedir. BİNEK OTOMOBİL ALIMLARININ VERGİ DÜZENLEMELERİ KARŞISINDAKİ DURUMU
Binek otomobili, diğer maddi duran varlıklar gibi maliyet bedeli ile kayıt altına alınır.Bu nedenle yapılan harcamaların ayrıştırılması, bunlardan maliyet bedeli içine girecek olanlarınbelirlenmesi, dışında kalanların ise niteliklerine uygun şekilde kayıtlanması gerekmektedir. Binek otomobilinin değerlemesi VUK’da gayrimenkullerin değerlemesi ile ilgili hükümlerin yer aldığımaddelere (m.269 ve m.270) göre yapılmaktadır. VUK m.270′e göre; hangi giderlerin varlığın (binek otomobilin) maliyetine dahil edileceği sıralanmıştır. 163 sıra no.lu VUK Genel Tebliği’nden hareketle ise, binek otomobili alımından doğan faiz ve kur farklarının yatırım dönemine ait olan kısımlarının binek otomobilinin maliyeti içinde yer alması gerektiği anlaşılmaktadır. Faiz ve kur farklarının, binek otomobili (genel olarak iktisadi varlıkların) edinilmesinden önce veya sonra doğmuş olmasının önemi bulunmamaktadır. Fakat VUK Genel Tebliğlerinde, duran varlıkların aktife alındığı tarihe kadar geçen sürelere ilişkin faiz ve kur farklarının finansman gideri olarak maliyete eklenmesi gerekirken, aktife alınma sonrasında (işletme dönemlerinde) ortaya çıkanların, maliyete eklenmesi ya da doğrudan dönem gideri olarak kayıt altına alınması ihtiyaridir. Vergisel düzenlemeler bakımından “aktife alma”, ilgili varlık üzerinden amortisman ayrılmasına bağlanmaktadır. Eğer ilgili varlık üzerinden henüz amortisman ayrılmamış ise o varlığın aktife alınmamış olduğu kabul edilir (Kaval, 2005; 326). Bu nedenle binek otomobili için yapılan harcamaların vergi kanunları karşısındaki durumu ve amortismanın bu çerçevede ele alınması uygun olacaktır. Yatırım Döneminde Yapılan Harcamalar
Yatırım (aktifleştirme) döneminde yapılan harcamalar; binek otomobili alım bedeli ve alışla ilgili diğer giderler şeklinde sınıflandırılabilir. Binek otomobili alımında taşıtın alım bedeli, binek otomobilin ÖTV, KDV ve diğer giderler öncesi bedelidir. Kullanılmamış araç alımlarında, otomobil satıcısı, alıcı adına yaptığı giderleri taşıt alım bedeline ilave etmekte ve otomobili bu fiyat ile satışa sunmaktadır. Bu nedenle taşıtların satın alınması sırasında ödenen tutarların, neler karşılığında ödendiğinin belirlenmesi ve buna uygun şekilde kayıt yapılması esastır. Kullanılmış binek otomobili alımlarında ise katlanılan giderlerin birçoğu, zaten alımsatım işlemi sırasında ortaya çıkmakta ve bunlar taşıt alım bedelinin dışında kaldığından ayrıştırılması da kolay olmaktadır. VUK m.269′da gayrimenkul olarak sınıflandırılan taşıtların (binek otomobillerinin), maliyet değeri ile değerlemeye tabi tutulacağı açıktır. VUK. m.270′de ise, satın alma bedelinin dışında hangi giderlerin maliyet bedeline dahil edilmesi gerektiği yer almaktadır. Bu çerçevede binek otomobili ediniminde taşıtın alım bedeline ilave edilebilecek giderler aşağıdaki gibi sınıflandırılabilir:
i) Vergiler
a. Özel tüketim vergisi (ÖTV)
b. Gümrük vergisi
ii) Kur farkları ve faiz giderleri
iii) VUK, m.270′de sayılan diğer giderler; montaj, noter, tescil, mahkeme, kıymet takdiri komisyonu, tellaliye giderleri gibi. İşletmeler, binek otomobili alımı ile doğrudan bağlantısı kurulabilecek olmak kaydıyla bu giderleri maliyet bedeline dahil etme ya da dönem gideri olarak kayıt altına alma konusunda serbest bırakılmışlardır (Antalya Defterdarlığı, Mukteza; 2002). Binek otomobilinin maliyetine eklenebilecek olan giderler içinde yer alan gümrük vergisi ve ÖTV tutarlarının da bu çerçevede maliyete eklenmesi
mümkündür (5035 sayılı Kanun’un 48′inci maddesiyle ve 01.01.2004 tarihinden geçerli olmak üzere Taşıt Alım Vergisi yerine Özel Tüketim Vergisi getirilmiştir.) Öte yandan, VUK’da binek otomobili alımında indirilemeyen KDV’nin nasıl dikkate alınacağına ilişkin açıklık bulunmadığı görülmektedir
(Öztürk, 2007: 387). Gümrük vergisi ve ÖTV’nin, ortak özellikleri; bu vergilerin işletme üzerinde kalmaları, tüketim üzerinden alınmaları ve doğrudan vergi niteliği taşımalarıdır. Bu özellikler, aynı zamanda, VUK m.270′de gayrimenkullerin maliyete eklenmesine ya da gider olarak yazılmasına ihtiyarilik tanınan vergilerin de genel karakteristiğini ortaya koymaktadır. Bu çerçevede, özü itibariyle ÖTV’ye benzer bir nitelik kazanmış olan indirilemeyen binek otomobili KDV’sinin de maliyete eklenmesi ya da doğrudan gider yazılmasına esneklik tanındığı söylenebilir. Öte yandan, Maliye Bakanlığı’nca yayımlanan 23 sıra no.lu Katma Değer Vergisi Genel Tebliği ile indirim konusu yapılamayan binek otomobili KDV’sinin, Gelir ve Kurumlar Vergisi Kanunları çerçevesinde işin mahiyetine göre gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınabilmesinin önü açılmıştır (Öztürk, 2007, 387). Binek otomobili edinimi sırasında ödenen bir diğer vergi türü de Motorlu Taşıtlar Vergisi (MTV)’dir. Binek otomobili edinimi sırasında ödenen ve maliyet bedeline eklenmesine izin verilen ÖTV, gümrük vergisi ve indirilemeyen KDV’den farklı olarak, MTV’nin taşıtın maliyetine eklenmesi söz konusu değildir. Özel Tüketim Vergisi; binek otomobillerin ÖTV oranı silindir hacimlerine göre % 37 ile % 84 arasında değişmektedir. Binek otomobillerle ilgili ÖTV tarifesi Tablo 1′deki gibidir: Binek Otomobillerinde ÖTV Tarifesi Motor Silindir Hacmi
1600 cm3′ü geçmeyenler %37
1600 cm3′ü geçen fakat 2000 cm3′ü geçmeyenler %60
2000 cm3′ü geçenler %84
Kullanılmamış binek otomobili alımlarında, taşıt alımında bulunan işletme, ÖTV mükellefi olmakta ve ödenen ÖTV, VUK m.270/2′ye göre ya maliyete eklenmekte ya da doğrudan gider yazılarak Gelir veya Kurumlar Vergisi matrahının belirlenmesinde indirime konu edilebilmektedir. Binek otomobilinin ilk iktisap kapsamındaki tesliminde hesaplanacak özel tüketim vergisi matrahı, teslim işleminin karşılığını teşkil eden bedel olup, bu bedelden, mükellefçe düzenlenen faturada ayrıca gösterilen ve ticari teamüllere uygun iskonto tutarlarının düşülmesi de mümkün olmaktadır (Turan, 2008). Katma Değer Vergisi; harcama üzerinden alınan dolaylı bir vergi türü olan KDV, genel olarak edinilen varlıkların maliyetine eklenmemekte ve tahsil edilen KDV tutarlarından indirilerek geri alınmaktadır. Başka bir ifadeyle, varlık alımları sırasında ödenen KDV’ler bu varlıkların elden çıkarılması halinde son kullanıcılara (tüketicilere) yansıtılmaktadır.
Binek otomobili alımında da binek otomobilinin teslimi nedeniyle KDV’yi doğuran olay gerçekleşmekte ve tarh etmektedir. Ancak binek otomobili alımlarında ödenen KDV tutarlarının yapılacak mal ve hizmet satışları sırasında tahsil edilen KDV tutarlarından indirilmesi, KDV Kanunu m.30/b ile getirilen istisna hükmü uyarınca, diğer varlık edinimlerinden farklı olarak, indirim konusu yapılamamaktadır. KDV Kanunu m.30/b’ye göre; faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobillerin kiralanması veya çeşitli şekil
lerde işletilmesi olanların bu amaçla kullandıkları hariç olmak üzere, işletmelere ait binek otomobillerin alış vesikalarında gösterilen KDV, hesaplanan KDV tutarlarından indirilemeyecek kalemler arasında yer almaktadır. İşletmelere ait binek otomobiller, amortismana tabi duran varlıklar kapsamında olmalarına rağmen, KDV Kanunu muvazaalı işlemlerin önüne geçmek adına binek otomobili KDV’sine indirim yapılamaması noktasında kısıtlama getirmeyi amaçlamıştır (Tokay, 2002: 38). Bize göre, işletmelerin binek otomobili edinimleri sırasında ödenen KDV tutarlarının hesaplanan KDV’lerden indirilememesi yönündeki kısıtlama yerindedir. Ancak uygulamada indirilemeyen KDV’nin maliyete eklenerek amortisman yoluyla yıllar itibariyle hesaben yok edilmesi de vergi otoritesinin ulaşmak istediği amaçtan verilen ödün niteliğindedir. Bizim önerimiz indirilemeyen binek otomobili KDV’sinin maliyetine eklenmesi ya da
doğrudan gider yazılması değil, binek otomobilinin faydalı ömür süresinin sonuna ya da elden çıkarılacağı tarihe kadar ertelenmek üzere ayrı bir hesapta izlenmesidir1. Aksi halde, maliyete eklenen KDV tutarları, her dönemin sonunda amortisman yoluyla giderleştirilmekte ve bu yolla dönemin Gelir veya Kurumlar Vergisi matrahı maliyete eklenerek amortisman yoluyla giderleştirilen kısım kadar düşürülmektedir. Bizim itirazımız, matrahın düşürülmesine değil; işletmelerin binek otomobili alımında kullandığı fonun nakit akımı doğurmayan bir sonuçla noktalanmasınadır. Daha açık bir ifadeyle, indirilemeyen binek otomobili KDV’sini maliyete eklemeyi tercih eden işletmeler, KDV’nin tamamını değil, Gelir ya da Kurumlar Vergisi oranı nispetindeki kısmını geri alabilmektedir ve bu durum işletmeleri caydırılmaya değil, cezalandırılmaya neden olmaktadır. Özellikle borçlanma maliyetlerinin yüksek olduğu dönemlerde, işletmelerin sermaye maliyetini ve firma değerini olumsuz etkileyeceği de dikkate alınmalıdır. Öte yandan indirilemeyen binek otomobili KDV’sinin doğrudan dönemin giderleri arasında gösterilerek Gelir ya da Kurumlar Vergisi matrahından düşülmesi de işletmeler için rasyonel bir tercih olmamaktadır. Bu tercihin maliyete eklenen ve yıllar itibariyle amortisman yoluyla giderleştirme seçeneğinden farkı, söz konusu indirilemeyen KDV tutarının peyder peyi değil de, defaten Gelir ya da Kurumlar Vergisi matrahından düşülebilmesidir. Dolayısıyla maliyete eklenen KDV için belirttiğimiz sakınca doğrudan gider yazma yöntemi için de geçerlidir. 1 Bir varlığın faydalı ömrü işletmenin varlıktan beklediği yarara göre belirlenir. İşletmenin varlık yönetimi politikası, varlıkların belirli bir süre ya da gelecekteki yararlarının belirli bir oranda tüketilmesinden sonra elden çıkarılmasını gerektirebilir. Bu nedenle varlığın işletme için faydalı ömrü, o varlığın ekonomik hizmet süresinden daha kısa olabilmektedir. ma ilişkin bir gider niteliğindedir ve dönem giderleri arasında yer almalıdır. Bu nedenle binek otomobiline ilişkin MTV giderleri, kanunen kabul edilmeyen gider niteliği taşıdığından matraha ilave edilmesi gerekmektedir. Binek otomobili alımlarında, dönem giderleri arasında yer alacak bu tutarların, mali dönemin başladığı tarih ile otomobilin satın alma tarihi aralığına isabet eden kısmının 680 Çalışmayan Kısım Gider ve Zararları hesabında izlenmesi doğru olacaktır. Kur Farkı ve Faiz Giderleri; binek otomobili edinimlerinde, maliyete eklenmesi gereken bir diğer unsur da varlığın satın alındığı tarih ile aktife alındığı
tarih arasında ortaya çıkan kur farkı ve faiz (finansman) giderleridir. Başka bir ifadeyle, varlığın satın alındığı tarih (20.10.2007) ile ilk kez amortismana tabi tutulduğu tarih olan (31.12.2007) tarihleri arasında kalan dönem olup, bu dönemde katlanılan faiz ve kur farkı giderleri 163 sıra no.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği uyarınca binek otomobilin maliyetine eklenmesi gereken giderler arasındadır. 2.2. İşletme Döneminde Yapılan Harcamalar İşletme dönemi, bir yatırımın tamamlanarak kısmen veya tamamen işlet
menin esas konusunu teşkil eden faaliyetine geçildiği veya üretim faaliyetine başlandığı tarihte başlayan dönemdir. Buna göre amortismana tabi iktisadi kıymetlerin kullanıma hazır hale getirildikleri tarihe kadar geçenyatırım döneminden sonraki sürece işletme dönemi denilmektedir. Binek otomobili edinimi de duran varlık yatırımı kapsamında değerlendi
rilmektedir ve binek otomobili için ilk defa amortisman ayrılmaya başlanılan tarih, yatırım döneminin bittiği, işletme dönemininse başladığı tarih olmaktadır. İşletme döneminde binek otomobiline ilişkin harcamalar iki grupta toplanabilir: Normal giderler Olağandışı giderler Normal Giderler: Bu giderler, duran varlıkların kullanıma hazır tutulmaları için katlanılan giderlerdir. Örneğin bakımonarım, temizlik gibi normal giderler maliyetine eklenmez, genel giderler içinde asnif edilirler (Koç Yalkın, 2005, 266). Olağandışı Giderler: Bu türden giderler sürekli değil, arızi olarak yapılırlar. İlgili duran varlığın kapasitesini artırmak veya ekonomik değerini sürekli olarak artırmak amacıyla katlanılan bu giderler ilgili varlığın maliyet bedeline eklenirler (Koç Yalkın, 2005, 266).
VUK m.262′den; işletme döneminde yapılan harcamalardan iktisadi anlamda binek otomobilinin ömrünü uzatan ya da işlevini artıranlar dışında kalan diğer harcamaların, binek otomobilinin kullanımına dönük olduğu ve dönem gideri olarak dikkate alınması gerektiği sonucuna ulaşılırken, bunların dışında kalan ve binek otomobilin iktisadi anlamda ömrünü uzatan ya da işlevini artıran harcamaların maliyete eklenmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Buna göre; akaryakıt giderleri, bakımonarım giderleri, kasko ve zorunlu trafik sigortası gibi giderler, binek otomobilinin kullanıma hazır tutulmasına yönelik harcamalar niteliğindedir ve maliyete eklenmezler. Bu türden giderler, binek otomobilinin kullanıldığı mali dönemin giderleri arasında yer alması gereken giderlerdir.
Amortismana tabi duran varlıkların kullanım süresini uzatan veya kullanma yararını artıran harcamalar nedeniyle ortaya çıkan ve ödenen KDV’lerin tıpkı amortismana tabi iktisadi kıymetlerin KDV’sindeki gibi ortaya çıktıkları dönemde indirilmeleri gerekmektedir (Tokay, 2002: 45). Buna göre binek otomobiline ilişkin harcamalardan doğan KDV tutarlarının yine binek oto
mobili edinimi sırasında ortaya çıkan KDV gibi değerlendirilmesi gerektiği ifade edilebilir. Bu bağlamda, binek otomobillerinin akaryakıt, tamir, bakım ve onarım gibi giderlerinden doğan KDV, ortaya çıktığı dönemde indirime tabi tutulmalıdır. Benzer bir yorumla binek otomobilin kullanım ömründe ya da işlevinde artışa neden olan harcamalardan doğan KDV tutarlarının
ise tıpkı binek otomobili alımından doğan KDV’ler gibi maliyete eklenmesi ya da doğrudan gider olarak kayıtlanması gerekmektedir. Bizim önerimiz ise, tıpkı binek otomobili alımından doğan KDV’deki gibi 292 no.lu hesapta ertelenmesidir. Binek otomobillerinin aktife alınmasının ardından, işletme dönemlerine ait kur farkı ve faiz giderlerinin ortaya çıkması durumunda, işletmeler doğrudan dönem gideri yazmak ya da varlığın maliyetine eklemek konusunda serbest bırakılmışlardır (163 Sıra No.lu VUK Genel Tebliği).
BİNEK OTOMOBİLLERİNİN KIST AMORTİSMAN UYGULAMASI KARŞISINDAKİ DURUMU:
Amortisman, işletme sermayesini korumak ve değerini zamanla kaybeden duran varlıkların tamamen veya kısmen karşılanmasını sağlamak amacıyla, ilgili varlığın kullanıldığı süre boyunca aşınma, yıpranma ve zamanla yok olmalarına karşılık olarak, varlık maliyetinin gidere dönüştürülmesidir. Amortisman ayırmanın temel amacı; amortismana tabi varlığın yatırım maliyetlerini sistemli ve anlamlı bir biçimde, varlığın kullanım dönemlerine dağıtmaktır (Özulucan, 2005, 9091). VUK m.313′e göre; işletmede bir yıldan fazla kullanılan ve yıpranmaya,
aşınmaya veya kıymetten düşmeye maruz bulunan gayrimenkullerle, VUK m.269 gereğince gayrimenkul gibi değerlenen iktisadi kıymetlerin, VUK’un “Değerleme” başlıklı birinci kısmındaki esaslara (VUK m.258298) göre tespit edilen değerlerinin yine bu kanun hükümlerine göre yok edilmesi amortismanın konusunu teşkil etmektedir. İktisadi kıymetlere ilişkin faydalı ömür süreleri (amortisman süreleri) ve normal amortisman oranları, VUK’un 333, 339 ve 365 Sıra No.lu tebliğlerinin ekinde listeler halinde sunulmuştur. Amortisman süresi ise, iktisadi kıymetlerin aktife girdiği yıldan başlamaktadır (VUK m.320). Otomobiller için amortismanın süresi, 333 Sıra No.lu VUK Tebliği ekindeki listede 5 yıl, normal amortisman oranı ise %20 olarak belirlenmiştir. Amortisman süresi bakımından binek otomobilleri ve diğer otomobiller diye ayrıca bir belirleme yapılmamışsa da hangi nevideki araçların binek otomobili6 kapsamında olduğu önem kazanmıştır.
Binek otomobili kapsamına giren taşıtların amortisman süresi, VUK m.320′ye 01.01.1994 yılından itibaren geçerli olmak üzere eklenen fıkra ile düzenlenmektedir. Buna göre; “Faaliyetleri kısmen veya tamamen binek otomobillerin kiralanması veya çeşitli şekillerde işletilmesi olanların bu amaçla kullandıkları binek otomobilleri hariç olmak üzere, işletmelere ait binek otomobillerinin aktife girdiği hesap dönemi için ay kesri tam sayılmak suretiyle kalan ay süresi kadar amortisman ayrılır. Amortisman ayrılmayan süreye isabet eden bakiye değer, itfa süresinin son yılında ta
mamen yok edilir.” Kayseri Vergi Dairesi Başkanlığı, B.07.1.GİB.4.38.15.01/KDV20615/237 Sayılı Muktezası’nda otomobiller, 197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu’nun “Tanımlar” başlıklı 2′nci maddesinde; yapısı itibarıyla, sürücüsü dahil en çok sekiz oturma yeri olan ve insan taşımak için imal edilmiş bulunan motorlu araç olarak tanımlanırken, ayrıca binek otomobili tanımı yer almamaktadır. Ancak bu maddenin son paragrafında ise, bu verginin uygulanmasıyla ilgili diğer terimler “Karayolları Trafik Kanunu, Türk Ticaret Kanunu, Karayolları Trafik Yönetmeliği ve Türk Gümrük Tarife Cetveline göre tespit olunur” hükmü yer almaktadır. Öte yandan Türk Gümrük Tarife Cetvelinin 87.03 tarife pozisyonunda “Binek otomobilleri ve esas itibariyle insan taşımak üzere imal edilmiş diğer motorlu taşıtlar (87.02 pozisyonuna girenler hariç) (steyşın vagonlar ve yarış arabaları dahil)” ifadesi yer almakta olup; 87.03 no.lu Gümrük Tarifesi İstatistik pozisyonunun alt açılımlarında binek otomobilleri motor gücüne sınıflandırılmıştır. Yine 27.07.2005 tarihinde 25888 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak; yayımı tarihinden itibaren yürürlüğe giren 8 seri
no.lu Gümrük Genel Tebliği (TarifeSınıflandırma Kararları) ile de (1+3), (1+4) veya (1+7) koltuklu yolcu taşıma kapasitesine sahip araçlar da 87.03 G.T.İ.P. kapsamında binek otomobili olarak değerlendirilecektir” hükmü yer almaktadır.









































